
Efendiler!
“Efendiler; muharebe meydanında, emre intizar eden Şark Ordumuz, 28 Teşrinievel 1920 günü Kars üzerine harekete başladı. Düşman mukavemet etmeksizin Karsı terketti. 30 Teşrinievelde tarafımızdan işgal olundu. 7 Teşrinisani tarihinde kıtaatımız, Arpa çayına kadar olan mıntakayı ve Gümrüyü işgal etti.” Nutuk, 1934, 2. Cilt, sayfa 40.
Nutkun kime ait olduğunu hepiniz biliyorsunuz, özellikle kendisini Kemalist ve Atatürkçü belleyenler ile okulda ezberlediği her şeyi gerçek tarih sanıp hala kafa ütülüyenler mutlaka biliyordur da bilmek istemediklerinizi ben ekleyeyim:
1- O tarihte oralarda düşman filan yoktur, oraların yerli halkları vardır herhangi bir yerden “göçüp” gelmeyen, avcılıkla, toplayıcılıkla geçinmeyi 8 bin civarında yıl önce terkedebilip yerleşik tarım yapabilen, yani Rusya 1917 komünist devriminden sonra oralardan çekilmişti.

2- Yukarıdaki sözlerin müellifi Gürcistan Hükümeti heyetini Ankara’da diplomatik temsilcilik açmak ve nihai sınır anlaşmasını da yapmak üzere Ankara’da ağırlıyor gözüküyorken Lenin ile gizli temaslar yürütüyor ve 1921 Şubat ayında Kızılordu’nun başta Azerbaycan olmak üzere Güney Kafkasya’nın üç bağımsız ve Milletler Cemiyeti’ nin tanıdığı ülkenin işgal edilmesini sağlıyordu, hadi Gürcüler düşamnınız, Ermeniler de anlaşıldı da Azerileri satıp üstüne 80 yıl da sadece Azeri petrolünü Rus imaparatorluğuna kullandırmak da engin bir strateji olsa gerektir ki bugünkü sınırlar da bize okullarda küfrettirdikleri “Komünist/Kızıl Moskof” sayesinde çizilmiştir ve işgal sonrası o memleketler adına işgal rejimi tarafından imzalanmıştır. Buna rağmen tarihten intikam alınamayacağını bilenler başka ülkeler tarafından de jure (yure) olarak tanınmayan bu anlaşmayı da bizzat tanımışlardır, bu bir iyi niyet göstergesidir aynı zamanda ama “kurtuluş günü” mavrasıyla siz onlara (Gürcistan’a ve halen bölgede yaşayan Gürcüler’e) hala düşman muamelesi yapıyorsunuz demektir.Oysa o zamanki Gürcistan’ın yegane derdi Rusya’nın bölgeye geri dönmemesidir, bu da sayenizde olmuştur evvel Allah…..
3- Bunun böyle olduğunu geçen günlerde Alev Coşkun Cumhuriyet gazetesindeki “Kafkas Seddi ” adlı yazısında uzun uzun anlattı ve aslında Rusya ile ilişkilerin bu minvalde sürdürülmesini tavsiye etti… Buradan paylaşmıştım ve önemli bir kısmınız okumadınız tabii ve rahatlıkla gene Gürcü’yü geçtim bir yerinizin selameti için Azerbaycanı yeniden satabilirsiniz strateji zannederek…. Meşhur Katerina’ya Kırım’ı savaşı orada kazandığı halde Kafkas Cephesi’nde kaybedilen savaş karşılığı (Kırım’da Türkler kazanmıştı savaşı ama şark kurnazlığı ile zar atmak ile satranç oynamak arasındaki fark sonucu Karadeniz’e inemeyen Rus o tarihte indi. Şimdi Sevastopol’da en büyük deniz üslerinden birine sahip, Osmanlı’ya karşı savaş kazanan, ki tümünü de onlar kazanmıştı,amiral ve generallerin adlarını verdikleri ve İstanbul Boğazı’ndan gözünüze sokarak geçirdikleri savaş gemileri oradan geliyor) Artvin, Ardahan,Kars karşılığında masa başında veren de benim dedem değildi…. Oysa Tatar da Azeri de gerçek Türk idi ve satıldılar….
4- Yani 7 Mart 1921 bir savaş sonrası düşmandan kurtarılmış bir bölgenin kurtuluşu filan değildir, ülkesini Kızılordu’nun toptan işgaline karşı korumak amacıyla tarihin ilk sosyal demokrat hükümeti olan zamanının Gürcistan Hükümeti’nin bu bölgeden mecburen çekilmesinin sonucudur.Bir takım yerel çeteler arası çatışmalar olmuştur o kadar. O tarihte orada Rusya ve ordusu yoktur… Biraz izanınız varsa sürekli palavra sıkıp düşman üretmekten ve kendinizden başka herkese düşman muamelesi yapmaktan vazgeçin okuma yazmanız yetiyorsa alaylı müftülük yapmaktan da vazgeçin ve başka dil filan da bilmiyorsanız sözünü ettiğim gazete yazısı ile hiç olmazsa Prof. Dr. A.Suat BİLGE’nin “Güç Komşuluk / Türkiye-Sovyetler Birliği İlişkileri 1920-1964” kitabının ilk 80 sayfasını okuyun. Cehalet anlaşılır şeydir ama art niyet ve yalancılığın ne olduğunu siz söyleyin…..


































