Nuran Gümüş Aydin
…Facebook anılarım olarak karşıma çıkmasıyla beraber zaman tüneline girdim..1970 li yıllar…Babacığım Samsun/Terme/Bazlamaç köyünde öğretmen..Köye ilk giren siyah-beyaz tv lerden birine sahibiz.
Aynı yıllar yine annemin örgü makinesiyle örgü örüp babamında taa ki kırmızı Murat-124 arabasının parasını çıkarıncaya kadar dikiş makinesinde örülenleri diktiği periodlara tekamül ediyor…
Akşamları araba itinayla pencerenin önüne yanaştırılarak televizyonu çalıştırmak üzere aküye bağlanır..Bu esnada konu komşu da akşam yemeklerini yemişler ve bir bir kapıyı çalmaya başlamışlardır. Anneciğimde çayı , fındığı ,meyvayı hazırlamıştır bile…Akşam bulaşıkları ise, lavobası bile içeride olmayan ve çömelerek yıkadığım köy evimizde istisnasız asli görevimdi.(ki bu ev ev sahiplerimiz alamancı oldukları için gayet iyi durumdaydı)…Veeee artık nefesler tutulmuş beklenen an haberlerden sonra Türkiye’nin tek kanalı TRT de başlar UZAY 1999…
Sahi ne anlatırdı o metal yığını , buz gibi hissettiren , izlerken birilerin tir tir titrettiren bu film? Kimler hatırlar? Kimlerin anılarında ne kadarı kaldı? Verilen mesaj neydi? TEKNOLOJİ?İNOVASYON?BUGÜN Kİ FARKINDALIĞIMIZLA İZLEMEK SAHİ NEYE BENZERDİ?Merak edenler için aha da şuraya Hasan Yalçın’ın hazırladığı bir link bırakıyorum.İyi seyirler! https://www.youtube.com/watch?v=CXb2abE6-L4


























