Megrelebi – Samegrelo / მეგრელები – სამეგრელო
Megrelebi Megreller demektir ve Batı Gürcistan’ın bir kısmının yerli halkını ifade eder. Samegrelo ise Batı Gürcistan’daki tarihsel ve etnografik bölgelerden birinin adıdır. Samegrelo’nun daha eski adı Egrisi’dir ve Egrisi bugünkü Samegrelo’dan daha geniş bir alanı kapsar, içine Apkhazeti (Abhazya), Batum gibi yerler de girerdi.
Megrelebi terimi Samegrelo ile Apkhazeti (Abhazya) bölgesinin yerli halkını ifade eden tarihsel ve etnografik bir terimdir.
Megreller [მეგრელები] denen halk; Açarlebi (Açaralılar), Gurulebi (Gurialılar), Meskhebi (Meskhiler), Çanebi (Lazebi-Lazlar), Klarcebi (Klarcetililer), Taoelebi (Taolular), Svanebi (Svanlar), Raçvelebi (Raçalılar), Leçkhumelebi (Leçkhumililer), İmerlebi (İmeretililer), Kartlelebi (Kartlililer), Kakhelebi (Kakhetililer), Tuşebi (Tuşetililer), Khevsurebi (Khevsurlar), Pşavebi (Pşavlar) hep birlikte Kartveli ulusunu oluşturur, tüm bu gruplar Kartveli ulusunun boyları, kollarını teşkil eder. Megreller bu kollar arasında en büyüklerden biridir.
Megreller ve yukarıda adı geçen Kartveli denen ulusun diğer kolları, tarihin derinliklerinden beri aynı Gürcü kültür, siyasi ve dil dünyası içerisindedirler. Gürcistan’da tarihsel ve etnografik bölgelerde yaşayan Megrellerin ve Svanların edebi Gürcüceden farklılık gösteren kendi konuşma dilleri de vardır. Megrellerin kullandığı Megrelce ile Lazca, Svanca ve Gürcüce aynı dil ailesindendir.
Megrelcenin dâhil olduğu dil ailesini inceleyelim: Kafkas Dil Ailesi bölgesel bir grup olan Kuzey Kafkasya Dil Ailesi ve genetik bir grup olan Kartveluri edebi dil ve lehçelerinden müteşekkil Güney Kafkasya Öbeği’ni oluşturur. Kartveluri genetik öbeğinin üyeleri Gürcüce (Kartuli), Megrelce (Margaluri/Megruli), Lazca (Lazuri/Çanuri) ve Svanca’dır (Luşnu/Svanuri). Bunlar Saerto-Kartveluri olarak adlandırılan arkaik dilin edebi dil ve lehçelere bölünmesiyle ortaya çıkmıştır. Tarihlemeleri tartışılan kabul görmüş teorilere göre Saerto-Kartveluri’den MÖ 3. Binde Svanuri, MÖ. 2. Binde Zanuri (Zanca) adı verilen konuşma sistemleri oluşmuş, Zanuri de kendi içinde Megruli ve Çanuri olmak üzere iki alt sisteme ayrılmıştır. Bu iki alt sistemin de şiveleri, şivelerin de ağızları vardır. Gürcistan’da Samegrelo ve Apkhazeti’de (Abhazya) Megruli konuşulabilmektedir.
Gürcistan’ı tarihsel açıdan incelediğimizde, yabancı imparatorlukların işgal dönemlerini saymazsak; Samegrelo Bölgesi’nin çeşitli dönemlerde Kolkha Krallığı, Kolkheti Krallığı, Kartli (İberia) Krallığı, Egrisi-Lazika Krallığı, tekrar Kartli (İberia) Krallığı, Egrisi-Abhaz Krallığı, Birleşik Gürcistan Krallığı, İmereti Krallığı gibi Gürcü krallıklarının parçası olduğunu görürüz.
Sözlüğün Egrisi-Lazika maddesinde Egrisi hakkında bilgi verilmiştir. Batı Gürcistan’daki Samegrelo yani Egrisi’de (Yunan kaynaklarında Lazika) Doğu Gürcistan’da olduğu gibi Hıristiyanlık 4. Yüzyılda yayılmıştı. Fakat Doğu Gürcistan’dan farklı olarak Egrisi’de (Samegrelo) 6. Yüzyılın ilk yarısında; Bizans etkisiyle Yunan dilinde dua ve ibadet oturtulmaya çalışıldı ve Yunancanın hâkim olduğu piskoposluk bölgeleri kuruldu. Bu dönemde Egrisi Krallığı artık Bizans vasalı olmuştu ve Egrisi’de Yunanca ibadet Bizans etkisiyle başlamıştı.
Egrisi’yi (Samegrelo) Bizans vasalı olmaktan, 8. Yüzyılda Megrel Apkhazeti feodalleri içinden çıkan prensler kurtardı ve eski Egrisi Krallığı’nı canlandırdılar, bu sefer krallığın adı Egris-Apkhazta Samepo oldu. Bu krallık literatürde Apkhazta Samepo yani Abhaz Krallığı olarak da geçer. Bu krallığın merkezi ise Kutaisi olmuştur.
Ülkelerini Bizans vasalı olmaktan kurtarıp eskisi gibi bağımsız hale getiren Egrisi-Abhaz Kralları veya Abhaz Kralları Yunancayı da ibadetlerinde ve dualarında kullanmaktan çıkardı. 9.-10. Yüzyıllarda bilinçli olarak; bugünkü Apkhazeti (yani Abhazya), Samegrelo gibi bölgelerde Gürcüce dua ve ibadetler yapılan, Gürcüce eğitim veren piskoposluk merkezlerini Egrisi-Abhaz kralları kurdular. Bunlar arasında Mokvi [მოქვი], Bedia [ბედია], Tsiaşi [ციაში] ve Çkondidi [ჭყონდიდი] sıralanabilir.
Bunu yapmalarının bir tek nedeni vardı; onlar da Doğu Gürcistan’dakilerle, Güney Gürcistan’dakilerle aynı dile, ortak etnik, kültürel, siyasi geçmişe sahipti; bu hususta aralarında hiçbir fark yoktu. Zaten dilsel, siyasal, kültürel olarak Tao (Diaokhi) ve Kolkha (Kolhida) zamanından, yani MÖ 12. Yüzyıldan beri beraberlerdi ve Egrisi-Abhaz kralları da bunun bilincindeydi.
Nitekim 10. Yüzyıl sonunda Artvin merkezli Tao-Klarceti Krallığı ile Abhaz Krallığı/Egrisi-Abhaz Krallığı denen bu krallık hanedanlar arası miras birleşmesi yoluyla ve itirazsız, sorunsuz birleşti, bu iki krallığın birleşiminden oluşan yeni krallığa da Gaertianebuli Sakartvelos Samepo yani Birleşik Gürcistan Krallığı dendi. Gürcistan’ın parçaları bir araya gelmek suretiyle oluşan krallık olduğundan bu ad verilmişti.
Kendileri birer Megrel olan Egrisi-Abhaz kralları kendi ülkelerini önce Yunan etkisinden kurtarıp, Yunancayı da kiliselerinden çıkardıktan sonra; yerine Gürcüceyi kendi arzularıyla sokmuşlar, asırlar boyunca kendi arzularıyla sosyal hayatta, siyasette Gürcüce konuşmuşlar, Gürcüce okumuş, Gürcüce yazmışlardı; çünkü Megrel demek Gürcü demekti.
Samegrelo Bölgesi’nin olduğu alan 14.-19. Yüzyıllar arasında Dadiani hanedanı yönetimindeki Odişi (Samegrelo) Prensliği topraklarıdır. Odişi (Samegrelo) Prensliği, Birleşik Gürcistan Krallığı içindedir, bu krallık 15. Yüzyılın ikinci yarısında parçalandıktan sonra ise, yeni ortaya çıkan Gürcü krallıklarından biri olan İmereti Krallığı’na bağlıdır.
Odişi (Samegrelo) sınırları tarih boyunca değişiklik göstermiştir. Odişi (Samegrelo) Prensliği 1. Levan Dadiani döneminde, 1557 yılında İmereti Krallığı’ndan koparak bağımsız bir prenslik haline geldi. Bu tarihten sonra kâh Gürcü krallık ve prensliklerinin birbirleriyle mücadeleleri, kâh Osmanlı’nın bölgede hâkim olma çabalarıyla geçen yüzyıllardan sonra Odişi (Samegrelo) prensliği 1804 yılında Rusya’nın eline geçmiş, Rusya içindeki Kutaisi Valiliği’nin parçası olmuştur.
Odişi yani Samegrelo’nun Megrel prensleri Dadianiler; 16.-19. Yüzyıllar arasında yaklaşık 3 yüzyıl boyunca Gürcü krallıklarından fiilen ayrılmış bir Gürcü prensliği olarak varlığını sürdürmüştür. Bu süre zarfında da Gürcüce konuşmaya, okumaya, yazmaya, yazışmalarını Gürcüce yapmaya, Gürcüce ibadet etmeye devam etmişlerdir. Fiilen bağımsız, ayrı oldukları 3 yüzyıl boynca bunu sürdürmelerinin ve başka bir dil ve yazı sistemi oluşturmamalarının tek nedeni, Megrellerin Kartvel yani Gürcü olması, edebi Gürcücenin de yukarıda belirtilen Kartveluri gruplarının birlikte oluşturduğu, Megrellerin kendi dilleri olmasıdır.
Tarihte Edebi Gürcücenin oluşmasında en büyük katkıyı veren ve böylece kendi edebi dillerini oluşturan Megrellerin Gürcistan’ı yabancı imparatorlukların işgal ve etkilerinden kurtarma, Gürcistan’ı birleştirme hususunda başarıları tarihteki yerini almıştır. MÖ 4. Yüzyıl sonunda Kartli (İberia) Kralı Parnavaz’la Egrisi (Kolkheti) Kralı Kuci’nin ortaklığı, Egrisi-Abhaz krallarının 8. Yüzyılda Bizans etkisinden ülkelerini kurtarıp bağımsız olmaları ve sonrasında Tao-Klarceti Krallığı ile birleşmeleri birçok örnekten iki tanesidir.
Gürcistan’ın Çarlık Rusya’sı işgalinde olduğu dönemde ve Sovyetler Birliği döneminde de Gürcü ulusuna kültürel, edebi ve siyasi alanda liderlik eden önemli isimler Megrellerden çıkmıştır.
1917 yılında Çarlık Rusya’sı yıkıldıktan sonra Gürcistan 1918 yılında bağımsızlığına tekrar kavuştu. 26 Mayıs 1918’de kurulan Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti’nin başındaki Noe Jordania Megreldi.
Sovyetler Birliği döneminde Rus yönetimi Megrelleri Gürcü dünyasından koparmak istediğinde buna en büyük tepkiyi verenler yine Megrellerdi, başlarını çeken ise Gürcü Edebiyatı’nın en önemli temsilcilerinden biri olan Konstantine Gamsakhurdia idi.
1991 yılında Gürcistan’ın Sovyetler Birliği’nden ayrıldığını duyuran, bağımsız Gürcistan Cumhuriyeti’nin kuruluş bildirgesini hazırlayan ve yeni Gürcistan Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olan da bir Megrel olan Zviad Gamsakhurdia idi ve O, aynı zamanda Konstantine Gamsakhurdia’nın da oğluydu.
Batı Gürcistan’daki Samegrelo günümüzde de Gürcistan’ın en seçkin ve coğrafi açıdan en güzel bölgelerinden biridir. Megreller ise Samegrelo dışında Kutaisi, Batum, Tiflis gibi yerlerde yaygın olarak yaşamaktadır. Başkent Tiflis’in nüfusunun yarıya yakınını Megrellerin oluşturduğu ifade edilmektedir.























