Filiz Gençoğlu: Yara bandıyla, / Koşu bandı arasında gidip geliyoruz.Yaralarımız kabuğa, /Ayaklarımız toprağa hasret.
Hızla yaşlanırken, / Hayat kapağı açık kalmış kolonya şişesi gibiyken, / Odanın bir ucuna oturmuşuz, / Gençliğimizin buharlaşan esansını kokluyoruz.
Yeni dünya dedikleri bu olsa gerek; / Organik ekmek, / Organik yumurta, /Organik yoğurt…
Köyümüze gitmek yerine, / Milyonluk şehirlere köyü getirmeye çalışıyoruz.
Yakında marketlerde yerini alır mı bilemem:
“Dert dinleyen dost” / “Kin gütmeyen arkadaş” / “Satmayan organik yoldaş” / “Gezen insan çocuğu” / “Hayırlı evlat mayası”
Belli mi olur, on sene sonra, / Belki organik insan alıyor oluruz.
Demem o ki: Hep çok yoğun, hep çok yorgunuz.
Köy uzakta, şehir kalabalıkta, / Dostlarımızın nesli azalmakta…Geçen yıl okuduğum biri yazmış, kimin derlediğini biliyorum. Bilen varsa şimdi söylesin; yoksa sonsuza dek sussun!..
Ve sonra: Yazanı öğrendim …
Bir diğer şiiri….
“Gül hazîn, sümbül perîşan, bâğ-ı zârın şevki yok,Dertnâk olmuş hezârın nağmenkârın şevki yok…Başka bir hâletle çağlar cûy-i bârın şevki yok…Âh eder inler nesîm-i bî-karârın şevki yok…Geldi ammâ neyleyim sensiz bahârın şevki yok…” Doç. Dr. Kinyas KARTAL























