SU PERİSİ
Doğduğum memlekette
büyüyüp serpildiğim
ayaklanmaya başladığımda
korkmazdım yer cücelerinden
saklanmazdım bir yerciğe
devam ederdim gezmeye
Bir gün geçerkan bir dereceği
-lanet ederim o güne-
fıstık gibin bir gıza dakıldı gözüm
Düştüm tuzağa yıkıldım ben fukara
Çayıra gurulu bir tuzağa
yakalanan guzu gibi
Parıldadı görünca beni
ve zihnim gamaştı
O gülünca bana
öylesine şavkardı dünya
Yeni gurulduydu sankim cennet
ve galdım oraşta gıbırdamadan
Aha işte oracıkta şaşkın galdım
Unuttum nereşte olduğumu
ve dondum galdım sessizlikte
“Gel arkamdan” dedi
deli gönlüm acıdı
takip ettim onu
Vadileri, ovaları, dağları geçtik beraber
çiçekler ve dikenlerle dolu
Yol bitmek bilmedi
ama yorulmadık hiç
pürneşe idik
Titredi olmaya ki gaybeder diye beni
ben da titredim olmaya ki gaybederim onu
Olmaya ki gonuştum da o gonuştu bağa
susadım ona ve yandım
Ama gorktum dokunayım
olmaya ki şimşek olup çakardık
Sonra vardık bir dağa
cennet gibi göklere uzanan
Yüksekliklerinde ağladık
ve güldük beraber
keskin misk kokusunda
“Eğer varsa cesaretin” dedi
“ve sevdiysan bu hayatı
buraşta gal benimle baş başa”
ve bir kahkaha patlattı
birden hissettim
gırılmakta olduğunu galbimin
Konuştu ve sırra gadem bastı
yok oldu gözümün önünden
geçip giden yel gibi
Sonra yarıldı kalbim
ve kafam durdu
Bir daşa döndüm o zamandan sonra
Beni kemiren bu eziyet
hala gizlidir oraşta
bülbüllerden bile
Aha o zamandan beridir
Ne zaman görsem bir Su Perisi
Değiştiririm yolumu
görmesin deyin beni.
VASSILIS MICHAELIDES
( Kıbrıs Halk Şairi )
Çeviri: Neşe Yaşın
#şiirlisabahkahveleri





























