Nina Kopilova Şahin: Gürcü dil ve edebiyat hakkında-4 ( Gürcü Şairler- Nikoloz Barataşvili )
28 senelik kısacık ömürde 10 yıllık çalışmalarında sığdırdığı şiirler, vefatından 20 yıl sonra bir araya getirilerek dergide yayımlanmıştır.

1817-1845
Ondan geriye kalan bir tane gerçek fotoğrafa bile sahip değiliz; sadece nasıl göründüğüni ifade eden çizilmiş temsili bir resim ulaşmıştır bizlere.
Şair Rus, Farsız ve Alman dillerini çok iyi bilir. Tiflis’te lise okurken en sevdiği öğretmen Gürcü bilim mantık okulunun kurucusu, ayni zamanda Gürcü dili ve edebiyat tarih alanlarında birçok etkili bilimsel eserleri yazan ve Gürcü halk figürü olan Solomon Dodaşvilin etkisinde kalır. Ne yazık ki maddi imkânsızlıktan dolayı yükseköğretim eğitimi göremez.
Orduya Topal olduğu için kabul edilmez. Tek taraflı aşk yaşar. Bu durum yazarın psikolojisinin iyice bozulmasına yol açar. Depresyonda olan şairin o yıllarda yazdığı şiirler dünyaya karşı olumsuz görüşlerini de yansıtmaktadır. O zamanlar Rusya imparatorluğu içinde kalan Nahçivan ve Gencede devlet memuru olarak çalışır. Fakat çok zaman geçmeden sıtmaya yakalanır ve genç yaşta hayatta veda eder. 1890-93 yılları arasında mezarı Gürcistan’da Tiflis’e nakledilir.
İlia Çavçavadze, daha önce Fars şiirinin etkisinde kalan Gürcü şiirine Barataşvili sayesinde Avrupa Romantizminin girdiğini yazmıştır.
Onun poetikasi ve üslubu romantik şiirsel düşüncecin mükemmel bir ifadesidir. Bir düşünür ve sanatçı olarak Gürcistan’daki tüm 19 yüzyıl edebiyatının yolunu açar. Onun dünya göruşu çok geniştir. Manevi acısının nedenı de ulusal gerçekliklerle ilgili idi.
“Barataşvili’nin şiirlerinin değeri, insan yüreğinin en derin yelerine kök salmış duyguları zamanın ve dilsel engellerin sınırlayamayacağı bir biçimde dile getirmiş olmasında yatar. Onun romantizmi insana yalnızlığı aşmak için cesaret aşılamakla kalmaz, yetinmez; uçurumları aşmak, kargaların çığlıklarına ve rüzgârların uğultularına meydan okumak için yol gösterir.”
Okur, Barataşvili’nin şiirlerinde hem zamanın çelişkili Gürcü toplumsal yaşamının bir resmini, hem de romantikleri tutsak eden sorunların özgün bir yorumlanmasını bulur. En başından bu yana Gürcü toplumsal yaşamının gelişiminin tarihsel gerekliliği ve düzenliliğinin doğru anlaşılması için çalışır. Halkının şanlı geçmişi, şair için azizdir. Ancak geçmişe dönmenin olanaksızlığının da farkındadır. Onun biricik amacı geçmişin ülküselleştirilmesi değil, varolan gerçekliğin nesnel bir değerlendirilmesidir. Çünkü bu, geleceği kavramayı kolaylaştırır.
TULPAR
Doludizgin koşuyor, uçuruyor beni Tulparım engin âlemlere,
Kara bir kuzgun da gaklıyor arkamdan kara kem gözlerle!
Yürü, Tulpar’ım, senin koşularının yoktur ne hududu, ne haddi,
Ve rüzgâra katıver şu benim kapkara, endişeli fikirlerimi!
Rüzgârları biç, suyu yar, aşıver hendeklerden ve kayalardan,
Çekinme sakın ey benim kanatlım ne sıcaktan ne de kötü havadan,
Fırlayarak git, atılıver ve kısalt şu sabırsızın yollarda geçecek günlerini!
Sakınma hem de yorgunluktan helak olmuş senin şu fedai süvarini!
Varsın ayrılayım vatanımdan, yoksun kalayım akranlarımla dostlarımdan,
Görmekten mahrum kalayım ebeveynimi ve sevdiğimi, hoşsohbet olan;
Nerde akşam olursa orada olsun sabahım, orası olsun vatan toprağım,
Yeter ki şu kalbimin sırlarını ben gezegenlere, yıldızlara anlatayım!
Kalbimin inlemelerini, aşkımın tortusunu sunayım denizin dalgalarına,
Ve senin muazzam, vecde gelmiş, çılgınca arzularının iştiyakına!
Yürü, Tulpar’ım, senin koşularının yoktur ne hududu ne haddi,
Ve rüzgâra katıver şu benim kapkara, endişeli fikirlerimi!
Defnolmayayım kendi toprağımda, atalarımın kabirleri arasında,
Kalbimin sevdiği ağıtlar yakmasın, damlamasın üstüme yaslımın gözyaşı da;
Kara kuzgun kazar kabrimi kıraç meraların viran çayırları arasında,
Ve artakalmış kemik çanlarıyla feryadı figanla atar üstüme toprağı fırtına da!
Sevdiğimin gözyaşı mislince göksel şebnemler düşer ben melunun üstüne,
Cıyaklayan akbabalar taziyelerini sunmada yakınlarımın yas tutması yerine!
Haydi kalk, uçuver benim Tulpar’ım, şu kaderin hudutlarından aşır beni,
Şimdiye dek olmadıysa bundan sonra hiç olmasın süvarin kaderinin kölesi!
Bırak onun himayesinden yoksun öleyim ben, lanetli!
Korkutamaz olsun ben kanlı düşmanını onun sivri pençesi!
Yürü, Tulpar’ım, senin koşularının yoktur ne hududu ne haddi,
Ve rüzgâra katıver şu benim kapkara endişeli fikirlerimi!
Nasıl olsa yine de boşa çıkmayacaktır iştiyakı şu garibin, hasredilen,
Ve yürünmemiş yol, çiğnediğin, tulparım, kalacaktır her şeye rağmen;
Ve şu zorlu yolum kolay gelsin benden sonra gelecek olan kardeşime,
Ve gözü kara rüzgâr gibi geçsin küheylanı kendi kara talihinin önüne!
Doludizgin koşuyor, uçuruyor beni Tulpar’ım engin âlemlere,
Kara bir kuzgun da gaklıyor arkamdan kara kem gözlerle!
Yürü, Tulpar’ım, yoktur senin koşularının ne hududu ne haddi,
Ve rüzgâra katıver şu benim kapkara, endişeli fikirlerimi!
Nikoloz BARATAŞVİLİ
Türkçesi: Hasan Çelik
****
Devam edecek:
Editörün Notu: Şair,Yazar, Çevirmen Nina Kopilova Şahin 21.06.1990 Gürcistan doğumlu, İzmir’de yaşamını sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk annesidir. Edebiyata karşı tutku ve merakı küçük yaşlarda başlayan yazarımız 20 yaşına kadar Eğitmini Gürcistan’da tamamladı. Gürcistan’da yayımlanan aylık ‘Saba’ dergisinde düzenli olarak deneme yazıları ve şiirleri yayımlandı. Türkçe dilinden Gürcüce diline Gürcüceden Türkçeye çevirmiş olduğu şiirler, hikayeler ve kendi deneme yazıları ‘Güncel Sanat’ dergisinde, ‘Mortaka’ dergisinde ‘E- gazete ‘de ve ‘Journo’ Gazetesinde yayımlanmıştır.
******































