Şebinkarahisar,Eğribel Geçidi.Oraya vardığımda kendimi bir kuş gibi hissederim.O yükseklik, kuzeyde denizden gelen rüzgar, güneyde Karahisar güneşi, İç Anadolu havası..kurutulmuş papatyalar..
Bu yollardan ne kervanlar geldi geçti. Bu yol insanları evine ulaştırdı. Kimilerinin ölümüne, kimilerinin kaybolmasına yol açtı. Hayata dair ne varsa; olaylar,hayatlar bu yollarda yaşandı.
Kanlıhan ‘dan yukarıya yükselen yol Eğribel’de noktalanır.Orada bir nefes alırsın. Issızlıkta,yalnızlıkta orada durursun.
Sahi Can Akengin, bir tür dışlanmışlığını bu dağların başında özgürlüğe çevirmiş olabilir mi? Kendini mutlu hissetmiş midir?
Yol beni alır götürür aşağıya, artık yokuş aşağı ineriz. Aşağıda Asarcık ve Licese vardır. İkisi de tarihi eski köylerdir.
Yolun sonu Karahisardır .Masmavi gökyüzü, güneş, toprağın envayi çeşit renkleri, dut ağaçları, bağlar, kocaman bir antik kale, Kayabaşı ve orada bulunan manastır yavaş yavaş görüş alanıma girer.
Şebinkarahisar tarihtir ve yol beni tarihin tam ortasına götürür ve oraya bırakır. Düş görmüş gibi bakarım öyle, niye Karadeniz sahil şeridinden çok iç bölgelere kendimi yakın hissediyorum.
Bilmiyorum ama öyle…Şebinkarahisar orada ve bekliyor beni.
Fotoğraf: Aysın Gözen





























