Donarak ölenlerin de öfkesiyim!
“Soğuk ısırması”, bir örselenme (travma) etkenidir. Bu adlandırmayı hiç duydunuz mu bilmem. Bunun ne olduğunu anlamak için yavaş yavaş donarak ölmek gerekir.
Ben ölmedim, ama süreci yaşadım. Kaçaktım. Soğuk ısırmıyor, etimi kopartıp çiğniyordu sanki. Suçlandığım kitaplar almıştım yanıma. Donarak öleceğimi anladım. Donma öncesi bastıran o uykuya yenilmek üzereydim. Hiçbir şey hissetmeden ölmekti bu. Kabul etmedim böyle ölmeyi. Yanımda götürdüğüm kitapları yakmaya başladım. Kar dinmiş, ayaz bin katına çıkmıştı. Küçük bir dağdaydım. Daha korunaklı bir yer ararken bir kayanın yapış yapış olduğunu fark ettim. Ne olduğunu anlamak için ağzıma götürdüm. Baldı. Arılar kayanın kovuğunda yuvalanmıştı. Deliler gibi yemeye başladım sızan baldan.
Küçük çemberler çizerek koştum. Vücudum ısındı. Donarak değil, çarpışarak ölecektim. Daha iyiydi böyle ölmek.
Deprem sonrası enkaz altındasınız. Bir şey yapma, bir çözüm bulma olanağınız hiç yok. Böyle bir durumda, o anda yaşadıklarınızı bilinç dışına itmek, yaşadığınız sarsıntıdan kurtulmak olanaksızdır. Yapacak bir şey yoktur, öfkenizi bırakırsınız öldürüldüğünüz yere.
Bu ülkede bütün ömrüm, toplumsal ve bireysel olarak, bir örselenme (travma) bitmeden diğeri başlayarak geçti. Bir isyan olmaktan başka çıkış yok.
10 Şubat 2023, Cuma, saat 03. 52
































