Artvin’in Bilinmeyen Dönemleri
Artvin ili topraklarının içinde olduğu tarihi Gürcü krallık ve prensliklerinin adları:
-Eski Tao Krallığı (Asur kaynaklarında Daieni, Urartu kaynaklarında Diaokhi diye geçer).
-Kolkheti Krallığı (Yabancı kaynaklarda Kolhis).
-İberia Krallığı (Diğer adı Kartli Krallığı).
-Klarceti Prensliği.
-Kartvelta Krallığı (Tao-Klarceti Krallığı olarak da bilinir).
-Birleşik Gürcistan Krallığı (Gaertianebuli Sakartvelos Samepo).
-İmereti Krallığı.
-Samtskhe Prensliği (Samtskhe Saatabago).

Kaynaklarda geçen ve Eski Tao’ya Asurluların saldırdığı tarih olan MÖ 1112’yi baz alırsak, 16.Yüzyılda Samtskhe Prensliği’nin son bulduğu zamana kadar geçen süre 2 bin 700 yıldır. Sözkonusu zaman diliminde buranın işgâl altında olduğu dönemler (Pers, Pontos, Roma işgâl dönemleri, Tao’daki bir dönem Ermeni yönetimi, Arap işgâli, kalıcı olamayan Selçukluların girmiş olmaları, Moğol işgâli) bu paylaşıma konu değil. Paylaşım Gürcü siyasi yönetimlerinin isimleriyle ilgilidir. Samtskhe Prensliği’nden sonra 16. Yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu dönemi başlar. Sonrasını zaten biliyorsunuz.
Artvin ve çevresi tarihi eserler bakımından çok zengindir, yüzlerce tarihi eser var burada. Artvin’de bir tane Roma eseri, Bizans eseri, Selçuklu eseri, İran eseri eseri cami, kilise, köprü, kale, han, hamam, kervansaray, yol, su kanalı vd. bulamazsınız (Osmanlı’nın son zamanlarında halk tarafından yapılmış camiler vardır). Günümüze ulaşan tarihi eserler esas itibariyle; İberia Krallığı, Kartvelta (Tao-Klarceti) Krallığı, Birleşik Gürcistan Krallığı ve Samtskhe Prensliği döneminde yapılmıştır. Zaten Kartvelta Krallığı ve Birleşik Gürcistan Krallığı’nı kuranlar da bu topraklardan başlayıp İberia’dan sonra tüm Gürcistan’ı yeniden birleştirdi. Son Gürcü feodal yönetim birimi Samtskhe Prensliği yöneticilerinin kökleriyse Potskhovi yani Posof’taydı.
Bazen birileri çıkıp Artvin’in güzellikleri yanında tarihinden ve tarihi eserlerinden de bahsederken nedense tüm bunları yok sayıyor. Tv’de o kalenin üzerinde oturmuş canlı yayın yapıp tarihten bahsederken üzerinde oturduğu kalenin Kartvelta Krallığı zamanında yapıldığını görmezden gelip, Gürcü kelimesini de hiç kullanmadan, Roma, Pers ve Selçuklular üzerine anlatımlara şahit olduk. Bahsettiğim yayında Zülfü Livaneli bile vardı (sanırım kendisi bu konuları araştırmış değil).
Süregelen yok sayma ve çarpıtma geleneğinin ürünü bu. Öyle ya, 11.Yüzyıl eseri Tbeti manastırını dinamitle patlatan kaymakamlar görmüş, iki tane köy evine yol götürme bahanesiyle 5.Yüzyılda temelleri atılmış Opiza manastırını yıkan zihniyetten beklenir bunlar.
Bir de şu var. Bir kesim var ki, Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinden birşey elde edemeyince İskit Türkü misket Türkü Kıpçak Türkü gibi masallara sığınıyor. İllâ ki Gürcülerin burada hakim olmadığını ve hatta hiç var olmadıklarını ispata çalışıyorlar. Tüm bu eserleri yapanların Gürcüce konuşması, kitabelerin Gürcü dilinde yazılmış olması, kralların prenslerin Gürcü dilinde yazışması, tarihin onlardan Gürcü diye bahsetmesi hatta toponimlerin hidronimlerin vs. Gürcüce ve Lazca olması Gürcü veya Laz olmaları için nedense yeterli olmuyor. Ama, hiçbir belgesi, ispatı olmayan, hiçbir delile dayanmayan yalanlarla İskitleri güya Türk yapıyor, üstelik hiçbir zaman yerleşmedikleri Artvin’de varmış gibi gösteriliyor, hiçbir zaman Artvin’e yerleşmemiş Kıpçaklar sanki Artvinlilerin atası gibi gösteriliyor. Cumhuriyet döneminin bu yalanlarına da halâ onca insan inanıyor. Kıpçaklar yüzyıllarca Rusya ve Kuzey Kafkasya’da yayılmıştı Ruslar Ukraynalılar Çerkesler Oslar Çeçenler biz Kıpçağız demiyor da size ne oluyor? Davit Ağmaşenebeli’nin yardımcı kuvvet olarak getirdiği az sayıdaki Kıpçağı dilinize sakız yapmakla bir yere varamazsınız.
Ama gerçekler ne kadar uğraşsalar da kaybolmuyor. Öyle bir zamandayız ki tüm tarihi eserleri toponimleri tarihi kaynakları reddetseler ne yazar? Son zamanda Artvin ve çevre illerinde yaşayanları etnik kökenlerini netleştirmek için DNA testi merakı sardı. Kendi ceplerinden para verip Amerika’da (Emin değilim, belki de Avrupa’da) test yaptırıyorlar ve sonuçlarını da çeşitli gruplarda paylaşıyorlar. Sonuçlar şaşırtıcı; meğer Gürcü’ymüşler! Ve bu bölgenin tamamı bu testleri yaptırsa, çoğunluk Gürcü ve Laz çıkar. Ve onlar, yukarıda verdiğimiz krallıkları kuran halkın çocuklarıdır ve hep buradaydılar. Peki herkes mi öyle? Hayır tabii ki. Gerçekten Türk etnik kökeninden olanlar var, buraya gelip yerleşmiş Terekemeler mesela. Onlar da Ahıska Turküyüz Kıpçak Türküyüz gibi yalanlar söylemeyi bıraksınlar. Terekemeyiz ve dolayısılya Türküz desinler saygı duyalım. Poşa ve Ermeniler de vardır elbette. Bugün herkes kendini ne hissederse odur ve çoğunluk bu açıdan Türk. Ama etnik köken yalanlarını ve tarihi çarpıtmayı bırakmak gerek, artık bu yalanlar işlemiyor. Dileyen DNA testi yaptırır. Bence bu testlere bile gerek yok.
Fotografları ntv’nin Görülen ama gezilemeyen 1000 yıllık Artvin Kalesi ziyarete açılıyor adlı yazısından aldım.




























