Boşa Yazmak…
Dünyanın her yerinde insanlar, olayların, tarihin, siyasetin gövdesinden habersizdirler.
En azından yüzde 95 böyledir. Onlar bir aysbergin ancak ucunun ucundaki kar birikintisiyle meşguldürler. Biraz üflemeleri, karı hafifçe sağa sola püskürtmeleri yeterlidir.
Bütün hayata da ancak bu kadar bakabilmektedirler. Derine hem inemezler hem de inmek istemezler. Hem yetenek ve birikim olarak çok zayıftırlar hem de rahatlarının bozulmasını istemezler.
Devlet, din, milliyetçilik onları itaate ve tevekküle zorlar; beceremediklerinde bunu hukukuyla, ordusuyla, polisiyle, medyası ve eğitim yöntemleriyle dayatır, ve büyük oranda başarır.
Taptıkları devlet aslında onların efendisidir. Devlet (iktidar değil) fikrini sorgulamazlar, onu hep var ve koruyucu olarak düşünürler; tıpkı Tanrı gibi.
Devlet de tanrı da insanların efendisi olduğu sürece, insanların köleliği bitmez.
Kölelik olsa olsa biraz biçim değiştirmiştir. Yoksa her yere kök salmış, ve tıpkı aysbergin gövdesi gibi derinlerdedir.
Bunların dışında olunduğunda insan özgür müdür? Ben özgür müyüm?
En azından yalanları görüyorum, onlara elimden geldiğince hizmet etmekten kaçınıyorum. Belki en azından kafamın içinde epey bir özgürüm.
Ama biliyorum; çoğunluk için boş işler bunlar…




























