Fehmi Uzal Ustiaşvili: Bu söyleşiyi ქართული მბების პორტალი/ Gürcü Haber Portalı için yapıyoruz. Özellikle Genç Gürcü Müzisyenlerin hak ettikleri oranda sahiplenilmediği düşüncesindeyiz . Yıllardır Türkiye’de Gürcü müziği yapılıyor, yeni bir şey değil. Bunlar belli isimler; İberya Özkan Melaşvili, Bayar Şahin,Erol Alkan Vaketeli. Bir iki isim daha eklenebilir bunlara ama sonuçta bir elin parmaklarından az.

Son on yıl içinde ise gençlerin ortaya çıktığını, kendilerine yer açmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bunlar müziğimiz açısından sevindirici. Bu söyleşinin amacı da bu Gençler! Dernek gecelerinde, festivallerde, etkinliklerde ‘ucuza’ kapattığımız ve bir dahaki etkinliğe kadar unuttuğumuz gençleri önce camiamıza sonrada bütün halkımıza tanıtmak.
İsterseniz sizi tanıyarak devam edelim. Nerede doğdunuz? Eğitim durumunuz nedir? Ne zamandan beri müzik yapıyorsunuz? Ne tür müzik yapıyorsunuz? Hangi müzik aletlerini kullanıyorsunuz?
Okan Subaş: 1989 yılında Artvin-Borçka’da doğdum. Okula köyümde başladım. Liseyi Artvin Anadolu Lisesinde okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo Sinema Televizyön bölümünü bitirdim. Müzik bir şekilde çocukluğumdan beri hayatımın içerisindeydi.
Fakat ilk defa Üniversitenin Öğrenci Kültür Merkezinde ciddi bir şeyler yapmaya başladım. Ağırlıklı olarak Kafkas ve Karadeniz müziği yapan çeşitli grup ve müzisyenler ile Tulum,salamuri ve çeşitli kavallar çalıp geri vokal yapıyordum.
Fehmi Uzal Ustiaşvili: Hangi guruplarla çalıştınız?

Okan Subaş: İlk profosyönel sahnem Bayar Şahin ile başladı. Bayar abiyle geçirdiğimiz 10 yıllık sahne deneyimi özellikle kendi müziğimizi,yani Gürcü müziğini öğrenmemde en büyük paya sahiptir. Bunun dışında Karadeniz müziği yapan nice grup ve müzisyenle albüm ve sahne süreçleri de yaşadım.
Fehmi Uzal Ustiaşvili: Birazda projelerinizden bahseder misiniz? Kısa ve uzun vade de hedefiniz neler?
Okan Subaş: Açıkçası müzik piyasası koşulları,içinde bulunduğumuz süreç ve daha bir çok nedenden ötürü projelerimizi gerçekleştirmemiz bir hayli zor. İstanbul dan dostlarımız ile kurduğumuz ve sadece Gürcü folk müziği yaptığımız Ligani isimli bir grubumuz var. Bu grupla sahne yapabilecek bir alan yaratmamız çok zor oldu. Bunun dışında kendi adıma çok idealist başladığım müzik hayatıma,kültürel müziğimizle alakalı çeşitli projelerle devam edebilmek için Artvin’e geri döndüm. Burada durumun çok daha vahim olduğunu görmek üzücüydü. Bu ve bunun dışında daha nice sebepten ötürü Türkiye’deki ortalama bir müzisyen gibi bende ekonomik getiri sağlayacak başka işlerle uğraşıp,müziği yandan,ek bir uğraş olarak gerçekleştirmek zorunda kaldım.Etkin çalışmalar yapabilmenin tek yolunun bu uğurda kendini adamak,hiçbir maddi manevi karşılık beklemeden kendi yağında kavrulmak olduğunu anladım ki, özellikle ekonomik koşullarım gereği bunu yapmam imkansız. Her şeye rağmen müzikte en büyük hayalım ve hedefim çok zengin olan ve neredeyse tamamen kaybolmuş çok sesli müziğimizi Artvin’de yeniden canlandırmak
Fehmi Uzal Ustiaşvili: Gürcü müziğini bütün çabalara rağmen geniş halk kitlelerine ulaşmadığı düşüncesine katılıyor musunuz? Ve bu doğu ise nedenleri nedir sizce.

Okan Subaş: Bu söylediğinize kesinlikle katılıyorum. Bunun temelde birkaç sebebi var. İlki ve en geniş hali Türkiye deki müziğin durumudur. Ülkemizde pop ve arabesk temalı müzikler dinleniyor. Yöresel müzikte de bu temaları içeren projeler ayakta kalabiliyor. Bu halk müziklerini de deforme eden durum. Burada bu müziği icra eden arkadaşlarıma kesinlikle lafım yok, çünkü istemeye istemeye bunu yapan nice müzisyen ve grup biliyorum. Gürcü müziği ise bu temalardan tamamen farklı bir yapıda. Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış ve müzikal algısı ve beğenisi on yıllardır,yukarıda bahsettiğim şekilde yoğrulmuş Gürcüler için kandi halk müzikleri beğenilmez bir form da algılanıyor. Bu sorunu ve genel olarak Gürcü müziğinin bu ülkedeki sorununu şu basit örnekle özetlemek istiyorum. Bahsettiğim Ligani isimli grubumuz ile tamamen otantik Gürcü müziği yapıyoruz ve bu bizim çok kiymet verdiğimiz bir durumdur. Şimdiye kadar birkaç Dernek Gecesinde sahne yapma şansı bulduk. Eğer bu grubu Rize-Trabzon horonları çalan, Şavşatın, Borçkanın ezgilerini tekno altyapılarla yada arabesk temalarla ele alan bir grup olarak inşa etseydik yüzlerce sahne yapmış olurduk.

Fehmi Uzal Ustiaşvili: Söyleşinin sonuna geldik: Son soruyu siz sorun ve cevabı da sizden gelsin!
Okan Subaşı: Fatih Altaylı usulü ile sormak istiyorum! Nezaman adam oluruz? Kaybolmaya yüz tutmuş müziklerin kitlelerin beğeni inisiyatifine bırakılmadan, otoritelerce sahiplenilip yaşatılması gerektiği ve müzisyenliğin de meslek gurubu olduğunu anladığımız zaman!
Fehmi Uzal Ustiaşvili: Bize zaman ayırdınız, teşekkür ederiz, başarılar diliyoruz!





























