Dante, Rustaveli ve insanlığın ortak dili
Bazı kitaplar yalnızca yazıldıkları çağa ait değildir. Yüzyılları aşar, dillerin ve sınırların ötesine geçerek insanlığın ortak hafızasına yerleşirler.
13 Ekim’de Gürcistan Millî Kütüphanesi’nin sergi salonunda düzenlenen “Hümanizmin Kaynakları ve Rönesans’ın Büyük Öncüleri: Dante, Rustaveli ve Aziz Francesco” başlıklı buluşma, işte bu evrensel hafızanın izini sürdü.
İtalyan şiirinin büyük ustası Dante Alighieri, Gürcü edebiyatının ölümsüz şairi Şota Rustaveli ve insan sevgisini yaşamının merkezine yerleştiren Aziz Francesco… Farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda yaşamış bu üç isim, insanın kendisini ve dünyayı anlama çabasının ortak duraklarıdır.
Buluşmayı yöneten şair Dato Mağradze’nin varlığı, şiirin yalnızca geçmişin bir mirası değil, bugünün insanına da seslenen canlı bir düşünce alanı olduğunu hatırlatıyordu.
Gürcistan Millî Kütüphanesi Genel Müdürü Konstantine Gamsahurdia’nın kültürel miras üzerine yaptığı konuşma ise başka bir gerçeğe işaret ediyordu: Bir eserin yüzyıllar boyunca yaşaması, yalnızca onu yaratan sanatçının büyüklüğüne değil, onu koruyan, araştıran ve gelecek kuşaklara aktaran insanların emeğine de bağlıdır.
Kütüphanenin nadir eserler koleksiyonunda bulunan, 1481 yılında basılmış Dante’nin İlahi Komedya nüshası ve Sandro Botticelli’nin gravürleriyle süslenmiş sayfaları, bu düşüncenin somut bir tanığıydı.
Kitabın sayfalarında yalnızca Dante’nin sözcükleri değil, yüzyıllar boyunca devam eden bir kültür yolculuğunun izleri de saklıydı.
Belki de edebiyatın en büyük gücü burada yatıyor: Bir halkın kendi ruhunu başka bir halkın eserinde tanıyabilmesi… Rustaveli’nin dünyasıyla Dante’nin evreni arasında bir bağ kurabilmesi… Ve insanlığın, bütün farklılıklarına rağmen, ortak sorular etrafında buluşabilmesi.
Çünkü büyük edebiyat, yalnızca geçmişi anlatmaz; insanlığın geleceğine de seslenir.






























