“Ruslar gibi Gürcüce konuşuyorsun”.

yazdı
İlginç bir cümle değil mi? En son 7-8 yıl önce duydum; üstelik kendi akrabalarım tarafından bana söylendi. Daha önce de başkaları söylemişti.
Bunu niye söyler ki insan? Ne yani, Ruslar Gürcüce mi konuşuyor?
Bana bunu edebi Gürcüce konuştuğum için söylüyorlardı.
Oysa benimle Gürcüce konuşmayı kendileri istiyor; ben ise onların yerel şivelerine ayak uyduramayınca eleştirerek böyle karşılık veriyorlardı.

Ben de çocukluğumda ve onlarla aynı şiveyi konuşan ebeveynlerimden öğrendim Gürcüceyi. Kendi anadilim olan bu dili çocukluğumdan beri çok sever, bilir ve konuşurum; ama üniversite çağına geldiğimde Gürcü alfabesi/yazını ile tanışıp merak sardıkça o şiveden çıkıp edebi Gürcüceye girmiş oldum; bunu ben isteyerek yapmadım ki? Edebi Gürcücenin doğal etkisinin sonucu buraya sürüklendim.

Böyle olunca da; meselâ kendi köylü ve akrabalarımın aksine konuşurken “r” harfini de kullanmaya başladım. Oysa onlar konuşurken “r” kullanmıyordu ve etraflarında tanıdıkları başka yöre Gürcüsü olarak birtek Yukarı Açaralı “Zegneliler”i tanıdıkları için onlara konuşurken “r” kullandıkları gerekçesiyle “kaba” diyorlardı. Kendilerinin “ince” Gürcüce konuştuğunu zanneden benim köylü ve akrabalarımın; tüm Gürcü dünyasının “r” kullandığından haberi yoktu. Yani örneğin bir rakamının karşılığı olarak hiç kimse bizimkiler gibi “eeti” demiyor, “erti” diyordu. Zegneliler kaba falan değildi, onlar daha doğru konuşuyordu.
Aradan yıllar geçince öğrendim ki benim akrabalarımın ve köylülerimin geldiği yer olan Açara’nın Keda adlı ilçesinde “r” kullanılmıyordu ve bu bazı anektodlara bile konu olmuştu.
Bu dilin de her dil gibi birçok şivesi olduğunu, hatta köyden köye bile şivenin değişebildiğini, ancak tek bir edebiyat dili/yazılı dil olduğunu öğreneli neredeyse 30 yıl oluyor.
Edebi Gürcüceden yoksun kalan köylülerim ve akrabalarım 140 senedir Türk dünyası içinde yaşıyor. Bunun doğal sonucu olarak hem atalarının getirdikleri Gürcüceden birçok kelimeyi kaybettiler, hem de Gürcüce konuşurken birçok Türkçe kelime kullanmaya başladılar. Gürcüceleri geriledi! Onların çocukları ise hiç konuşamıyor…Bu durumdaki kişiler bana niye “Ruslar gibi Gürcüce konuşuyorsun” demiş olabilirler ki?
Çünkü onlar tüm bilgi eksiklerine rağmen kendilerinin konuştuğu Gürcücenin daha doğru, daha güzel olduğunu sanıyor.
Çünkü onlar Gürcistan diye bir ülke tanımıyor, oraya Rusya diyorlardı. Akrabalarımın, köylülerimin büyükleri kendi ata vatanlarındayken Rusya gelip oraları işgâl etmişti. Bizimkilere göre oralar Rusya olmuştu. Geride kalan akrabalarından ve akrabaları olmayan diğer bölge Gürcülerinden haberleri bile yoktu. Bizimkilere göre oralar artık Rusya’ydı. İyi de, tamam da, bunu anlasam bile; Ruslar Gürcüce konuşur mu? Ruslar gibi Gürcüce konuşmak ne demek? Halâ anlamakta güçlük çekiyorum.
Bu ifade ne kadar acı değil mi?O ifadeyi kullanan herkese “Gürcünün Rusla alâkası yok! Gürcücenin Rusçayla alâkası yok!” Diye lâfa başlayıp açıklıyordum; hepsi de anlıyordu.
Nihâyet; o günler artık geride kaldı, kimse böyle şeyler söylemiyor, artık kimse bana “Ruslar gibi Gürcüce konuşuyorsun” demiyor. Ne iyi ki artık herkes Gürcistan’a Gürcistan diyor!

Foto: Cem Midillioğlu 2014
Bugün Fehmi Uzal Ustiaşvili’nin Giresun’un Piraziz İlcesi’ndeki Tepeköy adlı köyde çektirdiği bir fotoğrafı görünce; dedemin köyü olan, babamın da doğduğu o güzel köyü tanımak için gittiğim zamanlar ve anılarım aklıma geldi ve bu yazıyı yazdırdı…
Ek bilgi / Arkaplan: Tepeköy / Giresunda de başlayıp, Ordu, Fatsa, Ünye, Samsun,Çarşamba, Bafra,Alacam, Snop ve Kastamonu, Çatalzeytin ‘dan İstanbul’a Gürcü yerleşim yerleri gezinin ardında bir çok akademik makale ve yanlış hatırlamıyorsam iki de kitap yayınlandı:
Roland Topchishvili, Inga Ghutidze, Zaza Tsurtsumia, Nodar Shoshitashvili, Mirian Khositashvili, Nato Asatiani ve şimdi ismi aklıma gelmeyen üniversiteden genç bir asitan arkadaşında içinde olduğu grubumuzu, Karadenizde Gürcü yerleşimleri ile ilgili bilimsel bir çalışmada, 2014 yılı yazında , Tufan Şafak Lominadze ile rehberlik yapıyorduk. İlk ziyaret yerimizi Tepeköy olarak belirlemiştik. Bizi daha önce kararlaştırdığımız gibi Bulancak rehberimiz Cem Midillioğlu biziz Giresun’da karşıladı.
Geçmişini bildiğim ve güzel arkadaşlarımın olduğu Tepeköy Gürcüleri ile ilk tanışmamız böyle oldu! 4-5 saat süren ziyaretimizde çok güzel sohbetler ve köyün yaşlıları ile geçmiş tarihimize keyifli yolculuklar yapıldı! Bir ara Cem Midillioğlu bana etrafı gezdirirken bir bankta, köyün kanatlıların toplanmış keyif çattıklarını fark ettim ve gidip yanlarına iliştim, o arada kendisinin çektiği fotoyu önceki gün fac hatırlatınca önce Cem’le sonrada sayfamda paylaştım.
Dün Erdoğan Şenol Tefeköy yerbildirim ile paylaşılan bir anıdan hareketle kaleme aldığı ve bir çoğumuzun hikayesine tanık olduğu yazısını, o gezimizden kalan fotoğraflarla renklendirmek istedim!
Fehmi Uzal Ustiaşvili


































