Açaralılar Gürcülerin hangi grubuna dâhil? Yoksa Açara her bölgeden Gürcülerin güvenli limanı mıdır?
Uzun zamandır ertelediğim yazıyı bugün her nedense kısaca yazmak istedim.
Bilindiği üzere Türkiye’nin çeşitli illerine 19. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren göç etmiş Açaralılar geniş bir coğrafyada dağınık olarak yaşıyor. Açaralılar bu adı Gürcistan’ın güneybatı kesiminde yer alan ve tarihsel bölgeleri olan Açara’dan alıyor. Açaralı Açara Bölgesi’nden olan anlamına gelir. Açara’dan 93 Harbi bittikten sonra, yani 1878 yılından sonra bugünkü Türkiye sınırları içine büyük göç yaşandı ama tabii ki Açara’da yaşayanların hepsi göç etmedi, bir kısmı eski yerlerinde, bir kısmı da Gürcistan’ın her yerinde yaşamaya devam ediyor.
Açara Bölgesi neresi peki? Hemen söyleyeyim; Açaristzkali Çayı’nın bulunduğu vadileri kapsayan alana Açara denir. Bugün itibariyle bu alanda Keda, Şuakhevi ve Khulo belediyeleri var. İşte bu üç belediyenin kapsadığı sınırların içinden geldiyse atalarınız; siz Açaralısınız demektir. Şu anda Gürcistan’ın Açara Özerk Bölgesi sınırlarının bundan daha geniş bir alanı kapsadığına bakmayın. O özerk bölge 1921 yılında, sizin dedeleriniz bugünkü Türkiye’deyken kuruldu. Tarihsel anlamda Batumi, Kobuleti, Çakvi, Gonio gibi yerler Açara değildi. Maçakheli de Açara değildi. Bugün buraların tamamı Açara Özerk Cumhuriyeti içinde. Bu tamamen siyasi ve idari bir kavram.
Bugün dahî Gürcistan’da Açaralı (Gürcücesi Açareili/çoğulu Açarlebi) dendiğinde; kökeni yukarıda açıkladığımız üç belediyeden olanlar kastedilir. Batumi’dekiler kim derseniz; orada Açaralı, Maradidili, Maçakhelili, Gurialı, Megreli, Çani (Lazi), İmeretili, Meskhi, hatta Svaniler yaşıyor; biz hepsine birden Kartveli yani Gürcü diyoruz ve Batumi tüm bu Gürcülerin öz yurdudur. Batumi’de hatırı sayılır Abaza (Apsua/Apsuva) da yaşıyor, Ankisa, Peria gibi mahallelerde çoklar, Keda’da dahi varlar. Onlar buraya 1840’lardan itibaren geldiler, onlar Türkiye’deki bazı Abazalar gibi Gürcistan düşmanlığıyla yetiştirilmediler; Batumili Abazaları diğer Batumililerden yani Gürcülerden ayıramazsınız, her türlü saygıyı hak ediyorlar. Yanılmıyorsam 2019 yılıydı; İmedi adlı televizyon kanalındaki programda Peria mahallesindeki Abaza ailesine konuk olunmuştu. Sunucu evin gencine son olarak ne demek istersin diye sorduğunda, sadğegrdzelo söylemek için söz alan Abaza genç, Türkçe mealen Gürcüce olarak “Tanrıdan en büyük dileğim Apkhazeti’nin (Abhazya) tekrar Gürcistan’a katıldığını, bir/bütün ve güçlü Gürcistan’ı bana göstermesidir.” dedi. Türkiye’deki durumu düşününce inanılmaz geliyor değil mi?
Eskilerden devam edelim…
Açara’dan Anadolu coğrafyasına yaşanan göç o toprakların Osmanlı İmparatorluğu’nun elinden çıkıp Rusya İmparatorluğu’nun eline geçmesinden sonra; 1878 yılından itibaren oldu. Bunun detayına girersek konu çok uzaklara gidecek bu nedenle mevzudan uzaklaşmayı düşünmüyorum. Başka platformlarda bu konuları saatlerce konuşabiliriz…
Peki kim bu Açaralılar? Osmanlı İmparatorluğu buralara gelmeden önce yoklar mıydı?
Açara Bölgesi tarihte Kartli Krallığı içindeydi. Bu, yabancı kaynaklarda İberia Krallığı diye geçer. Bu krallık MÖ 4. Yüzyıl sonundan 580’li yıllara kadar devam etti. Yani yaklaşık bin yıl hüküm sürdü. Bu krallığın eristavilik denen bölgeleri vardı, başlarında da eristaviler vardı. Eristavilik demek prenslik demekti, eyalet de diyebilirsiniz. İşte Açara Bölgesi de o zamanlar bu krallığın 8 eristaviliğinden yani 8 prensliğinden biri olan Odzrkhe’nin içindeydi. Bu prensliğin (siz eyalet de diyebilirsiniz) merkezi de bugünkü Samtskhe Bölgesi’nde bulunan Abastumani’deydi. Burası Açara’ya yakın bir yerdedir. Sonraki yüzyıllarda Açara toprakları Tao-Klarceti Krallığı, Birleşik Gürcistan Krallığı sınırları içindeydi. Birleşik Gürcistan Krallığı 1490 yılında parçalandı, yeni krallıklardan biri olan İmereti Krallığı Açara’yı da kapsıyordu. Daha önce Birleşik Gürcistan Krallığı’na, sonra İmereti Krallığı’na bağlı olan ve Açara’yı da kapsayan Samtskhe Saatabago adlı Gürcü prensliği bağımsızlık hevesine kapıldı. Osmanlı İmparatorluğu 16. Yüzyıla girerken kapıya dayandı; Cakeli soyundan prenslerin yönettiği Samtskhe Prensliği topraklarının düzlük ve merkezi alanlarını ve daha sonra dağlık Açara’yı da aldı. 93 Harbi’ne kadar süren Osmanlı hâkimiyeti bu dönemde başladı.
Açara dediğimiz tarihsel bölgeyi yani Açaristzkali Çayı havzası içindeki vadilerde yaşayanları incelersek oradakilerin bir kısmının kökeninin Kutaisi taraflarına, bazılarının kökeninin Svaneti’ye, bazılarının Çaneti yani Lazeti’ye, bazılarının Samegrelo’ya, bazılarının da Artvin çevrelerine hatta daha berilere dayandığını söyleyebiliriz. Açara’da yaşayanlar içerisinde Megreli, Çani, Svani, İmereli vd. kökler taşıdığı belli olan soyadları çok sayıdadır ve ben bunların bazılarını ayırt edebiliyorum.
Peki bu ne anlama geliyor? Bunun sırrı Açara’nın dağlık ve yemyeşil ormanlarla kaplı, derin ve ulaşılmaz vadilerden oluşan yapısında gizlidir.
Tarih boyunca bir kavşak noktası niteliğinde, eski ipek yolu güzergâhlarından birinin üzerinde, askeri ve siyasi açıdan stratejik bir yer olan Gürcistan coğrafyasında savaşlar, imparatorlukların işgalleri, hiç eksik olmadı. Roma, İran, Selçuklu, Moğol, Osmanlı, son olarak da Rusları bu mücadelelerin içinde görüyoruz. İşte binlerce senedir devam eden savaşların arenasında Gürcülerin hayatta kalmasını sağlayan; Gürcistan topraklarındaki ormanlarla kaplı dağlık alanlar ve derin vadilerdir. Gürcülerin yaşam alanı o zamanlar şimdikinden daha genişti ve Artvin-Ardahan-Erzurum çevrelerini hatta Gümüşhane’ye kadar olan alanları kapsardı. Bunun bir ispatı da Osmanlı arşivleridir; Trabzon’daki Şehzade Selim’e “Gürcistan’a sefere gidiyorum” diyenler Gürcistan olarak Gümüşhane’yi söylüyorlar.
Gürcü krallıklarının güçlü olduğu, büyük imparatorlukları yendiği savaşların sayısı çoktur. Ancak Gürcü krallıklarının zayıf düştüğü zamanlarda dışarıdan gelenlerin ülkeyi ele geçirmesi karşısında, Gürcü nüfusu dağlara çekilerek kendini korumuş, bu şekilde Gürcüler varlığını sürdürmüştü. Ülkelerini işgâlden kurtardıkları zamanlarda da düzlüklere, ovalara inerek yaşamlarını ve üretici olmayı sürdürdüler.
Gürcü toprakları Gürcülere bu imkânı verirken, mesela Ermeniler bu imkâna sahip değillerdi. Ermenilerin tüm dünyaya yayılmasının en önemli nedeninin bu olduğu etnolog-tarihçiler tarafından ifade ediliyor: Ermenistan ormanlardan ve ormanlarla kaplı derin vadilerden yoksun ve genelde plato yerleşim alanlarından oluştuğu için dışarıdan gelen saldırılara karşı yenildiklerinde, işgâle uğradıklarında sığınacak yerleri yoktu; bu nedenle de Ermenistan’ı terk edip dünyanın her yerine yayıldılar. Gürcülerin ise derin vadileri, ormanları vardı ve oralara sığınıyorlardı.
Gürcü topraklarında böyle güvenli liman, sığınma alanı olan yerlerden biri de Açara idi. Benzer başka yerlere örnek olarak Maçakheli, İmerkhevi, Raça, Svaneti, Kodori, Siğnaği, Tuşeti vd. verilebilir.
İşte geniş Gürcü coğrafyasındaki topraklar işgâle uğradığında, savaşlardan sağ kalan Gürcüler bu alanlara sığınırdı, düşman buralara giremezdi.
Bunun net bir örneğini biliyorum: Yıllar önce Maçakhelili bir arkadaşımın sülale adının Ardahanoğlu olduğunu öğrenince şaşırmış ve açıklama istemiştim. Dediğine göre; kendi ataları Ardahan Gürcüsüydü, oralar Osmanlılar tarafından ele geçirilince, ataları da güvenli gördükleri, yabancı güçlerin giremediği Maçakheli’ye göç etmişti. Bu göç 16. Yüzyıl sonunda gerçekleşmiş olabilir.
Bu da gösteriyor ki eskiden Gürcü nüfusunun yerleşik olduğu Ardahan, Artvin, Erzurum, hatta Gümüşhane’ye kadar uzanan topraklardaki ve bugünkü Gürcistan’ın İmereti düzlükleri, Samegrelo, diğer Karadeniz kıyı alanları, Samtskhe-Cavakheti bölgelerindeki düzlük alanlarda ve ovalarda yaşayan Gürcülerden savaşlarda hayatta kalan ve sonradan gelen güçlerin egemenliği altında yaşamak istemeyenler göç ediyordu. İşte onlar, Maçakheli gibi Açara gibi dağlık, ormanlık derin vadilerin olduğu yerlere göç ettiler.
Yazımızın konusu olan Açara’ya da açıkladığımız nedenlerle yüzyıllar içerisinde hem bugünkü Gürcistan’ın çeşitli yerlerinden, hem de bugün Türkiye sınırları içerisinde kalan günümüzdeki adlarıyla Artvin, Ardahan, Erzurum çevrelerinden Gürcü nüfusu gelip yerleşmiş olmalı.
Açara’daki soyadlarından bir kısmının belirttiğimiz üzere İmereti, Çaneti (Lazeti), Svaneti ve başka bölgelerin soyadı olması da bunun işaretlerinden sayılmalıdır. Mesela benim atalarımın soyadı olan Davitadze soyadı Artvin ili içerisindeki bazı bölgelerde de var. Hatta hem Maçakheli hem de İmerkhevi’de Daviteti, Davitadzeebi gibi yer adları var, bu da yetmezmiş gibi 12. Yüzyıldan itibaren yazılan ve Tbeti Piskoposluk Bölgesi içerisindeki cemaati listeleyen Tbetis Sulta Matiane (Tbeti ruhani kayıtları) adlı tarihi kayıtta bu soyadı da var. Tbeti denen yapı bugünkü Şavşat’ın Cevizli köyündedir. Gürcü coğrafyasındaki düzlük alanlardan Açara ve benzeri dağlık derin vadilerin ormanların olduğu yerlere güvenlik nedeniyle göçler yaşandığına dair başka argümanlar da sıralanbilir.
Kısacası, yazının başlığına verilecek en iyi cevap belki de şudur; evet, dağlık Açara Bölgesi Gürcü topraklarında yaşayanların güvenli limanı ve sığınma yeriydi, yüzyıllar önce oraya gelip yerleşenler arasında Taolu da vardı, Klarcetili de, Çani de vardı Megreli de, Svani de vardı İmeretili de, Artaanili de vardı Cavakhetili de. Açaralılar tüm bu bölgelerin insanlarından oluşuyor(du). Benim görüşüm kısaca budur.




























