
BATI
TÜRKİYE’DE GÜRCÜ MÜZİĞİ VE DANSLARI – 1
TARİHSEL SÜREÇ
Bilinen tarihten 19.yüzyılakadar siyasi karmaşası olan Kafkasya coğrafyası aynı yüzyılın sonlarına doğru da karmaşıklığını sürdürmüştür. Geniş bölgelere ve zamana yayılan Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi) Kafkasya’ya da sıçramıştır. Gürcistan’ın Adjara Bölgesi Osmanlı imparatorluğu sınırlarına dâhildi. Osmanlı-Rus savaşı sona erdikten sonra Berlin Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma koşullarından kaynaklı Osmanlı buraları terk etti. Bunun sonucu olarak Kafkasya’da yaşayan Müslüman Gürcüler Osmanlı topraklarına göç etmeye zorlandılar.
Bu topraklara göç eden Gürcüler Karadeniz sahil hattı boyunca ağırlıklı olarak; Ordu, Samsun, Sinop, Kastamonu, Düzce vs. batıda ise; Sakarya, Bursa, Balıkesir illerine yerleştiler.
Genel olarak göç edilen yerler bugünkü Batum’un Çakvi, Keda, Şuvakhevi, Hulo, Kobuleti kasabaları ve Macahel Bölgesi, bugünkü Artvin sınırları içerisinde Borçka ve Murgul ve Şavşat ilçeleridir.
Bu göçün ardından kısa bir süre sonra GürcüstanS.S.C.B’ye girdi. Kapılar kapandı ve 1991 yılında Gürcüstan bağımsızlığını ilan edene kadar muhacirler için anavatanla tüm ilişkiler koptu.
Tarihsel sürece değinecek olursak Batı Türkiye’de Gürcü Müziği ve Dansları üzerine yapılmış görünür olmayı başarmış ilk çalışmalar, Marmara Bölgesi’nde Bursa iline bağlı Türkiye’de Gürcülerin aktif olduğu yerleşim birimi olan İnegöl ilçesinde yapılmıştır.
İnegöl’de ki muhacirler kendi etnik kökenlerini, dil ve geleneklerini korumuşlar, geleneksel müziklerini unutmamışlardır. Ancak göçten sonraki ilk dönemlerdehava ve tabiatın benzer olması ve yeni ortamlarının eskisinden farklı olmamasından dolayı diğer kültürlerden izole yaşamışlardır. Bu durumda bugün, muhacirler Adjara Bölgesi’nde dahi kaybolmuş dil ve geleneklerini ayakta tutmuşlardır. 20. yüzyılda İnegöl Gürcüleri modern ve sosyal yaşamlarında geleneksel Adjara müziği, düğünler, ölümler, grup ve sosyal toplanmalar (tarla, eğlence vb.) gibi alışkanlıklarla yaşamayı sürdürüyordu. Bu gibi kültürel süreçleri belgelemede en büyük katkıları olan öncü isimlerden biri de Ahmet Özkan Melaşvili’dir
Ailesi Murgul’dan Balıkesir’in Gönen-Koçbayır köyüne
Göç eden Mimar Ahmet Özkan Melaşvili; eşinin
İnegöl Hayriye köyünden olması sebebiyle Hayriye’de
çok kez bulundu. Bu köyde; düğünlerde,
toplanmalarda, tarlada, bazen diatonik akordeon
(mızıka), bazen tulumla (Çiboni)
Gürcü dansları icra ediliyor, çok sesli-polifonik şarkılar söyleniyordu. O
yıllarda bu geleneklerin aktif olduğu İnegöl’den başka
bir yer yoktu.
1961 yılında Ahmet Özkan Melaşvili ve Mehmet Faik Ertan önderliğinde Hayriye Köyü Gürcü Turizm Derneği kuruldu. Bu dernek içerisinde Hayriye Köyü Folklor ekibi adında bir grup kuruldu. Grup, geleneksel Gürcü şarkılarını çok sesli söylüyor, enstrümanlar çalarak dansları Gücü danslarını sergiliyordu. 1963 yılında ilk kez yapılan Bursa festivaline Hayriye Köyü Folklor Ekibi de katıldı ve sahnede Mızıka ve Çiboni çalarak dans edip,hatta enstrüman kullanmadan tempolu şarkılar söyleyip dans ettiler. O yıl grup festivalden ödülle ayrıldı. 1964 yılında ise Hayriye köyüne 4 km uzaklıktaki Muratbey köyünde bir folklor grubu kuruldu ve Bursa festivaline katıldılar.
Bugüne kadar elimizde dansların sahnelendirildiği bir kayıda tam anlamıyla ulaşılamamaktadır. Fakat 1965 yılında İnegöl’de çekimleri yapılan “Murad’ın Türküsü” isimli filmde Hayriye Köyü Folklor Ekibini final sahnesinde bir düğün konvoyunda 1 dakikalık bir sahnesi bulunmaktadır. Konvoyda gelin çarşafla örtülü şekilde at üzerindedir. Konvoy önünde ise mızıka ile birlikte dans eden insanlar ve dans eden insanlara alkışla tempo tutan insanlar bulunmaktadır. Bu süreçle eş zamanlı olarak Ahmet Özkan 1960-1965 yılları arasında Hayriye köyünde mızıka, Çiboni ve çok sesli şarkıların kayıtlarını yapıyordu.
Bu
sürece ek olarak 1968 yılında Ahmet Özkan Gürcüstan isimli
kitabı yayınladı. Bu kitap Gürcüstan tarihi, kültürü ve folkloru hakkında
bilgiler içeriyordu. Kitabın çıktığı yıllarda Gürcüstan S.S.C.B sınırları
içerisinde olduğu için Gürcüstan’dan herhangi bir bilgi alınamıyordu ve bu
kitap Türkiyeli Gürcülere anavatanları hakkında bilgi aktarıyordu. Ahmet Özkan bu kitapta, Sofra Türküsü, İmece
Türküsü, Saban ve Türküleri ve TirinniHorerama parçalarınınotlarıyla yazmış,
KartuliTsekva isimli dansının koreografisini resimli bir biçimde anlatmıştır.
1977 yılında ise Hayri Hayrioğlu, Şanver Akın ve Ahmet Özkan’ın hazırladığı Çveneburi dergisinin ilk sayısı hazırlandı ve İsveç’te basıldı. 8. Sayısından itibaren farklı isimlerinde desteğiyle İstanbul’da basılmaya başlanan dergi 2005 yılındaki 53. sayısına kadar Türkiyeli Gürcülere Gürcüstan tarihi ve kültürü hakkında bilgi aktarmaya devam etti.


























