
Batı Gürcistan’daki Samegrelo yani Egrisi’de (Yunan kaynaklarında Lazika) Doğu Gürcistan’da olduğu gibi Hıristiyanlık 4. Yüzyılda yayılmıştır. Fakat Doğu Gürcistan’dan farklı olarak Egrisi’de (Samegrelo) 6. Yüzyılın ilk yarısında; Bizans etkisiyle Yunan dilinde dua ve ibadet oturtulmaya çalışıldı ve Yunancanın hâkim olduğu piskoposluk bölgeleri kuruldu. Bu dönemde Egrisi Krallığı artık Bizans vasalı olmuştu ve Egrisi’de Yunanca ibadet Bizans etkisiyle gerçekleşmişti.
Egrisi’yi (Samegrelo) Bizans vasalı olmaktan, 8. Yüzyılda Apkhazeti feodalleri içinden çıkan prensler kurtardı ve eski Egrisi Krallığı’nı canlandırdılar, bu sefer krallığın adı Egris-Apkhazta Samepo oldu. Bu krallık literatürde Apkhazta Samepo yani Abhaz Krallığı olarak da geçer. Bu krallığın merkezi ise Kutaisi kenti olmuştur.
Ülkelerini Bizans vasalı olmaktan kurtarıp eskisi gibi bağımsız hale getiren işte bu Egrisi-Abhaz Kralları veya Abhaz Kralları Yunancayı da ibadetlerinde ve dualarında kullanmaktan çıkardı. 9.-10. Yüzyıllarda bilerek, isteyerek, bilinçli olarak; bugünkü Apkhazeti (yani Abhazya), Samegrelo gibi bölgelerde Gürcüce dua ve ibadetler yapılan, Gürcüce eğitim veren piskoposluk merkezleri kurdu. Bunlar arasında Mokvi [მოქვი], Bedia [ბედია], Tsiaşi [ციაში] ve Çkondidi [ჭყონდიდი] sıralanabilir.
Bunu yapmalarının bir tek nedeni vardı; onlar da Doğu Gürcistan’dakilerle, Güney Gürcistan’dakilerle aynı dile, ortak etnik, kültürel, siyasi geçmişe sahipti; bu hususta aralarında hiçbir fark yoktu. Zaten dilsel, siyasal, kültürel olarak ta Tao (Diaokhi) ve Kolkha (Kolhida) zamanından, yani MÖ 12. Yüzyıldan beri beraberlerdi ve Egrisi-Abhaz kralları da bunun bilincindeydi.
Nitekim 10. Yüzyıl sonunda Artvin merkezli Tao-Klarceti Krallığı ile bu Abhaz Krallığı/Egrisi-Abhaz Krallığı denen krallık hanedanlar arası miras birleşmesi yoluyla ve itirazsız, sorunsuz birleşti, bu iki krallığın birleşiminden oluşan yeni krallığa da Gaertianebuli Sakartvelos Samepo yani Birleşik Gürcistan Krallığı dendi. Dikkat ederseniz Birleşik Gürcistan Krallığı deniyor. Yani bu, Gürcistan’ın parçaları bir araya gelmek suretiyle oluşan krallıktır.
Adı geçen tüm bu bölgelerde yaşayan halk da seçkin sınıf da dil de kültür de aynıdır, kısacası Gürcistan’daki ifade ile Kartveldir. Yoksa; siz o Egrisi-Abhaz krallarını aptal mı sandınız? Onlar kendi ülkelerini önce Yunan etkisinden kurtarıp, Yunancayı da kiliselerinden çıkardıktan sonra; yerine Gürcüceyi kendi rızalarıyla sokarlar mıydı? Kendi rızalarıyla sosyal hayatta, siyasette Gürcüce konuşurlar mıydı? Gürcüce okur, Gürcüce yazarlar mıydı? Onlar Megreldi yani Apkhazi idi! Gürcü ne ise onlar da odur, onlar ne ise Gürcü de odur! Bu kadar basit.
Şimdi Türkçede Abaza denen, kendilerine Apsuva diyenler; Osmanlı İmparatorluğu ile tanıştıklarında bile yani 16.-17. Yüzyılda bile ne Müslüman ne de Hıristiyan oldukları halde; Apkhazeti’de, Samegrelo’da 9.-10.-11. Yüzyıldaki o kiliseleri, manastırları yapanlar, Gürcüce konuşan, yazan, Gürcüce ibadet eden, o medeniyeti üreten Abhaz Krallarının Apsuva olduğuna, bu krallığın da Abaza/Apsuvaların atalarına ait olduğuna insanların inanmasını mı bekliyorlar? Üstelik her ne hikmetse Egrisi’de (Samegrelo ve Abhazya) tüm eserlerin üzerinde de o Abhaz kralları ne hikmetse her şeyi Gürcüce yazdırmışken…
Konu buraya nasıl geldi bilmiyorum; oysa az önce Gürcü Ansiklopedik Sözlüğü için Martvili maddesini yazmaya başlamıştım. Neyse, ben asıl konuma devam edeyim…
























