
Yaz sonu idi, Sinop’ta Maya Mchedlidze ve Barbara ile tatildeydik.
Abiler Çarşambai’dan ta buralara gelip ‘Kalemiz’de bizi bastılar! Ne iyi ettiler, sağolsınlar, dolu dolu, güzel bir gün kaldı bize!
Önce, bize Sinop Ceza evini gezdir dediler, gezdirdim.
Bilenler bilir, girişte ilk sağdaki, benimde 12 Eylül sonrası bir süre kaldığım ‘domuzluk’ zindanından başladık; oradan Karadağ hücreleri, Sabahattin Ali koğuşu.
Gezerken bir sürü fotoğraf çektik, 2. kısım hücreler bölüme geldiğimizde yine o dönem bir süre kaldığım hücremde benimde fotoğrafımı çekti Turgut abi. Sağ olsun, sayesinde, onu da en başa koydum.
Büyük bir kale tabi.
Saatler sonra oradan, tarihimiz ve insan acısından kalan ne varsa alıp çıktık işte!
İyi ki varsın Turgut abi! İyi ki o günden kalan fotoğrafları toplamış, yazmış ve bırakmışsın sayfa sayfa…


Baratasvili
18 Ekim 2016 · Sinop Hapishanesi’nde çok sayıda aydın ve yaratıcı yattı, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan yıllarda… Onların isimleri de yazılmış birkaç duvarda. Ne ki, bu hapishanenin gerçek bir müze olabilmesi için yapılması gereken çok şey var. Pano ve duvarlara asılmış açıklamalar çok ilkel; sanki bir lise son öğrenci ödevi gibi bu, müze.
Sinop Hapishane’sinin tarihi yazılmalı; şair dostum Sezei Sarıoğlu’nun bu konuda hazırlık içinde olduğunu biliyorum. Dilerim iyi bir çalışma çıkarır. Ayrıca bu hapishanede kentin STK’lar ile İnsan Hakları Derneği’nin oluşturacağı birliktelikle hapishane kültürü üzerine ulusal ve uluslararası etkinlikler yapılabilir. “Sinopale” adlı güncel sanat etkinliği önemli bir kapı açtı Sinop’ta.
Hapisane denize, deniz de ona bakıp durmamalı bence…
Sinoplu Diyojen’i unutmuyorum…. Sinop onun heykeline dikleneceğine, adına uluslararası bir mizah festivali düzenleyebilir…
Bir de şu: Sinop simiti benzersizdi…

Fehmi Uzal, Turgut Çeviker, Recep Keleş
ve Çıta Mustafa.


Not: bu anı haber ve fotoğrafları için 18 Ekim 2016 açabilirsiniz!
























