Neşe Yaşın: Şiirin dinamik gücü nereden geliyor? Belki dizelerin sonsuz çoğalmasından ve katman katman büyümesinden… Bir dize sayfalar dolusu makaleyi; onlarca politik söylevi içerebilecek bir güç taşıyabiliyor. Üstelik yüreğin kapısını çalarak, tarih ötesine doğru uzanarak; bütün zaman ve mekanları kapsayarak… En diplere, meselenin kalbine inerek… Şiir, “başka ne denebilir ki”yi başarıyor. Kalbin çarpıntısını artırarak enerjiyi çoğaltıyor. Bu enerji duvarları yıkmak, kötülere “dur” demek için gerekli.
Belki de böyle olmasını istediğim için bunu abartıyorum. Şiir nedir ki! Tankların, savaş jetlerinin, nükleer silahların, donuk yüzlü, korkunç bakışlı komutanların, hırs ve çıkarla çevrelenmiş siyasi kişiliklerin, dehşet planlamacılarının, yıkıma kurgulanmış bir dünya algısının yanında…
Yine de onun, ölüm saçan silahları küçülten, kötülüğe kafa tutan, keskin bir zekayla zalimlerin dilini bağlayan gücüne inanıyorum. Bu gücü, dizelerin çevreye yaydığı ışık ışık, yıldız yıldız büyüden hissediyorum. İnsanlar için bunun hep söylenmek istenip de sözcüklere dökülemeyen, içimizdekinin gizli, garip ve çekici bir biçimde ortaya çıkışı olmasından anlıyorum. Şiirin dilden dile, gönülden gönüle, sınırsız, pasaportsuz yayılışından, yaktığı ateşlerden, ısıtan nefesinden anlıyorum. Bu gücün, damarlarımda dolaştığını, içimi özgür, delice bir çığlıkla doldurduğunu duyumsuyorum.



























