Uğur Zuboğlu: Gürcü Mutfağı / Dün Gürcü Kafe’mize Sinoplu Ana-kız, Ramazan’ın son günü birlikte iftar yapmaya geldiler. Kızı, Üniversitede Rus Dili ve Edebiyatı okuyormuş ve Rusça biliyor. Gezmeye gittiği Moskova’da ilk kez Gürcü Mutfağı ile tanışmış ve çok sevmiş. Gebze’ye döndüğünde İstanbul’da var mı diye Gürcü mutfağını internette araştırmaya başlamış ve bizi bulmuş : kendi deyimiyle “burnunun dibinde Gebze’deymiş meğer…”
Önce bir arkadaşıyla gelmişti ve beğenmişti yemekleri,… arkadaşı “o içi sulu yemek vardı ya ondan yemeye yine gidelim” diye hatırlatıyormuş sürekli… Bu sefer Annesiyle önceden arayıp iftar rezervasyonu yaptırarak geldiler. Annesine bahsetmiş bizim Kafemizden ve oda merak etmiş, birlikte geldiler. Biraz erken geldikleri için zaman vardı ve aramızda sohbet başladı.
Anne -“Ben de Sinoplu Gürcü’yüm” diye kendini tanıttı. Bir çok şey konuştuk Gürcü mutfağının kaybolduğunu, yemeklerimizi unuttuğumuzu vb… Gürcü sazı #panduri ile tanışmaları da mutlu etti onları. Konudan konuya atladık, hepsini yazmam çok uzun sürer tabi.
Bana göre sohbetin en ilginç bölümünü sizle paylaşmak istiyorum:
- Siz hangi Gürcü yemeğini biliyor ve yapabiliyorsunuz? diye sordum.
-“Ben pha-lobiyo biliyorum, annem sık sık yapardı” dedi annesi. Bunun üzerine kızı çok şaşırdı ve - “Bana neden hiç yapmadın Anne…”
- “tamam kızım en erken zamanda yapacağım pha-lobio sana…”
Düşünün, bir Sinoplu Gürcü annenin kızı Gürcü mutfağı ile kendi evinde değil Moskova’da tanışıyor ve mutfağının peşine düşüyor… ve bize kadar ulaşıyor, her öğrendiği onda daha derin bir merak uyandırıyor… adeta ondan gizlenen yemekleri buluyor… ve bu hepimizi hem mutlu ediyor hem de düşündürüyor…
Nerde nasıl bir hata yapıyoruz? Neden evimizde yemek kültürümüzü devam ettiremiyoruz?
Neden mutfağımızı çocuklarımıza, evimizde, kentimizde yayıp tanıtıp aktaramıyoruz?





























