Erdoğan Şenol: Gürcülerin tamamına yakını kendi kimliğinden ve geçmişinden habersizce, çeşitli siyasi, dini akımların ve ait olmadığı etnik kökenlerin sert savunucusu olmuşlar. Ama her ne olursa olsun, bir gün birileri çıkıp o Gürcülere kim olduklarını hatırlatıyor. Sen Gürcü olarak bu gerçeğin yüzüne vurulmasına eminim hazır değilsin. Daha önce de uyarmıştım, yine söyleyeyim, bir gün sen de karşılaşacaksın bu durumla ve o zaman cevap veremeyip belki de başını öne eğmek zorunda kalacaksın, ama donanımlı olursan sana bunu kimse yapamaz… Onun için öğren, bil!..
Sen, Gürcü kökenli biri olarak; “2011’de çıkartılan savaş sonrası Suriye’den” ve başka ülkelerden Türkiye’ye gelen milyonlarca sığınmacı ve onların bir kesiminin yaptığı kriminal olaylar ve uygunsuz hareketler nedeniyle herhangi bir paylaşım yatığın, eleştirel söz söylediğin zaman; her ne kadar Gürcülükten uzak olursan ol, istersen Gürcülüğünü inkâr etmiş bile olsan; hatta o zamana kadar ne kadar sıkı Türkçülük, İslamcılık yapmış olursan ol, etnik kökeninden dolayı, sanki senin bu topraklarda söz söylemeye hakkın yokmuş gibi davranacak birileri olacaktır.
Sen haklı ya da haksız, yerli ya da yersiz şekilde bu konulara girdiğin zaman sana bir nevi “Sen kimsin, sen Gürcüsün, bu konularda söz söylemeye hakkın yok” imasında bulunacaklar. Birileri çıkıp da sana; “Ama siz Gürcüler de zamanında savaştan kaçıp buraya sığındınız (!)” diyebilir. Bunu diyenler var, duyuyoruz. Bu duruma ne diyeceksin?
Sen onlara cevap olarak; “Biz hiçbir yerden gelmedik, birileri bir yerden geldiyse onlar sizsiniz. Siz bu topraklarla hiç alakası olmayan yerlerden çıkıp çadırlarınızla Anadolu’ya geldiğiniz zaman biz zaten buradaydık, burada kendi dilimizle, yerleşik kültürümüzle, yüzlerce yıl önce kendi ellerimizle yaptığımız sayısı yüzlerce olan tarihi eserlerimizle dimdik karşınızdaydık. Hiçbir savaştan da kaçmadık. Biz Tao’da mesela Tortum’da (Erzurum) hala sapasağlam duran fotoğraftaki kartal figürlü bu eseri kendi ellerimizle yaptığımız zaman sizler binlerce kilometre uzaklarda göçebe hayat yaşıyordunuz. Bizim yarımızın kökeni bugünkü Artvin, Ardahan, Erzurum çevrelerine dayanır. Eğer siz Batumi’den gelenleri kastediyorsanız, oradan gelenler de 19. Yüzyılın sonunda buraya geldiğinde 3 yüzyıldır Osmanlı İmparatorluğu vatandaşıydılar. Onlar oraya da bir yerden gelmedi, her zaman kendi topraklarındaydılar, o toprakları 16. Yüzyılda gelerek Osmanlı aldı. 93 harbinde yani 1878’de Osmanlı Rusya’ya yenilip Batumi’yi Rusya’ya teslim etti. Savaş bitip oraları teslim ettikten sonra “kendi vatandaşlarını” Anadolu’ya davet etti ve Gürcülerin bir bölümü de kalkıp geldiler. Bizim kimseye hesap verecek durumumuz yok, sığınmacı hiç olmadık, kimseye borcumuz da yoktur! Biz bu coğrafyanın yerlisiyiz, asli unsuruyuz. Sizin ne tarihten haberiniz var ne de coğrafyadan!” diyebiliyor musun?
Büyük ihtimalle diyemiyorsun öyle mi? Olacağı bu tabi. Hiç merak etmezsen, araştırmazsan, kısacası sen kendini bilmezden birileri sana hatırlatır, o zaman da verecek cevap bulamazsın!..





























