Ahmet Say
(1935-2022)
Turgut Çeviker : Ahmet Say’ı, 1978’de İstanbul Üniversitesi’nden Ankara DTCF’e geçtiğim yıl Gültekin Emre aracılığıyla tanıdım. Milli Kütüphane’de karikatür tarihi için dergileri taradığım odanın –değişimli– sorumlularından Gültekin Emre’yle tanıştım önce; daha sonra o beni “Türkiye Yazıları”na götürdü. Onu, yayın kurulu üyeleri ve birçok yazar-şairi o küçük dergi odasında tanıdım. İlerleyen aylarda derginin görsel malzeme sorumlusu oldum, her sayı daha çok karikatüre ağırlık vererek derginin görsel yanını kuruyordum. Bu görsellere eşlik eden bir yazı veya bir söyleşi de yer alıyordu dergide. Doğrusu Türkoloji eğitiminin yanısıra önemli bir edebiyat dergisinin mutfağında bulunmak bana sevinç veriyor, –ilerde sıvanacağım dergi işleri için– deney kazandırıyordu. Bu bağlamda Ahmet Say ve “Türkiye Yazıları” benim için bir okul idi. Birçok okur dergi ofisine gelip dergi veya yayımlanmış kitaplardan satın almak isterdi. Birçok kez tanık oldum, onlardan para almazdı. “Buraya kadar gelmiş okurumuzdan para alamayız” derdi. Babadan kalma daireleri sata sata bu güzel dergiyi yayımlamıştı. Derginin yazar, şair ve çizerleri Fazıl Say ile de tanışma olanağı buluyordu. Ahmet abinin bir elinden kâğıt mendil düşmezdi, habire Fazıl’ın akan dudağını silerdi. Ankara’dan ayrılacağım zaman Kavaklıdere’deki evine randevuyla gittiğimde oğlu Fazıl salonda basket oynuyordu, tek başına. Ahmet abi rakı içiyordu. Bana da koydu aslan sütünden. Sohbet sırasında Fazıl’a benim için birkaç parça çalmasını söyledi. “Atlar” ve “Arılar”ı çalmıştı… Ankara’ya böyle veda etmiştim. Onu çok severdim. Bir abi gibi. Bir yoldaş gibi. Anısı daima sevenlerin kalbinde yaşayacaktır.
Güle güle Ahmet abi…





























