
FENÂ BİLLÂH
Korsan mitingten ayrılıp yürürken dilimden bir slogan, cebimden bir alıntı düştü yere. Fenâ halde düştü. Yüzüm düştü, geçmişim düştü. Fenâ halde düştü. Gözüm düşeni yerden kaldırdı.
Çoşaradım koşarken
âşık olduğumu günler geldi aklıma. Fenâ halde geldi. Kendimden ve geçmişimden kaçarken değil düşerken geldi aklıma. Koşarken okuduğum kitaplar geldi, o fenâ kitaplar geldi.
Dışarısı içeriden, içerisi dışarıdan pahalı bir tarih. Fenâ halde, ödeme kolaylığı göstermiyor zaman. Geçmişle ve gelecekle pazarlık olmaz imiş. Hayat çok biraz sol hesap hatası imiş. Fenâ halde iniş…
Aklım havalandı fenâ halde bir kere. Hep söylerim benim el yazım da ev yazım da bozuk. Duvar yazım, sokak yazım fenâ halde güzel…
Sokaklarda fenâ halde dikkatsiz, araç-amaç diyalektiği dolaşıyorum. Kimim kimesnem yok, ister darılın ister sarılın, gidecek bir “bizim” bile yok. Fenâ halde yok…
Uçan bir slogana binip fenâ halde gidiyorum. Geçmişe gidiyorum gelecek çıkıyor karşıma, fenâ halde çıkıyor. Geleceğe gidiyorum geçmiş çıkıyor. Fenâ halde geçmiş, fenâ halde gelecek bana geçmiş.
Aç-âşık gidiyorum ne fenâ.
En son sloganı nerede atmıştım,
tarih en son tokadı nerede atmıştı. Gölgemi kim ele vermişti, geçmişimizi kim…
Ne fenâ…
Ben fenâlarıma, fenâlarım bana feda…
(NARistanbul, 2024)





















