
GÜRCÜLER VE ASİMİLASYON
Asimilasyon, bir grubun, milliyetin veya ırkın kendine özgü kültüründen uzaklaşarak başka bir kültürü benimseme sürecidir. Bu süreç uzun vadeli ve kademeli olabilir. Bir toplum, asimile olduğu toplumdan fark edilemeyecek bir seviyeye geldiğinde buna tam asimilasyon denir. Asimilasyon, özellikle başka ülkelere göç etmiş insanlar, azınlıklar ve nüfusu azalan yerli topluluklar üzerinde etkili olur.
Gürcüler, tarih boyunca çeşitli zorlayıcı ve gönüllü asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Moğollar, Selçuklular, Persler, Osmanlılar ve Ruslar, stratejik konumu nedeniyle Gürcistan’ı hedef almış, bu da halkının asimilasyon süreçlerine maruz kalmasına neden olmuşlardır.
Bu politikalar genellikle milliyetçi veya dinsel gerekçelerle gerçekleştirilmişlerdir. Milliyetçi nedenlerle yapılan zorla asimilasyonlar, Gürcülerin kimliğini ve kültürünü yok etmeyi amaçlamıştır. Örneğin, Gürcülerin yaşadığı bölgelerde Rus ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde yürütülen Müslümanlaştırma ve Ruslaştırma politikaları, Gürcü dilinin ve kültürünün yok edilmesini hedeflemiştir. Bu politikalar, Gürcüler özellikle Rus dilini ve kültürünü benimsemeye zorlanmış Osmanlıda ise tebaasına bağlı Gürcülere ayrıcalıklar sağlanarak diğer Gürcülerin etkilenmesi amaçlanmıştır.
Gürcüler, tarih boyunca daha iyi yaşam koşulları arayışıyla başka ülkelere göç etmişlerdir. Göçmen Gürcüler, gittikleri ülkelerde zamanla yerel kültüre asimile olmuşlardır. Bu süreç, gönüllü asimilasyon olarak adlandırılır ve genellikle ekonomik, sosyal ve kültürel nedenlerle gerçekleşir. Ekonomik fırsatlar veya eğitim olanakları için başka ülkelere göç eden Gürcüler, zamanla o ülkelerin dilini, kültürünü ve yaşam tarzını benimsemişlerdir.
Gürcülerin asimilasyon sürecinde yoksulluk, çaresizlik ve korku önemli faktörler olmuştur. Özellikle zorla asimilasyon politikalarında, bu duygular ve durumlar etkili bir şekilde kullanılmıştır. Gürcüler, ekonomik zorluklar ve güvensizlik nedeniyle asimile olmayı bir çıkış yolu olarak görmüşlerdir. Yoksulluk içinde yaşayan Gürcüler, daha iyi bir yaşam umuduyla kendi kültürlerinden uzaklaşarak başka kültürlere yönelmişlerdir.
Çaresizlik ve korku, zorla asimilasyon politikalarının uygulanmasında kullanılan diğer araçlardır. Gürcüler, asimilasyon politikalarına direnç göstermeleri durumunda cezalandırılma korkusuyla karşı karşıya kalmışlardır. Bu durum, Gürcülerin kendi kimliklerinden vazgeçmelerine ve baskın kültüre uyum sağlamalarına yol açmıştır.
Gürcülerde asimilasyon, dil, din, gelenekler ve toplumsal normlarda belirgin değişikliklere yol açmıştır. Zorla asimilasyon politikalarının bir sonucu olarak, Gürcü dili ve kültürü büyük ölçüde baskılanmış ve yerini baskın kültürlerin dil ve kültürlerine bırakmıştır. Bu durum, Gürcülerin kendi kimliklerini ve geleneklerini koruma çabalarını zayıflatmıştır.
Ancak, gönüllü asimilasyon süreçlerinde, Gürcüler yeni kültürlere uyum sağlarken kendi kültürel kimliklerini de korumaya çalışmışlardır. Bu süreçte, Gürcü diasporası kültürel değerlerini ve geleneklerini sürdürmeye devam etmiştir.
Gürcülerin kendi kültür, dil ve yaşam biçimlerini korumanın yolu güçlü birliktelikler ve sıkı ilişkiler benimsemekten geçmektedir. Bunun ekonomik güçten alacağı destek ile olabilecektir. Gürcüler, kültürel etkinliklerde verimli ve aydınlatıcı akademisyenlerin de olduğu paneller düzenlemeli; oluşturdukları dernekler ve vakıflar aracılığı ile Gürcü eğitim kurumları ve sağlık kuruluşları kurmalı; akademik yetkinlikte bilim insanları yetiştirmelidirler. Yetişen bu bilim insanları aracılığı ile Dünyada onlarca Gürcü markalı ürün oluşturulmalı, teknolojide söz sahibi ülkeler arasına girmeyi sağlanmalıdır. Böylelikle aidiyet duygusu gelişecek, Gürcü kimliğine bağlılık artarak İsrail ve İsviçre gibi toprak ve nüfus bakımından az olan fakat bilimsel ve ekonomik gücün zirvesinde bir Gürcü toplumu yetişmiş olacaktır.
David Fidan
































