Erdoğan Şenol
Meskhiler hakkında bir not daha: Meskhi birlikleri tarihi Gürcistan ordusunun merkez kuvvetini oluştururdu.
Gürcistan’da kullanılan terminolojiye göre konuşursak, o coğrafyanın kendi milletinin adı kendi dillerinde Kartveli’dir. Kartveli terimi içerisine; Meskhi, Megreli, Kartlili, Svani, Kakhetili, İmereli ve burada adını sıralamayacağımız başka gruplar girerdi.
Meskhi coğrafyası Samtskhe, Cavakheti, Kola, Artaani, Tao, Klarceti, Speri, Şavşeti, Açara (Batumi değil, o zamanki Açara, yani Dağlık Açara. O zamanlar Batumi Megreli bölgesiydi) ve hatta Klarceti’nin kıyı kesimini yani Doğu Çaneti dediğimiz Lazeti’yi de kapsardı. Yani, günümüz Gürcistan’ındaki Samtskhe, Cavakheti, Dağlık Açara bölgeleriyle Türkiye’deki Ardahan, Göle, Kars’a kadar olan alanlar, Artvin ili, Erzurum’un kuzey kesimlerinden oluşan büyük bölümü Meskhi coğrafyasıydı diyebiliriz.
Daha önceki Tao ve Klarceti merkezli ikili ve uyumlu krallık sisteminin olduğu zamanı saymazsak, Birleşik Gürcistan Krallığı zamanında Meskhi (Meskheti) coğrafyasının idari merkezi yani prensin yaşadığı kale bir dönem Akhaltsikhe idi ve bahsettiğimiz Meskhi coğrafyasında birkaç yüzyıl süren Samtskhe-Saatabago adlı prenslik vardı. İşte bu bölge Gürcistan’ın en önemli gelişmiş ve güçlü kesimini oluşturuyordu desek yanlış olmaz. Bu kanaate varmamın sebebi; o zamanlar buraya Gürcü dilinde “Didebuli Meskheti” yani “Muhteşem Meskheti” denmesiydi. Tabii, bu muhteşemliği İranlıların saldırılarıyla tahrip olmadan önceydi. Selçuklular, Moğollar, Timur vd. saldırılarını da buna eklememiz gerekir. Tüm bunlardan sonra “Muhteşem Meskheti”den geriye fazla birşey kalmadı.
Birleşik Gürcistan Krallığı döneminde (978-1490) ülkeyi işgal etmek isteyen yabancılarla olan savaşlarında kral orduyu topladığında, Gürcü ordusunun aldığı savaş düzeninde merkez kuvvetlerini Meskhi birlikleri teşkil ederdi ve ordunun en güçlü kısmıydı. Sağ ve sol kanadını başka bölgelerin feodallerinin kuvvetleri oluştururdu. Bir de ordunun başındaki kral ve onun özel birliği vardı.
Etrafında sürekli güçlü düşmanlar olan Gürcistan sonradan parçalanmasına rağmen varlığını sürdürebildiyse, bunda Meskhiler büyük pay sahibiydi (Komşu Ermenistan 12. Yüzyıldan itibaren artık devlet değildi. 1918 senesine kadar tam yedi yüzyıl Ermenistan adında bir devlet yoktur. Komşu Albanların ise halk olarak bile tarihten silindiğini bu arada hatırlatalım). Meskhi birliklerinin merkez kuvvetini teşkil ettiği Gürcistan Krallığı ordusu büyük düşmanlarına karşı çok sayıda zafer kazanmıştır.
Gürcü ordusunun merkezinde bulunmak, Meskhiler için büyük onurdu ve bazı kralların buna aykırı davrandığı zamanlarda kendilerini hakarete uğramış sayarlardı. Gürcü tarih yazımında, savaş düzeninde Meskhi güçlerine merkez kuvveti olma yerine bir iki kez başka görev verildiği, bunun Meskhi kuvvetlerinin ağrına gittiği, kendilerini hakarete uğramış saydıkları ve savaş meydanını terk ettikleri yazar. Meskhilerin küstürüldüğü savaşlarda Gürcistan ordusu kaybetmiştir. Meskhiler çok iyi savaşçılardı.
Gürcistan Krallığı’nın imparatorlukların saldırılarına uğradığı zor zamanlarından bazılarında; idareciliği ve yönetme kabiliyeti yeterince yüksek olmayan bazı krallar, kendi kendilerine şüphe duyup veya kasıtlı fitne çıkaranlara uyarak, tahtına göz dikildiğini sanıp, kendi yöneticilerine ve bölgelerdeki prenslere haksızlık ediyor, onları tutuklayabiliyordu. Bu olaylardan biri Meskheti’deki Samtskhe Saatabago adlı prensliğin başındaki Cakeli soyadlı bir prensin başına gelince, krallıkla prenslik arasında ilk çatlak oluştu. Problem giderildi. Ancak daha sonra Krallık içinde yine problemler başladı ve Samtskhe-Saatabago’nun yöneticileri yani prensleri Cakeliler ayrılık hevesine kapılıp bunun için mücadeleye giriştiler. Cakelilerin amacı aslında tüm Gürcistan’ın kralı olmaktı. Bu olamayacağından, mücadeleyle ayrılıp bağımsız prenslik oldular. Bu dönemde Gürcistan üç krallık ve bir prensliğe bölündü. Bunda Samtskhe Prensliği yöneticileri kadar krallık hanedanı Bagrationi ailesi üyelerinin de payı vardır.
Gürcistan Krallığı ordusunun merkez kuvvetini teşkil eden eskinin “Didebuli Meskheti” tabir edilen Meskheti’sinin ayrılması Gürcistan’a büyük darbe vurdu ve tam da bu dönemde güçlenen Osmanlı için Gürcü topraklarını kolay lokma haline getirdi.
Yeni dönemde yani 15. Yüzyılın ikinci yarısında her biri kendi başına, tabiri caizse başına buyruk hareket eden Gürcü siyasi yapılanmaları arasında ilk önce Meskheti’yi yuttular. 16. Yüzyılın ortalarında Gürcü topraklarının bu kesimi, Osmanlı ve Safevi İran arasında kavga sebebi oldu, her ikisi de ele geçirmek için mücadele ediyordu. Sonuçta kazanan Osmanlı oldu.
Osmanlı kazanınca buraya bir yönetici atayacaktı ve yöneticiler yerel kişiler arasından seçiliyordu, fakat şartları vardı; Müslüman olacaktı ve Osmanlı sarayına bağlı, talimatlara uygun hareket edecekti. Meskheti topraklarının yöneticisi yani prensleri olan Cakeliler İstanbul’a gidip kendi kadim topraklarında yönetici olmayı sürdürmek istediklerini söyleyerek biat ettiler ve gerekli şartları yerine getirdiler.
Bu tarihten sonra Meskhi halkının çoğu zamanla Müslüman oldu, bir kısmı Gürcistan içinde başka yerlere göç etti, bir kısmı Hıristiyan olarak yaşamayı sürdürdü. Bu bölgeye Osmanlı zamanında dışarıdan gelip yerleşenler de oldu; ki bunlar Türkmen ve Kürtlerdi. Bu tarihten itibaren Meskheti coğrafyasında yaşayanlar “yerli” ve “gelme” olarak da kendi aralarında birbirlerini tanımlıyordu. İşte yerli olanlar Meskhi yani Kartveli yani Gürcü iken gelme olanlar diğer unsurlardı. Osmanlı Meskhilere her zaman Gürcü demiştir.
Osmanlı döneminde zamanla değişen, yeni düzende Müslüman olan Meskhiler için, genel Gürcü kültür dünyasından uzaklaşmaya başladıkları bu dönemde; Hıristiyan Gürcüler artık hedef olmuştu. Hatta 17-18. Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu, Gürcistan’ın kalan kesimini ele geçirmek için diğer birlikleriyle beraber veya ayrı olarak Müslüman Meskhilerden oluşan birlikleri gönderiyordu. Öyle ki, Gürcistan’da yasak olan köle ticaretinin Osmanlı’da ve Avrupa’da serbest olduğu bu zamanlarda; Gürcistan’dan ve Kuzey Kafkasya’dan kaçırılan çocuk ve gençlerin köle olarak satıldığı en önemli toplama merkezlerinden biri de eskinin Gürcü prensliğinin, yeni dönemin Osmanlı paşalığının merkezi Akhaltsikhe olmuştu. Buraya getirilen esirler tüccarlar tarafından İstanbul’a, Mısır’a ve Avrupa’nın çeşitli limanlarına götürülüp köle olarak satılıyordu.
Osmanlı Sultanının emriyle Tbilisi (Tiflis) üzerine yürüyüp hatta ele geçiren Küçük İshak Paşa da Müslüman olmuş Meskhi Gürcülerinin soyundan gelir ve Cakeli ailesindendir. Tabii, Tbilisi’de kısa süre kalabilmiştir. Bu Küçük İshak Paşa Doğubayazıt’taki İshak Paşa Sarayını yaptıran kişidir. Oralar da kendi yönetimindeydi.
Osmanlı İmparatorluğu, elindeki Meskheti coğrafryasının önemli kesimini oluşturan Samtskhe ve Cavakheti’yi 1828 yılında Rusya İmparatorluğu ile savaşında kaybetti. 1801’de Gürcistan’ın Osmanlı elinde olmayan bağımsız kesimini işgal edip Gürcü siyasi yapılanmalarını lağv etmiş olan Rusya, 1828 senesinde Osmanlı elindeki Gürcü topraklarının bir kesimini böylece ele geçirdi. Çarlık Rusya 1917’de yıkılınca Meskheti toprakları diğer Gürcü topraklarıyla beraber kısa bir dönem, 1918-1921 arasında bağımsız olan Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti içindeydi.
1921’de yeni Rus imparatorluğu olan Sovyetler Birliği tarafından Gürcistan yeniden savaşlarla işgal edildi. Sovyet döneminde Meskhiler için yeni problemler başladı. Gürcü oldukları ve dilleri Gürcüce olduğu halde Müslüman oldukları için; bölgede açılan okullara Azerbaycan’dan öğretmenler getirilip Türkçe eğitim verilmeye başlandı. Böylece Gürcü dünyasından daha da uzaklaşmaları sağlanıyordu. Türkçe konuşmayı kimler üzerinden öğrendilerse, bugün yaklaşık olarak onların şivesiyle konuşuyorlar, bu nedenle de konuştukları Türkçe Edebi Türkiye Türkçesi değildir. Meskhilerin asıl çilesi 2. Dünya Savaşı’nda Stalin zamanında başladı. Türkiye Sovyetler’den değil düşman Almanya’dan yana olduğundan, Meskhilerin Türk yanlısı olduğu ve onlara ve Almanlara ajanlık yaptıkları, hatta Türkiye üzerinden yeni bir cephe açılması halinde Türkiye ve dolayısıyla Almanya’nın yanında yer alacaklarını düşünerek; bir gecede bu insanları kadim topraklarından sürdüler. Tren vagonlarında Orta Asya’ya gönderilenlerin neler yaşadığını biliyorsunuz. Onlara bir nevi “Madem ki siz Türksünüz, öyleyse sizi Türklerin anayurduna, kardeşlerinizin yanına gönderiyoruz” dediler. Oysa Meskhiler Türk değildi ve gitikleri yerlerde Gürcüce konuşmaya ve Gürcü soyadlarını muhafazaya uzun süre devam ettiler. Gittikleri yerlerde zaten Türk kabul edilmediler ve Fergana olaylarında Ahıskalilar katledildi. Hani Türktüler, onlara neden yapıldı bu?
Türkiye’deki yalan tarih yazıcıları da bu insanlar için yeni bir terim uydurdu ve şimdi onlara “Ahıska Türkü” diyorlar. Müslüman Meskhilerin çoğu da (hepsi değil) artık kendini öyle tanımlıyor. Bir yerde bu konuda yorum yapan bir Meskhi kardeşimiz “Aslında Meskhiler kim olduklarını çok iyi biliyorlar ama işlerine bu geliyor. Çünkü bir ayırımcılık var ve başka türlüsü onlar için zor” demişti.
Eskinin “Didebuli Meskheti”sini tahrip eden, değiştiren bu işgaller, siyasi değişimler, topraklarının bir imparatorluktan başka bir imparatorluğun eline geçmesi, kutuplaşmalar; bunlardan hiç biri Meskhi halkının iradesiyle olmuş değildir ve onlar son yüzyıllarda büyük mağduriyetler yaşamış bir halktır. Başkalarının onlara hangi elbiseyi giydirdiğine değil, gerçekte kim olduklarına bakmak gerekir.
Çoğumuz bilmesek de Türkiye’nin Artvin ve çevresinde yaşayan Taolu Gürcüler, Klarci Gürcüleri, Açaralılar ve hatta başka gruplar, tarihi Meskhi halkının parçasıyız, onlardan farkımız yok. Meskhilerin ve Megrelilerin kesiştiği coğrafyalardan (Açara, Artvin’in bazı ilçeleri gibi) olanlarımız ise ya Meskhi, ya Megreli kökenliyiz, ya da bu ikisinin karışımıyız, kısaca Kartveliyiz. Meskhilerden farkımız, o kardeşlerimizin 2. Dünya Savaşı’nda sürgüne maruz kalmaları ve halen yaşadıkları mağduriyetlerdir.
Meskhi Gürcü demektir. Tarihteki Meskhilerden örnek verecek olursak, Gürcülerin gururu ünlü şair Şota Rustaveli Meskhidir; 2.300 sene önce Gürcistan’ı tek siyasi çatı altinda birleştiren, Gürcü alfabesinin kurucusu Kral Parnavazi ve soyundan gelenler Meskhidir. Eski başkent Mtskheta adı bile Meskhilere ilişkilidir. Gürcistan’da bin yüz sene hüküm sürmüş krallık hanedanı Bagrationiler Speri’den çıkmıştır, Lazi kökenlidir, Meskhidir (o zamanlar bu ikisi arasında ayırım da yoktu). Örnekleri çoğaltabiliriz.
Zaman çok şeyi değiştiriyor…



























