Tarihte Zamanı Hızlandıran Olayların Ortasında Olabiliriz!
Ulusal Devletlerin Alacakaranlığı: “Sıradaki Kim?”
Dünya sahnesinde devasa bir perde kapanıyor. “Korkmayın” diye fısıldıyor tarih; zira bildiğimiz anlamdaki ulusal devletler paradigmasının sonuna yaklaşıyoruz. Güç dengelerinin yeniden karıldığı bu yeni düzende, egemenlik dediğimiz kavramın ne kadar kırılgan olduğunu geçmişin tozlu ve kanlı sayfaları bizlere defalarca gösterdi.
Yakın Tarihin Tekerrür Eden Tasfiyeleri
Küresel güç merkezleri, kendi çizdikleri sınırların dışına çıkan aktörleri tasfiye etmekte hiç tereddüt etmedi:
- Manuel Noriega: Panama’nın mutlak hâkimiydi. ABD tarafından işgal edilen ülkesinden sökülüp alındı; yargılandı, hapsedildi ve gün yüzü görmeden hayata gözlerini yumdu.
- Saddam Hüseyin: Irak’ın “demir yumruğu”ydu. İşgal sonrası bir çukurda yakalandı ve tüm Arap dünyasının gözleri önünde, hafızalardan silinmeyecek bir infazla tarihe gömüldü.
- Muammer Kaddafi: ABD ve Batı ittifakı destkli güçler tarafından kendi ülkesinde taşlanarak öldürüldü.
- Muhammed Mursi: Emperyalist Batı‘nın desteklediği “Arap Baharı” ile Mısır Devlet Baskani yapıldı. Yine aynı Batı‘nın onayı ile kendi genel kurmay başkanı tarafından devrildi, hapsedildi, öldürüldü!
- Beşşar Esed: Suriye’nin kaosa sürüklenişinde Batı bastırdı, nihayetinde dengeler değişti ve Rusya’nın kanatları altında belirsiz bir geleceğe taşındı.
- Nicolás Maduro: Venezuela’da kuşatılan bir lider olarak, en yakınlarıyla birlikte fırtınanın ortasında kaldı.
Yeni Perde: Ukrayna ve Zelenski
Bugün aynı satranç tahtasında Volodimir Zelenski’yi izliyoruz. Rusya’nın önüne bir “set” gibi çekilen Ukrayna, Batılı müttefiklerinin alkışları arasında aslında derin bir yalnızlığa mı itiliyor? Avrupa devletleri ABD’nin safında saf tutarken, yarın rüzgar tersine döndüğünde Zelenski’nin bir İngiliz uçağında güvenli bir liman arayışına girmesi artık kimse için şaşırtıcı olmayacaktır.
Büyük Soru
Düzen değişiyor, aktörler siliniyor ve sahne yeniden kuruluyor. Noriega’dan Saddam’a, Maduro’dan bugünlere uzanan bu sert tasfiye zincirinde halka eklenmeye devam ediyor. Şimdi herkesin zihnindeki o karanlık soru yankılanıyor: Sıra kimde?
Cevabı belki kimse bilmiyor ama tarihin akışı, kimsenin yerinin garanti olmadığını sağır kulaklara bile fısıldıyor.




























