Veysel Çolak
Yıl 2026. Dünyanın Yitirdiği Şiir
Şiir, yapısı gereği yoğunlaşmayı, durup düşünmeyi ve anlam üretmeyi gerektirir.
Ne yazık ki insan beyni bu çağda manipüle edilmiş. Okur, dizelerin içerdiğini kavramak için düşünsel çalışmayı bırakmış durumda. Şiirin gerektirdiği yoğun düşünme süresi, bu çağ insanını ilgilendirmiyor artık.
Şiir, okuru biçim değiştirerek sahici şiirden iyice uzaklaştırdı. Şiir (!) sosyal medyada sıradan bir araç hâline getirildi. Bu durum, şiiri okunan bir edebî tür olmaktan çıkarıp dijital bir imaja ve tüketim nesnesine dönüştürüyor. Şiir, bir kitap sayfasında nefes alan bir edebî tür değil artık.
Bu çağda şiir, geniş kitlelerin dertlerine, sokaktaki insanın somut varoluş sancılarına dokunmuyor. Dil, kamusal alandan koptukça okur da “Bu bana göre değil.” diyerek şiirden uzaklaştı iyice ve anlatı gereksinimini roman, öykü, sinema, dizi film gibi alanlardan karşılamaya başladı.
Şiir, tarih boyunca hep büyük aşkların, büyük devrimlerin, büyük acıların ve toplumsal kolektivitenin sesi olmuştur. Örneğin Nâzım Hikmet, Neruda, Mayakovski…
Günümüz dünyasında ise şair iyice bireycileşmiş, parçalanmış ve yenilmiş bir karaktere dönüşmüş. Geleceğe, ortak bir ideale dair inanç yitirilmiş.




























