Barış Ödülleri için Yunanca yaptığım konuşma. Ekran başında izleyemeyenler ve törende izleyemeyenler için..
KIBRIS BARIŞ KONSEYİ
BARIŞ ÖDÜLÜ GEREKÇESİ
Küçük ülkemizde yıllarca acılar yarıştırıldı. Acılar politik propaganda için araç haline getirildi. Her iki taraf da kendi mazlum oluşunu ve ötekinin zalimliğini kanıtlamaya çalıştı. Ama ülkemiz insanları konuştukları dil farklı bile olsa aynı gözyaşlarıyla ağladılar. Yaşanan kıyımların failleri ve onları gönülden destekleyenler ada nüfusunun yüzde biri bile değilken yapılan her kıyım için bütün diğer toplum suçlandı. İnsanlar düzeyinde bakıldığında ise durum farklıydı. Güzel anılar, yardımlaşma ve dayanışma, dostluk ve kardeşlik illegal bellek alanına itilip ifade edilemez kılınsa da bazı cesur insanlar bunu aştılar. Yaşadıklarıyla yüzleşip bunun gerçek anlamını sorguladılar. Başkaları bunu yaşamasın diye ne yapılabileceğine kafa yordular.
Kıbrıs’ın iki tarafında da yıllarca duvarlara, zihinlere yazılan “Unutma” sloganı aslında şunu söylüyordu: Oluşturduğumuz anlatıyı, adına “tarihimiz” dediğimiz, üzerinde mutabakat kurduğumuz yalanları umutma; gerisini unut. Bütün kendi bildiklerini, hissettiklerini, diğer toplumdan kişilerle yaşamış olduğun güzel komşulukları, arkadaşlıkları unut. Unutma ki onlar zalim olanlardır ve bizler mazlumlarız. Aramızdaki düşmanlık sonsuza kadar sürecektir.
Fotoğraflar bunu söylüyordu; radyolar, televizyonlar, gazeteler, tarih öğretmenleri, kitaplar, söz ve yazı hep bunu söylüyordu… Büyük anlatı paylaşılmalı ve dışarıya karşı hep birlikte savunulmalıydı. Ötekilerin zulmü, her yerde anlatılmalıydı…
Unutma, aslında” unut” da demekti. Unutulmaması gereken, büyük otorite tarafından belirlenmişti. Gerisinin hatırlanması ise şiddetle yasaklanmıştı. Milliyetçi lobiciliği destekleymeyen her şey ihanetle eş anlamlıydı.
Geçmişin sersemletici travmasıyla geleceğin önüne de barikatlar kurulmuştu.
Savaşta büyük acıları kayıplar yaşayan insanların hatıraları bu anlatının bir parçası oldu. İntikam paradigması milliyetçi söylevlerle desteklendi. Bu insanların geri kalan hayatı yaşadıkları acıyı, diğer toplumdan gelen kötülüğü anlatarak gelecek kuşakları bilinçlendirmek, milletin mazlumluk anlatısına destek vermekti. Bu oyunu bozanlar çıktı arada.
Kıbrıs Barış Konseyi işte bu oyun bozuculardan Yorgos Liasis, Petros Supuris, Suat Kafadar ve Hüseyin Akansoy’u Barış Ödülü almaya değer bulmuştur. Ülkemizin acılarından bolca nasibini almış olan bu değerli kişiler bu ödüle yaşadıkları kötü tecrübeleri bir hınç ve intikam arzusuna değil ama bir barış özlemine dönüştürdükleri için layık görülmüşlerdir. Savaşta yakınlarını yitirenler, acılara tanık olanların önünde genelde iki yol vardır. Ya bir intikam savaşçısına dönüşecekler, kurbanken kendilerinden birer zalim yaratacaklar ya da maruz kaldıkları kötülükleri başkalarının da yaşamaması, en büyük kötülük olan savaşların dünyadan silinmesi için mücadele edeceklerdir. Dohni’de yaşanan katliamdan bir rastlantı sonucu kurtulan Suat Kafadar hiçbir Kıbrıslı Rum’a karşı öfke duymadığını söylüyor. Tanık olduğu dehşet verici anlar belleğinde büyük bir acı olarak yer etse de öfkesini sadece buna yapanlara yöneltiyor. Acısının milliyetçi çevreler tarafından benzer acılara araç olarak kullanılmasına izin vermiyor. Kardeşleri gözlerinin önünde katledilen, sırtındaki onlarca kurşuna rağmen hayatta kalan Yorgos Liasis de öyle.
Muratağa’da tüm ailesini yitiren ve küçük bir çocuk olarak bunu dehşetle izleyen Hüseyin Akansoy bir barış neferi olmayı tercih etmiş. Onca acıyla yanan yüreğini sevgiyle iyileştirmiş. Petros Supuris tüm ailesini yitirmiş ama kendi çocuklarının intikam içinde büyümesini istemediğini söylüyor. Ellerini barış arzusuyla uzatıyor diğer topluma.
Bugün bu cesur insanları, barışın kahramanlarını ödüllendiriyoruz. İnsan her şeyi unutabilir, her şeyi bağışlayabilir ve iyileştirebilir ama kötü bir çocukluk göz bebeklerine yazılır. Bu geçmişi düzeltemiyoruz ama bugün onları onurlandırarak cesaretlerinin ne büyük olduğunu, yaptıklarının ne kadar insanca ve doğru olduğunu söylemek, bu ödülle yaralı çocuklukları için duyduğumuz şefkati belirtip onları kucaklamak istiyoruz.





























