Birçok yabancı seyyahın eski anadolu seyahatnamelerini okudum. Hemen hepsinde gezdikleri dönem anadolu insanı için fırsatçı yakıştırması yaparlar. Daha öz ifade ile anadolu insanı için yüzünüze güler ama fırsat geçerse acımazlar derler. Taa beş asır öncesi bile bunu yazmışlar. Hakeza mesela osmanlı kurmay subaylarının anadolu hatıratlarında da sık sık buna vurgu yapılır. Anadolu esnafı için çok değişik yakıştırmalar var. Savaş zamanı kazıkçılıklarından bahsederler.
Osmanlının İstanbul a anadoludan esnaf girişini yasaklamasının nedeni de İstanbul da kurulan ahlaki nizamın bozulmasından korkmalarıdır kanaatimce. İstanbul esnafını vebalı gördükleri anadolu esnafından mümkün oldukça uzak tutma çabası hep var olmuş.
Bunları neden mi yazdım. Malum son günlerde esnafı boykot mevzuu gündemde.
Evet, bu ülkede ekonomik kriz had safhada, kabul ama bizim esnafında skicilikte geri kalır yanı yok. Dünyanın hiçbir ülkesinde bizdeki kadar fahiş kâr marjları yoktur. Bu fiyatları krizle izah edemezsiniz. Bakın geçen hafta kızımla Yunanistan da döner yedik. 4,80 euro ve ben yarısında doydum. Sadece döneri yedim, ekmeğe dokunmadım. O ayarda döneri (ki daha lezzetsiz ve sağlıksızı) bursa da 500 tl ye zor yiyoruz. Türkiye de 900tl lik şampuan avrupa da 2,80 euro. Almanya’da 3 euroya aldığım kalem Türkiye de 800tl. İki ay önce dubai den 1250 tl ye aldığım kaban Türkiye mağazasında 9000 tl. Hatta Dubai de ki fiyatı dolara çevirdiğimde 40 dolarken Türkiye de 300 dolar. Yani ne matematik ne ticaretle bu puştluğu izah edemezsiniz. Evet ekonomik politikalar halka küsküyü veriyor ama esnafında geri kalır yanı yok. Bahaneleride enflasyon ! Halk ikisinin arasında tost durumunda.
Önceleri esnafa acırdım ama inanın son üç yıldır esnafa zerre kadar acımıyorum. Vallahi billahi acımıyorum.. beter olsunlar ! Eğer esnaf yanarsa su sıkan itfaiyenin hortumunu sevsinler…




























