İnsanca Yaşam Arzusuna Düşen Düşen Gölgeler!!
Lokman Kurucu
“Barış” ve “demokratik çözüm” elbette çoğumuzun istediği ve istenmesi gereken şeyler. Ancak bu yeni çözüm sürecinde sıkça sarf edilen “Türk-Kürt ittifakı” söylemi “barış ve demokrasi” den çok toplumun yararına olmayan farklı çağrışımlar uyandırıyor bende. Yani nedir bu “Türk – Kürt ittifakı?”. Tam olarak ne yapıyoruz biz iki yoksul halk olarak? Mesela bir çeşit Osmanlıcılık mı oynayacağız bölgede? Bilemedim. Bu tür ifadeler “eşitlik” , “insanca yaşama” talebini ve arzusunu gölgede bırakıyor.
Henüz sürecin başında Devlet Bahçeli’nin Ahmet Türk için “Kürt ağası” gibi ifadeler kullanması da oldukça tuhaf bir durumdu. Çok insani, samimi gelebilir ama devletin tüm ayakta tutma politikalarına rağmen, yüz yıldır “ağalık” gibi feodal yapılardan kurtulmaya çalışan bir halkın siyasi temsilcilerinden birinin “ağa” olarak tanımlanması “çözüm”le kökten çelişen bir şey. Kimisi için “detay” sayılabilecek bu ifade bana fazla ağır, umutsuz geldi. Ki aklımdan hiç çıkmadı.
Sürecin başından itibaren yapılan her konuşmada anılan fetihçi ortak atalar, padişahlar, beyler ve ortak din vurgusu meselenin çağdaş bir düzlemde çözülebileceği konusunda çeşitli kuşkular uyandırıyor.
Bence en sağlıksız tarafı süreci başlatanların tüm demeçlerinde Ortadoğu’da yaşanan olayların “çözümü” zorunlu kıldığı vurgusunda bulunmaları, toplumsal algıyı “güvenlik kaygısı”, “bölünme paranoyası” etrafında şekillendirmeye çalışmaları. “Demokrasi”nin böyle bir yöntemle geleceğini, içselleştirilebileceğini düşünmüyorum ama neyse..
Umarım bu işin muhattapları ne yaptıklarını biliyorlardır.





























