Erdoğan Şenol
Zamanında televizyonda Gürcüce yayınlara ve Gürcüce kurslara karşı çıkan Gürcüler şimdi ne durumda?
Türkiye’de AB uyum kriterlerini yerine getirmek için tam üyelik yolunda göstermelik adımlar atılmaya başlandığında 2003-2005 yıllarında devlet televizyonu TRT3 haftada bir gün kimsenin TV seyretmedigi sabah saatlerinde 10’ar dakika Çerkesçe, Kürtçe, Arapça, Boşnakça ve net hatırlayamadığım bir iki dilde daha yayına başlamıştı. Gürcüce yoktu.
TRT bunlar arasına Gürcüceyi de eklesin diye benim de katıldığım bir kampayna yapıldı ve imzalı başvurular iletildi. TRT bu isteğimizi karşılamadı. Fakat burada anlatmak istediğim şey başka.
Akabindeki yıllarda başta İstanbul olmak üzere birkaç dernek Gürcüce kursları açtı. Sonra başka illerde de açıldı. Bunlar Gürcülerin kendi girişimleriydi.
O tarihlerde hem Gürcüyüm diye ortada dolaşan ve hem de gerek televizyonda Gürcüce yayın yapılmasına gerekse kurslara karşı çıkmış bazı hıyarlar vardı. Bazıları aleyhte yazılar bile yazdı. Bunlardan birkaçını şahsen tanırım, birkaçını da ismen bilirim.
Bu tipler sözde ülkenin bütünlüğünü koruma refleksi ve/veya bunun insanları fişleme metodları olduğu gibi sakat düşüncelerle Gürcü dili ve kimliğinin yok olmaması için yapılan minnacık girişimlere karşı çıkarak tarihte utanç sayfaları kısmına adlarını yazdırdılar. Hatta bu yaptıklarının kendi halklarına ihanet olduğunu söylersek abartmış olmayız.
Yani biz Gürcü olduğumuzu oturduğumuz dairenin, çalıştığımız kendi baçemizin dışında ifade edersek Gürcüce okuma yazma kursları açılırsa Türkiye bölünecekti onlara göre. Veya bölünmese bile Devlet ve onun MiT ve başka istihbarat örgütleriyle çeşitli kurumları bizi PKK’lılar gibi bölücü, terörist vd. olarak görüp ona göre muamele edecekti. Bunun olmaması için de bu hıyarların mantığına göre Gürcüce yayın yapılması, Gürcüce kurslar açılması gibi minicik adımlara karşı olunması gerekiyordu. Ama böyle davrananlar bir taraftan da sorsanız Gürcüydü fakat ellerinde zaten birşey kalmamış Gürcülerin dil ve kimliklerinin bu topraklarda tamamen yok olmaması için başka/alternatif önerileri olmamıştı.
Geçen zamanda kurslar, yayınlar, kitaplar, anlamında yetersiz birtakım gelişmeler oldu. TRT ise bizim için halâ birşey yapmadı. Televizyon yayınlarının propaganda silahı olarak kullanıldığı günümüzde gerek kaldı mı onu da sizin takdirinize bırakıyorum. Sonradan açılan ve tam gaz devam eden, benim de bazen baktığım TRT Kürtçe, TRT Arapça yoğun bir şekilde çalışadursun ve o hıyarların da kulakları çınlasın. Sahi, böylelerini gören TRT’nin Gürcüce yayın yapması zaten beklenemezdi. Kimler istiyorsa, kimler zorluyorsa, kimler ısrar ediyorsa onlar için kanal bile açtılar Gürcüler için niye açsınlar?
Yıllar sonra gelinen noktada birçok şey tartışılabilir olmuş, hatta en Türkçü milliyetçi partinin lideri Sırrı Süreyya Önder’in cenaze töreninde portresini okşarken bahsettiğim kişiler geçmişteki pozisyonlarından hiç utanmışlar mıdır? Sırrı Süreyya Önder’in PKK ile ilişkilendirilen ve sıkça adı değişen HADEP/HDP/DEM adlı partinin önemli bir figürü olduğunu söylemeye gerek var mı?
Bir taraftan globalleşme, diğer yandan asimilasyon süreçlerininden geçmiş bu çok eski milletin dili ve kimliği bu topraklarda ölmesin diyenlere karşı çıkmış kişiler şimdi bu gelişmelere ne diyor? Hadi konuşsalar ya bu süreçle ilgili? Yapmazlar, yapamazlar! Her zaman iktidar ve onun müttefiki olan parti ne derse arkasından gider, soru dahi soramazlar.
Bu kişiler şimdi başka türlü davranıyorlar. Birileri sorsa sanırım ne kadar iyi Gürcü olduklarını, hatta en büyük Gürcü olduklarını söyleyebilirler. İyi niyetle çalışan, emek veren dostlar sayesinde elde edilmiş ortamlardan nemalanmaya çalışıyorlar, hatta aralarında bir zamanlar karşı olduğu üniversitede Gürcü Dili ve Edebiyatı üzerine lisans üstü eğitim alanlar bile var. Fakat, ortam değişirse yarın ne diyeceklerini, ne yapacaklarını tahmin edemem. Çünkü bir omurgaya ve ahlaki çizgiye sahip değiller.
























