Veysel Çolak
TOPLUMSAL, BİREYSEL, BİREYCİ
Yaratıcı her sanatçı, her şair biriciktir, ama sadece onlardan birinin gereksinimi olduğu için doğmamıştır sanat. Büyü çağından bu yana bireyler, toplumlar duygularını, düşüncelerini dile getirecek; kendilerine düş gördürecek, evreni ve yaşamı kavratacak birilerinin olmasını istemişlerdir. Bunun sonucu nesneye biçim veren, ses oluşturan, sözcüklere anlamlar yükleyen, gördüklerini mağara duvarlarına çizen, başka canlıları taklit ederek anlatan sanatçı özne, toplumsal bir birey olarak belirmiştir. Yani sanatçı ve sanat, şair ve şiir toplum istediği için var olmuş, yaşamdaki yerini almıştır.
Sanki şimdilerde böyle değil. Toplum, sanatçılar, şairler gelsin diye beklemiyor. Büyük çoğunluk için sanat, şiir bir gereksinim değil artık. Bu da sanatçının, şairin toplum dışına itilmesine neden oluyor. Bu aksamayı gidermek de, neredeyse, olanaksız. Bu çıkmazdaki sanatçının, şairin iyice yalnızlaştığını; giderek, toplum için değil, kendi için sanat yaptığını, şiir yazdığını görüyoruz. Toplumsallığın, bireyselliğin yerini giderek bireyciliğe bırakmasının nedeni de budur. Ne olursa olsun, sanatın, şiirin toplumsal bir gereksinme olduğunu hatırlatmak amacıyla sanat yapmalı, şiir yazmalı, ama şiirden, sanattan ödün vermeden…































