Bedisa ELİADZE: Tiflis’teyken genç bir delikanlı, sarhoş apartmanın önüne gelirdi. Sonradan arkadaşı olduğunu öğrendiğim “Vano”ya seslenirdi. Karşılık gelmezdi. Kimse pencere çıkmazdı. Ardından komşunun evinden yükselen hüzünlü piyanonun sesi evin içine dolardı. Sonunda amcama sordum. Amcam Vano’nun komşunun torunu olduğunu söyledi. Son Rusya- Gürcistan savaşında hayatını kaybetmiş.
O günden sonra her zaman, her yerde yılmadan barışı savunmaya söz verdim!
Barışı nihai çözüm görmeyenler savaşın ağırlığından ya habersizler ya da kan kokusu iştahlarını kabartıyor.
Bazı kimseler ille de barış diyenleri “çiçek çocuk” diye alaylı bir tebessümle karşılarlar. Genellikle vatan haini, çoğunlukla korkak diye anılırlar.
Sonuç değişmez: kimsenin yaşam hakkını haklı gerekçeler uydurarak almazlar.
İçimde bugün de çalan o hüzünlü piyano sesi benimle toprağa gidecek ve huzurla gülümseyeceğim. kendime verdiğim sözü tuttum diye.


























