ARDANUÇ BÖLGESİNİN GÜRCÜ NÜFUSU – TEHCİR VE YOK EDİŞ
Parna-Beka Chiladze: Osmanlı İmparatorluğu, İran’la girdiği rekabet ve doğu ticaret yollarını ele geçirme siyaseti doğrultusunda, Gürcü topraklarını 16. yüzyılın ilk yarısından itibaren parça parça ele geçirmeye başlamış. 1551 yılında Ardanuç’u (bu ad Gürcüce Artanuci’den gelir) almış ve idari olarak bir livaya (sancak) dönüştürmüş. Aradan 23 sene geçince, başka yerlerle birlikte 1574 yılında, vergi yükümlülerini tespit etmek için hane sayısını ve erkek nüfusunu “Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan” adı altında kaydetmiş. Bu tarihten kısa bir süre sonra, 1595 yılında “Defter-i Mufassal-i Liva-i Ardanuç” adı altında Ardanuç livasının yeniden tahririni gerçekleştirmiş. Bu sırada Ardanuç livası dört nahiyeden oluşuyormuş. Merkez nahiyesi ya da Ardanuç nahiyesi, bugünkü Ardanuç ilçesini, yani Ardanuç Çayı vadisini kapsıyormuş. Ben de bu vadinin köylerini ve nüfusunu ele alacağım.
İlk tahrirde Ardanuç nahiyesine bağlı 58 köyden boşalmamış olanlarının vergi yükümlüleri tespit edilmiş; tek tek erkek adları yazılmış. Ben burada diğer köylere de örnek oluşturan ve o tarihte Ardanuç nahiyesinin nüfus açısından en büyük köyü olan Klarceti (bugün Bereket) örneği üzerinde duracağım. 1574 yılında Maharabel, Gabriel, Minasa, Gogiça, Elia, İordane, İason, Alkazar, Davit, İoseb, Lazare, Zakar, Rostevan, Rostom gibi Hıristiyan erkek adları kaydedilmiş. Bu tarihte Klarceti köyünde 89 hane varmış, 85 hane Hıristiyan, 4 hane Müslüman olarak yazılmış. İkinci tahrir defterine bakınca, köyün hane sayısının 37’ye (2 hane Hıristiyan, 35 hane Müslüman) düştüğü görülmektedir. İslam dinine geçmek istemeyen 52 hane köyden göç etmiş olmalı. İkinci tahrir defterinde Davut, Osman, Mehmed, Bayram, Hüseyin, Receb, Ahmed gibi Müslüman adları var ve hepsinin baba adı “Abdullah”. Abdullah adı, ikinci kayıttaki kişilerin ilk Müslümanlar olduğunu göstermektedir. Çünkü Osmanlı idaresi, yeni Müslüman olmuş, babası Hıristiyan adı taşıyan kişiler için baba adı olarak “Allah’ın kulu” anlamında Abdullah ibaresi düşüyordu. Hıristiyan olarak kalmış iki erkekten biri köyün rahibi. Bu tarihte köyün kilisesinin faaliyetini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Erkek adları üzerinden Ardanuç nahiyesinin (bugünkü ilçe toprakları) nüfusunun büyük bölümünün Gürcülerden oluştuğu, az sayıd Ermeni nüfusunun da bulunduğu, ancak Ermenilerin ticaret ve zanaatın yapıldığı Ardanuç Rabat’ında, yani Ardanuç Kalesi etrafındaki yerleşim yerinde toplandığı bu iki tahrir defteri kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Ardanuç’un 58 köyü varmış ama 1574 yılında 8 köy tamamen boşmuş. Osmanlıların Ardanuç bölgesini ele geçirdiği sırada ya da sonraki dönemde bu sekiz köyün halkı topraklarını terk etmiş olabilir. Köylerini terk edenlerin kaç hane olduğu bilinmiyor. İkinci kayıtta buna üç köy daha eklenmiş ve boşalan köy sayısı 11’e çıkmış. Ardanuç Osmanlıların eline geçince ve halk İslam dinine geçmekle yüz yüze gelince, bugünkü Ardanuç ilçesi sınırlarında bulunan köylerin yaklaşık % 20’sinin göç ettiği anlaşılmaktadır. Öte yandan 1574’te kaydedilmiş 1.410 haneden sadece 924’ü ikinci tahrir defterinde yer almış. Yani 456 hane, bir başka deyişle nüfusun % 33’ü İslam dinini kabul etmeyip 1595 yılına gelmeden önce köylerinden ayrılmak zorunda kalmış diyebiliriz. Kabaca söylersek, Osmanlıların eline geçmesinden sonra, 45 yıl içinde Ardanuç’un demografik yapısı büyük ölçüde değişime uğramış, burada yaşayan Gürcülerin en az yarısı göç etmiş. Boşalan yerlere büyük bir olasılıkla Türk nüfus yerleştirilmiş olmalı ve bu da günümüzde Ardanuç ilçesinde Gürcülerin tamamen silinmiş olmasının ilk etabını oluşturmaktadır.
Bununla birlikte kalan nüfusun da çok hızlı biçimde İslam dinine geçmediği anlaşılmaktadır. 1574 yılında 1.410 hanenin 1.352’si Hıristiyan, 58’i Müslüman olarak kaydedilmiş. 1595 tarihli ikinci tahrir defterine göre geride kalan 924 hanenin 778’i Hıristiyan ve 146’sı Müslüman olarak yazılmış. Her nedense bu süreç Klarceti köyünde daha hızlı seyretmiş. 1595 yılında Ardanuç nahiyesinde Müslümanlaşmış toplam nüfusun % 24’ünü Klarceti köyü oluşturmuş. Ahaliyi Müslümanlaştırma nahiyenin en büyük köyü olan Klarceti’den başlanmış ve belki de bundan dolayı köyün nüfusunun yaklaşık % 59’u köyden göç etmek zorunda kalmış olabilir.
Osmanlıların Ardanuç’u ele geçirdiği 1551 yılından 1574 yılına gelindiğinde yerinde kalan nüfusun sadece % 4’ü Müslüman olmuşken, ikinci deftere göre bu oran %16’ya ulaşmış. 1574’ten sonra Müslümanlaştırma sürecinin daha hızlandığı görülmektedir. Her hanenin 5 kişiden oluştuğunu kabul edersek, 1574 yılında Ardanuç nahiyesinde 7.050 kişinin yaşadığı sonucuna varabiliriz. İkinci deftere göre ise bu nüfus 4.620 kişiye gerilemiştir. Öte yandan tamamen boşalmamış olan köylerden ilk tahrirden önce ne kadar kişinin göç etmiş olabileceği konusunda da bir bilgiye sahip değiliz. İki tahrir defteri arasındaki fark üzerinden tanıklığımıza dayanarak 1551- 1574 arasında da göçün gerçekleşmiş olduğu söylenebilir. Öte yandan ikinci tahrir defterinden, yani 1595’ten sonra Müslümanlaştırma sürecinde demografik yapının değişimi hakkında da bilgi sahibi değiliz. 1595 yılında mevcudiyetini koruyan 778 Hıristiyan hanenin tamamının İslam dinine geçmemiş, bir kısmının göç etmiş olması ihtimali vardır. Sahip olduğumuz veriler üzerinden Ardanuç nahiyesinin Gürcü nüfusunun çoğunluğunun 16. yüzyılın son çeyreği ile sürecin seyrine bakarak 17. yüzyılın ilk çeyreğinde kendi topraklardan ayrıldığı söylenebilir.
Ardanuç’un son 14 Gürcü köyünün Türkçe “Gürcü Kolu” denilen Karsnia vadisinde varlığını 19. yüzyılın son çeyreğine kadar koruduğunu Rus idaresinin 1886 tarihli nüfus tespitinden biliyoruz. Bu 14 köyün nüfusu sadece 3.320 kişiden oluşuyordu. 1922 yılına gelindiğinde bu 14 köyün demografik yapısının tamamen değiştirilmiş olduğunu, Gürcü nüfusunun yerini Türk nüfusun aldığını Artvin livası mutasarrıflığının 1922 yılında gerçekleştirdiği nüfus tespitinden biliyoruz. Karsnia vadisi köyleri Rus idaresi sırasında Osmanlı ülkesine göç etmek zorunda kalmış, örneğin Norgieli (Çakıllar) ve Samtskaro (Yukarı ve Aşağı Irmaklar) köylerinden göç edenler Merzifon’a, özellikle Mahsen mahallesine yerleşmiş, sonradan bu aileler “Ardanuç” ve “Özaltun” soyadlarını alımışlardır.
Özetle söyleyecek olursak, Ardanuç bölgesinde Gürcü nüfusu, büyük bir olasılıkla 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar varlığını sürdürse de 16. yüzyılın ikinci yarısı ile muhtemelen 17. yüzyılın ilk çeyreğinde göç etmek zorunda bırakılarak kendi topraklarından silinmiştir.
KAYNAKÇA:
1) Zaza Şaşikadze, “16. Yüzyılın İkinci Yarısında Ardanuç” (Gürcüce), 2018.
https://bsu.ge/sub-56/page/10485/index.html
2) “Ardanuç kazası (1886 Yılı)” (Rusça).
http://www.ethno-kavkaz.narod.ru/ardanuch1886.html
3) Nurşen Gök, “Artvin Livası’nın Anavatan’a Katılışı Sırasındaki Durumuna İlişkin Belgeler”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 41, Mayıs 2008, s. 89-104.
https://dergipark.org.tr/tr/pub/ankuayd/issue/1848/22530
–




























