Osmanlı döneminde Çıldır ve Ahıska Valisi olarak tanınan II.İshak Paşa hakkında (ისაყ/ისაკ ფაშა)
Gürcülere göre İshak Paşa (görev yılları 1701-1748) kimdi? Bu konuda eriştiğim bir paylaşımı olduğu gibi Türkçeye çevirerek paylaşıyorum. Açıklama gerektiren hususlarda kendi ifadelerimi parantez içlerinde çevirenin notu olarak veriyorum. Paylaşımın Gürcüce orijinalinin linki de aşağıdadır.
“İshak Paşa, Cakeli ailesinden Müslümanlığa geçen ilk kişi olan Atabeg (Samtskhe-Saatabago yani Samtskhe Prensliği’nin başındaki kişinin prensle eşdeğer unvanıydı-çevirenin notu) eski adı Beka olup sonradan Sefer Paşa adını alan kişinin soyundan gelir, Akhaltsikhe (Osmanlı dilinde Ahisha, sonradan Ahıska-çevirenin notu) Paşası ve Tiflis Valisi’ydi. Gürcistan fatihi ve yöneticisi Osmanlı paşası ve veziri.
Müslümanlığı kabul eden Samtskhe Atabegleri arasında Hıristiyanlık ruhu ve Gürcü milli bilincini en net koruyan kişi İshak Paşa’nın dedesi Aslan Paşa’ydı. İshak’ın büyük halası Elene de bu yönüyle biliniyordu. Aslan Paşa’nın Gürcistan Kralı Arçili’yle gizli diyaloğu vardı ve buna kurban gitti. 1679 yılında Kvakhçiri köyünde (Kutaisi yakınlarında) onu ölümle cezalandırdılar. Ondan sonraki nesiller “Aslan Paşa’nın hatalarını düzeltti (!)”. Aslan Paşa’nın soyundan gelenler dinini değiştirmiş olmanın ateşiyle Osmanlıların yüksek rütbeli görevlileri arasında yerlerini aldılar ve Osmanlı çıkarlarını korumak için başlarını ortaya koyuyorlar, Osmanlı rejimine uyum sağlıyorlardı. Gürcü kanının avazı artık Atabagi ailesinin annelerinden de duyulmuyordu.
Aslan Paşa’nın kardeşi Yusuf’un ölümünden sonra, İshak’ın yaşının küçük olması nedeniyle Akhaltsikhe’ye paşa olarak Yusuf’un kardeşi Selim’i atadılar. Yusuf’un yönetim yıllarında Yeniçeri akınları kesintisiz ve yıkıcı hale geldi. Gürcülük unsurları yok olmanın eşiğine geldi. Onun ölümünden sonra ise Selim Paşa’nın oğlu Aslan ve Yusuf’un oğlu İshak arasında hanedanlık mücadelesi başladı.
Ancak, Akhaltsikhe (Ahıska) Paşalığı Müslüman olmuş Cakeli ailesinden atabeglerin miras yoluyla gelen hakları olmasına rağmen; yine de Sultan’ın sarayına büyük ve değerli hediyelerle gidip bu isteklerini zamanında iletmeleri gerekiyordu. Vakhuşti Batonişvili’nin her Ahisha paşasının onaylanmasından bahsederken anlatıma aynı şekilde başlaması dikkat çekicidir: “Büyük rüşvet verdi, ‘paşalığı rüşvetle verdiler. İshak’ı 1701 yılında paşa yaptılar. O, İmereti Krallığı’nın (dönemin Batı Gürcistan krallığı-çevirenin notu) işlerine aktif olarak karışıyordu. Aleksandre’nin kardeşi Giorgi’yi krallık tahtına oturttu. Abaşidze krala düşman kesildi ve Müslümanlara yanaştı. Bunu da Abaşidze’nin Erzurum seraskeriyle beraber olup İmereti’ye saldırması izledi. Fakat İshak’ın karşıtları da boş durmuyordu. Kola (Göle) paşası “İshak’a öfkeli olduğu için” onu yaraladı. İshak da onu öldürttü. Sultan sarayının ve seraskerin talimatları olmadan kendi başına böyle kararlar alması nedeniyle Padişah onu ölümle cezalandırmaya karar verdi. Bunu duyar duymaz, kendini kurtarmak için hemen İstanbul’a gidip saraya sığındı. Padişah, Ahisha (Ahıska) Paşası olarak İshak’ın yerine rakibi Selim’in oğlu Aslan’ı atadı.
Zaman geçti. Sultan III.Ahmed tahta çıktı, veziriazamını (dönemin Osmanlı başbakanı pozisyonu-çevirenin notu) değiştirdi ve daha önce ölüm fermanı verilmiş olan İshak Paşa yeniden harekete geçti, “Padişah hediyeleri aldı, III.Ahmed’in fermanıyla İshak yeniden Ahisha Paşalığı tahtına oturdu. Elindeki imkanları kullanarak, Ahisha tahtında kendisinin yerini almış olan amcasının oğlu Aslan’ın sultan tarafından başka bir yere paşa olarak atanmasını sağladı. Kendi kızının, eski bir rahip olan ve ‘gümüş sahibi olarak’ İstanbul’a gidip 1680 yılında Cavakheti paşası olarak atanan Piralişvili’yle (Türk kaynaklarında adı farklı olabilir-çevirenin notu) evlenmiş olması önemlidir.
Cakeli atabegleri arasında en büyük mevkiye gelen İshak Paşa’dır. 1727 yılında Ali Kuli Khan lakaplı İese’nin ölümünden sonra İshak Paşa Kartli valisi oldu (Ali Kuli Khan, Gürcü krallık hanedanı Bagrationi sülalesindendi. Dönemin Doğu Gürcistan Krallığı üzerinde bu asırda İran etkisi vardı, İese de rehin olarak İran’da tutulup sözde Müslüman olmuştu ve İran adına Afganistan ve birçok yerde komutan olarak maiyetiyle birlikte savaştı. İran kendi etkisinde ve Müslüman idareciler yönetiminde bir Gürcistan istiyordu. Gürcü olmayan biri de orada başarılı olamadığı için, elinde rehin tutup Müslüman adetlerine göre yetiştirdiği Gürcü krallık soyundan kişileri Gürcistan’a gönderiyordu, Ali Kuli Hkan da böyle biriydi. Daha sonra kısa bir dönem Kartli bölgesi yani Tiflis çevreleri Osmanlı’nın eline geçmiştir-çevirenin notu). Tüm Meskheti (bugünkü Samtskhe, Cavakheti, Açara, Kars, Ardahan, Artvin, Rize, Erzurum’un bir kesimi-çevirenin notu) ve Kartli onun idaresine girmiş oldu. O’nu Tiflis’e getirdiklerinde Osmanlılar Akhaltsikhe’ye (Ahisha-Ahıska) yeni bir paşa atamadılar, Ahisha Paşası’nın mütesellimi aracılığıyla Tiflis’in yerel yönetimini sağlıyordu. Ahisha Paşası esasen tüm Gürcistan’ı yönetiyordu. Vakhuşti Batonişvili şöyle diyor: ‘İshak Paşa tüm Gürcistan’ın işgalcisi ve yöneticisi oldu.’ Esasen Guria, İmereti, Cavakheti ve Kiziki… de ona itaat ediyordu. Sultan’ın emriyle o Kakheti’ye başarılı bir sefer düzenledi. Ödül olarak rütbesi daha da yükseltildi ve vezir yapıldı.

Dolayısıyla, dönemin Gürcü ve Osmanlı yazılı kaynaklarında İshak Paşa vezir olarak anılmaktadır. Vezir İshak Paşa Tiflis’te oturuyordu ‘sanki Gürcistan kralı gibi’. Onun döneminde Kartli’ye Osmanlı siyasi ve ekonomik sistemi geldi. İshak Paşa Kartli ve Somkheti’yi (Ermenistan) ayırdı. Sabaratiano denen feodal yönetim birimini Erasti Kaplanişvili’ye verdi, Mtskheta’nın yukarı kesimlerini Bagrat Tsitsişvili’ye, Zemo Kartli’yi (Yukarı Kartli) Givi Amilakhvari’ye, Mukhrani ve çevresi eristaviliği (feodal birim-çevirenin notu) yönetimini oradaki mtavari ünvanlı beylere verdi ve oraların yönetimi vergilerden mükellef yaptı.
1730’lu yıllarda Lekianoba arttı (Gürcistan’ın parçalandığı dönemde 17. Yüzyıldan sonra Kuzey Kafkasya’daki komşu Dağıstan bölgesinden gelen, imparatorluklar tarafından kışkırtılan, Gürcülerin Lekebi dediği fırsatçı dağlı kabilelerin (ağırlıkta Lezgi, Lak ve Khundz kabilelerin) Doğu Gürcistan ovalarına özelikle de Kartli ve Kakheti’ye yaptığı çapulcu saldırıları ve yağmaları çok arttı. Gürcü tarihinde bu olaylar Lekianoba olarak geçer-çevirenin notu). İran hükümdarı Nadir Şah ortaya çıktı, Gürcüler İran’ın yanında yer aldı ve Osmanlı’ya karşı mücadeleye girişti. 1730 yılı Temmuz ayının sonunda İshak Paşa Tiflis’ten 300 kağnı eşyayla ayrılıp, Gürcülerle savaşırken ölen oğlu Yusuf’un paşa olarak görev yaptığı Akhaltsikhe’ye (Ahıska) geri döndü. Üzüntüden ağırlaşan İshak Paşa yeniden Ahıska Paşası oldu.
Çok ihtiyarlayan İshak Paşa 1748’de öldü. Hakkındaki bilgiler böyledir ve İshak Paşa hakkındaki bu bilgileri Gürcü yazılı kaynakları ve Gürcü anlatımları günümüze taşımıştır. Osmanlı büyüklerinin biyografilerini anlatan Mehmed Süreyya Sicill-i Osmani adlı eserinde şöyle diyor: İshak Paşa Çıldır yöresi hanedanlarının soyundandır (Müslüman olmuş Atabegler kastediliyor). 1114 yılında (Miladi 1702-1703) Çıldır Sancakbeyliği’ni aldı. Bir dönem görevden alındı, sora yeniden göreve getirildi. 1136 yılı 13 şevval günü (1724 yılı) vezirliğe yükseltildi, aynı zamanda Tiflis valisi görevine atandı. Daha sonra Tiflis İranlıların eline geçti ve İshak Paşa Çıldır’a döndü, fakat 1145’te (miladi 1732-1733) Osmanlılar Tiflis’i yine aldı ve oraya yeniden paşa olarak atadılar. 1161 (1748 miladi) yılında ramazan ayında 100 yaşın üzerindeyken öldü. O ilerigörüşlü, karar verme yeteneğine sahip bir adamdı. Hacı Ahmed Paşa onun oğludur, Ahmed Paşa’nın oğulları Hasan Paşa ve Yusuf Paşa, Yusuf’un oğlu İbrahim Paşa vd. İshak’ın soyundan gelen paşalardır.”
Metnin orijinali:
https://www.facebook.com/groups/1065953917447409/permalink/1131702084205925/?mibextid=Nif5oz





























