Üşüttüm
Üşüttüm
Kamyonun alnına yazmış kamyoncu:
“İnce düşünme, üşütürsün” Üşüttüm gerçekten de.
Dinlemedim kamyon şoförünü… Ruhumu üşüttüm.
Sevmek için sakladığım bütün sözcüklerim üşüyor.
Biliyorum
Düşüne düşüne inceldi, annemin kalbimi örttüğü kundak bezi…
Hem zaten ben annemi de aldattım çok kadınla.
İnce ince düşünerek Neşet üstat gibi,
“Cahildim, dünyanın rengine kandım”.
Sonra bol bol ağladım. Ağlamaktan değil de ben aldatılmaktan üşüttüm.
İyi aldatıp kötü aldatılmaktan.
Fırın raflarına dizilen olgun sarışınlar çocukluğumdaki gibi balık etli değil artık.
Gel de dert edinip üşütme şimdi bunu.
Hakimler, kamyoncuları okumaz mı hiç?
Doktorlar his üşütmemi neden anlamaz?
Ben bir muskacıya gitmeliyim.
Bir çingene falcıya.
Falan filancıya.
Tavuk pilavcıya gidemem ya…
Ben nerelere gideyim he ruhumu korumak için?
Sıcak bir kirpiğin eğimine düşeyim desem bu ekşimiş bir düştür şimdi.
Ayıp sanırlar.
Kim bilir…
Ah böyle insan soğuklarında üşütmemek için hangi hayvanın postunu gireyim?
Varsın kötü yola düşsün şiir.
Söyleyin,
Şuramdaki cerahat başka nasıl deşilir?
***




























