Önceki gün eğitimci/ şair dostum Mehmet Öztürk yeni kitabı CEMRE’ yi göndermiş. Şair/yazar dostlarım sağ olsunlar zaman zaman yeni yayınlanan kitaplarını imzalayıp gönderiyorlar.

Son zamanlarda iki şair dikkatimi çekiyor: Mehmet Öztürk ve İbrahim Tığ. Bu arkadaşlarım her kitabını imzalayıp gönderdikleri için şiirleri hakkında da toplu bir gözlemimim oluyor. Her iki arkadaşımın yayınlanan her kitabı bir önceki şiirinin çok ilerisinde yerini alıyor.

Bir cümle de Cemre’ nin yayıncısına. Kimsenin “şiir kitabı satmıyor” gerekçesiyle şiir kitabı basmadığı dönemde SYKİTAP gibi bir yayınevini kurup mücadele için kolları sıvadılar. İste Cemre gibi kaliteli kitaplarla yola devam ediyorlar. Aynı amaç ve kararlılıkla devam eden bir diğer yayınevi de PİKARESK. Her iki yayınevi de İzmir’de kurulmuş ve yayıncılığı burada sürdürüyor. Bu “şiir donkişotu” yayınevlerinin emekçilerini kutluyorum. Başarıları daim olsun.
Cumartesi şiirimiz Mehmet Öztürk’ten.
Bana Zamandan Ufuk Ver
Adına umut bıraktığım
Türküler söylediğim
Gökyüzüm, mavi rüyam
Budur sende ki yıldız vakitleri
Bahçelerin kederinde sonsuzluk
Yüreğim uzakların sesi
Şafakların yüzünde ışıyan nar çiçekleri
Can verdiğin toprak uyandı
Yüzün yıldızlarla dolu
Gamzeli bakışın yüreğimde ışıyan bayram yeri
Yüzünün atlası çiçeklerin en güzeli
Gülüşün tanyeri ışığı
Yapraklandım, çiçeklendim, harelendi
Bir sonsuzluk aşkı
Nilüfer sesi, ağaçların çiçek açması
Ellerin yüzümde badem çiçeği
Ellerin zamana dokunan hayal bahçesi
Ve keder ve sağanak ve susuzluk
Bir limon çiçeği yapraklarını yeni açmış
Yorgunluğun göğe sürme çekmiş
Çoğu geçmiş bir zaman
Yüreğimde bir çığlık
İncinme masalıymış bu kalp ağrısı
Islık çalan kelebekler ağzında rüzgârın şarkısı
Sonsuz yağmurlar altında üşüyen nar çiçekleri
Ömrünü aşka taşıyan buğday başakları
Benim sevgi diye dünyayı başımdan alan rüya
Kalbimin ıssız harelendi
Kirpik ormanında el çırpan güneş
Issız dağların sinesinde yalnızlığım uçkun
Tanrının koynunda üşümüş yetim
Sessizliğin içindeki dua
Beni geceye bırakma
Biliyorum sen bir sözsün
Lapis lazuli taşından inci
Kalbimin sofrasına oturmuş
Sabır çiçeği
Merhametin kuşların sesi
Işığını doğurdun sabaha
Ben seninle yağmur yağdım gökten
Söylesene bana
Hangi taşın içinde dilsiz kalırım
Sus payımsın
Ölçüsüz sesim
Nerede saklayayım ışıldayan rüyamı
Bana zamandan ufuk ver
Kuşdilinden söylence
Girdabın içindeyim
Döner dolaşırım
Evrenin göğsünde
Suyun sevdiği en güzel şarkı
Bıraksan kendini şelale oluyorsun
Tutsam kalbimin derinliğinde uçurum
Neden hatırlandıkça menekşe gibi kokuyorsun
Kokusu saçlarında bir dal
Ellerinde bahçe
Duduğun uslu sesi
Çığlık sesi
İç sesi
Yürüyorum seninle düş kurmak için
Kanatlanmış al yeşil bir ormana
Ellerin omzuma yaslanmış hece
Kimse yok yapraklardan başka
Kimse yok otlardan başka
Sesimize erkenci kuşlar konuyor
Baharın başındayız işte
Çocukların alkışları arasında
Soluk soluğayım
Damla damla yaprakların göğsünde
































