KESİNLİKLE ÖZGÜR DEĞİLİM
Başkalarından hiçbir beklentim olmadığı için özgür olduğumu düşünürdüm. Bu anlamda sonuna kadar özgürüm yine, ama başkalarının benden beklentileri yüzünden kesinlikle özgür değilim.
Örümcekleri bilirsiniz. “Milhan’a Mektuplar” adlı kitabımda uzun uzun anlatmıştım onları. Beğendikleri bir yeri seçer, olağanüstü bir ustalıkla ağlarını örer, avlarını beklemeye başlarlar. Bilmezler, düşünmezler ördükleri ağ’a bağımlı olduklarını. İnsanlar da öyle. Toplumsal yapı içerisinde kendilerine dayatılan yaşam biçimi, başkalarının beklentileri, o beklentilerin yoğunluğu, içinden çıkılmaz bir ağ’a dönüşür. Birileri kırılacak diye düşüncelerinizi söyleyemez olursunuz. Sineye çeker, yakınınızda duran birine ikiyüzlülüğünü söyleyemezseniz. Kırılmasın diye oturup kalktığınız birine, şiirlerinin çirkin olduğunu ima bile edemezsiniz. Sonuçta hiç istemeden ikiyüzlü durumuna düşersiniz. Verdiğiniz her ödün bireysel özgürlüğünüzü kemirir durur. Bir gün size örülen ağ’ı, bu nedenle zerre kadar özgür olmadığınızı fark edersiniz.
Bu post-modern çağda her insan öncelikle kendine ihtilâl olmak zorunda. Yoksa o ağın kendiliğinden yırtılması olanaksızdır.





























