ŞİİR, ŞAİRİNİN EĞRETİLEMESİDİR
Şiir ile düşüncenin bir arada olamayacağı söylenir. Bu değerlendirmeyi doğrulayacak sağlıklı bir yaklaşım ortaya konulmuş değil ama şu saptama rahatça yapılabilir: Şiirin gereksindiği imgeden, yapıdan, biçimden vazgeçilerek topluma, bireye, evrene ilişkin bir düşüncenin doğrudan söylenmesinin şiirde yeri olamaz. Öte yandan bu, şiirin bir düşünceyi içermeyeceği anlamına gelmez. Çünkü şair tarihle, toplumla, bireyle zorunlu bir ilişkilenme içerisindedir. Şiirlerde bireysel açmazlar, çekilen acılar, toplumsal işleyiş, ekonomik ve politik çıkmazlar, emek sömürüsü, adaletsizlikler, emperyalist hegemonya, haksız savaşlar / haklı savaşlar, günlük yaşantı bir biçimiyle her şiire sızar. Şiirin (sanat yapıtının) içeriği de böyle oluşur. Şiir yazmak, şiir sanatından ödün vermeden, dilin, içeriği oluşturan toplumsal olgu, olay ve durumların yorumlanmasıdır bir bakıma. Her şiir bütünsel bir düşüncedir ve bu düşüncenin ortaya konulmasıdır. Şiirin teması da öyledir. Her şiir bir tasarım, bir öneridir. Öyle olmalıdır. Şair bir düşünceyi doğrudan söylemez. Her şiir şairinin tasarımıdır. Şiir şairinin eğretilemesidir.



























