Türkiye’de yaşayan Gürcü toplumu ve Gürcü sivil toplum kuruluşları olarak, Abhazya meselesiyle ilgili son dönemde kamuoyuna yansıyan bazı açıklamalar ve çalışmalar hakkında görüşlerimizi paylaşma gereği duyuyoruz.
Öncelikle belirtmek isteriz ki; Abhazya’da yaşanan savaş ve çatışmalar sırasında Abhaz halkının karşı karşıya kaldığı kayıpları ve mağduriyetleri önemsiyor, yaşananların unutulmaması ve gelecek nesillerin benzer acıları yaşamaması gerektiğine inanıyoruz.
Bununla birlikte, aynı dönemde Gürcü halkının da büyük mağduriyetler yaşadığı ve yüz binlerce insanın evlerinden ve topraklarından zorunlu olarak ayrıldığı gerçeğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bu nedenle Abhazya meselesinin yalnızca bir toplumun yaşadığı mağduriyetler üzerinden değerlendirilmesinin, bölgedeki tarihî gerçekliğin bütün yönleriyle anlaşılmasını güçleştireceği kanaatindeyiz.
Temel yaklaşımımız; Abhazların ve Gürcülerin yaşadığı mağduriyetlerin birbirine karşı kullanılmaması ve her iki halkın da karşı karşıya kaldığı insani sorunların aynı duyarlılıkla ele alınmasıdır.
Abhazya’dan zorunlu olarak ayrılmak durumunda kalan insanların güvenli, gönüllü ve onurlu biçimde geri dönüş hakkının yanı sıra mülkiyet ve diğer temel haklarının da uluslararası toplumun gündeminde tutulmasını önemli buluyoruz.
Aynı şekilde Abhaz halkının dilini, tarihini, kimliğini ve kültürel mirasını koruma yönündeki hassasiyetlerine saygı duyuyoruz.
ULUSLARARASI HUKUK VE GÜRCİSTAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Gürcistan’ın uluslararası alanda tanınmış sınırları içerisindeki egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması, bizim açımızdan yalnızca siyasi bir tercih değil, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler ilkeleri çerçevesinde ele alınması gereken temel bir konudur.
Abhazya’daki mevcut fiilî durumun, uluslararası toplum tarafından genel kabul gördüğü şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Gürcistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne ilişkin mevcut dış politika yaklaşımının korunmasının; Türkiye-Gürcistan ilişkileri, bölgesel istikrar ve Karadeniz’de barış açısından önem taşıdığı kanaatindeyiz.
Türkiye, tarihî ve kültürel bağları nedeniyle Kafkasya’daki gelişmeler bakımından özel bir konuma sahiptir. Türkiye’de yaşayan Gürcü ve Abhazlar da uzun yıllardır aynı ülkenin vatandaşları olarak huzur ve kardeşlik içerisinde yaşamaktadır.
Bu ortak yaşam deneyiminin, Kafkasya’da barış ve uzlaşının geliştirilmesi bakımından olumlu bir örnek oluşturabileceğine inanıyoruz.
Gürcistan’ın egemenliğinin ve uluslararası hukuk çerçevesinde tanınmış sınırlarının korunması bölgesel istikrar açısından önemlidir. Bununla birlikte Abhazya sorununun çözümünün yalnızca siyasi statü tartışmalarıyla sınırlandırılmaması; bölgede yaşayan insanların güvenliği, temel hakları, kültürel değerleri ve gelecek beklentileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Türkiye’deki Abhaz toplumunun kendi tarihine, kimliğine ve kültürüne ilişkin hassasiyetlerini ifade etmesini doğal karşılıyor; ancak bu konuların Türkiye’de yaşayan Gürcü ve Abhazları karşı karşıya getirmeden, karşılıklı anlayış ve saygı temelinde ele alınmasını diliyoruz.
Hiçbir halkın yaşadığı mağduriyet, başka bir halkın karşı karşıya kaldığı sorunları yok saymanın gerekçesi olamaz.
Geçmişte yaşananların günümüzde yeni bir siyasi çatışmaya veya etnik ayrışmaya dönüşmesine de izin verilmemelidir.
ZORUNLU GÖÇ ETTİRİLENLERİN HAKLARI GÖRMEZDEN GELİNMEMELİDİR
Abhazya’dan zorunlu olarak ayrılan Gürcülerin ve diğer toplulukların yaşadığı mağduriyetlerin önemli bir bölümü bugün de devam etmektedir.
Bu insanların;
– güvenli ve onurlubicinde geri dönüş hakkının,
– mülkiyet hakkının,
– kaybolan aile bireylerive yakınları hakkında bilgi edinme hakkının,tarihi ve kültürel mirasının korunmasının,
– temel insan haklarının güvence altına alınmasının,
– uluslararası toplumun gündeminde tutulması gerektiğini düşünüyoruz.
Abhazya konusunda kalıcı bir barış ve uzlaşma hedefleniyorsa, zorunlu göç ettirilen insanların haklarının göz ardı edildiği bir çözümün kalıcı ve adil olması mümkün değildir.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Türkiye, hem Gürcistan hem de Abhazlarla tarihî ve insani bağları bulunan önemli bir ülkedir.
Bu nedenle Türkiye’nin Abhazya meselesindeki rolünün taraflardan birinin siyasi tezini desteklemek yerine; diyaloğu, barışı, insan haklarını ve uluslararası hukuku esas alan bir anlayışla şekillenmesi gerektiğine inanıyoruz.
Türkiye’de yaşayan Abhazların dil, kültür, tarih ve kimliklerini koruma çabalarına saygı duyuyoruz.
Ancak kültürel hakların korunması ile başka bir devletin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ilgilendiren siyasi statü taleplerinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Türkiye’deki Abhazların kültürel ve toplumsal varlığı ile Gürcülerin tarihî ve kültürel bağları birbirine karşıt değildir.
Aksine, bu iki halkın Türkiye’de huzur ve kardeşlik içerisinde bir arada yaşaması, Kafkasya’da gelecekte tesis edilebilecek barış açısından değerli bir örnek teşkil edebilir.
Çağrımız; çatışma yerine diyaloğa, ayrışma yerine karşılıklı anlayışa, geçmişin acılarını derinleştirmek yerine bu deneyimlerden ortak bir barış geleceği oluşturmaya yöneliktir.
Gürcülerin, Abhazların ve Kafkasya’daki diğer halkların güven, huzur ve refah içerisinde yaşayacağı bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyoruz.
Türkiye’deki Gürcü dernekleri olarak; tarihî gerçeklerin bütün yönleriyle ele alınmasını, zorunlu göç mağdurlarının haklarının korunmasını, uluslararası hukuk ilkelerine saygı gösterilmesini ve Türkiye’de yaşayan Gürcü ve Abhazlar arasındaki dostluk ve kardeşliğin sürdürülmesini destekliyoruz.
Amacımız herhangi bir toplumu hedef almak değildir.
Amacımız ayrıştırmak değil, barışa katkı sunmaktır.
Amacımız bir halkı suçlamak değil, bütün halkların yaşadığı acıların görülmesini sağlamaktır.
Amacımız geçmişi yeniden çatışmanın konusu yapmak değil, geçmişten ders çıkararak ortak bir barış geleceği inşa etmektir.
Temel beklentimiz; tüm mağduriyetlerin dikkate alınması, karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi ve TÜRKİYENİN Kafkasya’da kalıcı barışın tesisine katkı sağlamasıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur
Mehmet Ali Gurdoy
Ünye Acara Gürcü Dostluk ve Kültür Derneği Onursal Baskani




























