Türkiye kendi güvenliği için Gürcistan’ı daha fazla desteklemeli ve Gürcü halkının sevgisini kazanmayı daha fazla önemsemelidir.
Bunu elbette komşuluk, iki ülkenin refahı, insanı değerler, daha iyi bir dünya beklentisi, kendi vatandaşı Gürcülere saygı gereği de yapmalıdır (Bu çok mu oldu?).
Zamanında Osmanlı İmparatorluğu Gürcistan’ı yutup yok etmeye çalıştığı için nihayetinde doğuda Gürcistan yerine Rusya’yla sınır komşusu oldu. Bu şöyle gerçekleşti; Gürcistan yüzyıllardır saldırılarına maruz kaldığı Osmanlı ve İran tarafından tamamen yok edilmektense 18. Yüzyılda Giorgiyevsk Antlaşması’na mecbur hissedip Rusya’dan müttefiklik ve dolayısıyla koruma istedi. Rusya da bundan yararlanıp Gürcistan’ı işgâl etti. Böylece Osmanlı Rusya’yla komşu oldu. Bunun bedelini ağır ödedi Osmanlı. Rusya Gürcistan’dan sonra Anadolu’ya da girdi ve pekçok şehri işgâl edip onlarca yıl elinde tuttu. Sadece Sarıkamış’ta ne kayıplar verdiğini düşünürsek Rusya’yla komşu olmanın bedelinin ne kadar ağır olduğu anlaşılır.
Şimdi de meselenin özü aynıdır. Türkiye eğer Gürcistan’ın ayaklarının üzerinde durması, toprak bütünlüğünün tesisi, Tskhinvali ve Apkhazeti (Abhazya) bölgelerindeki sorunların barışçıl çözümü, Gürcülerin ekonomik nedenlerle başka ülkelere göçünün önlenmesi, demografik yapısını koruması için doğru şekilde hareket etmez ve gün gelir yine Rusya’yla sınır olursa o zaman Türkiye için de felaket olur.
Türkiye’nin bu konularda yeterli çabasının olmadığına, zayıf, parçalanmış bir Gürcistan profilinin sürmesinin Türkiye’yi pek de rahatsız etmediğine inanıyorum. Hatta Gürcistan içinde Türk okulları konusu ve başka konularda kendi etkisini artıracak uygulamalara yöneldiğini, istediği karşılığı bulamadığından araya mesafe koyduğunu, Türkiye’nin çeşitli konulardaki tutumunun uygun olmadığını da düşünüyorum. Her yere sık sık giden Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Gürcistan’a en son ne zaman ziyarette bulunduğunu hatırlayan var mı? Bu yeterince önemsememekten midir yoksa Gürcistan’da istediği bazı uygulamaları onaylatamamaya karşı tepki midir? Eğer öyleyse, Gürcistan her isteneni yapmak mecburiyetinde değildir. Dostluk ve komşuluk bir tatafın her isteğini yerine getirmek demek değildir.
Biz içerideki duruma bakacak olursak, kendi içindeki yabancı kuruluşlara hatta farklı etnik kökenlere sahip kendi kadim vatandaşlarına ne kadar hareket alanı sağlıyor ki yurt dışında kendisi için hep daha fazlasını istiyor? Kendi içindeki üstelik vatandaşı olan bizler dahil çeşitli gruplara ne eğitim ve kültür ne de başka konularda vermediklerini başka ülkelerde kendisi için istiyor. Neden? Nedeni basit, oralarda etkisini artırmak için.Kendi içinde tam tersini yapıyor; Kendi vatandaşların tarihlerini çarpıtmak, onların asimilasyonunu tamamlamak ve aslında Gürcü kökenli olmadıklarını, Kıpçak, uydurma Ahıska kökenli veya başka kökenli Türkler olduklarına inandırmak için üniversitelerinde çakma tarihçiler besliyor ve bunlar sahte tarihi makaleler ve kitaplar yazıyorlar. Ama er ya da geç gerçeklerin galip geleceğini unutmayalım.
Meselâ Gürcistan Türk üniversitelerinin diplomalarını doğrudan kabul ediyor. Peki Türkiye ne yapıyor? Türkiye öyle bir ülke ki, Orta Asya’da ücra yerlerdeki üniversiteciklerin diplomalarını doğrudan tanıyor, Balkanlar’da kurdurduğu bazı çakma üniversitelerin diplomalarını geçerli sayıyor ama hiçbir Gürcistan üniversitesinin diplomasını kabul etmiyor. Sadece birkaç üniversiteyi tanıyıp denklik sınavına tabi tutuyor ve o denkliği de kolay kolay vermiyor. Balkanlar’da sahte universite kurdurup Türkiye’den birilerine sahte diploma dağıtıldığı ortaya çıkmışken bu yapılan mantıklı mı? Oysa bazı Gürcü üniversitelerinin diplomalari Avrupa’da doğrudan geçerli. Bizim çocuklarımızın eğitim için Gürcistan’a yönelmesi istenmiyor mu? Kırgızistan’a göndersek ne dersiniz? O olur değil mi? Bu çifte standardı kabul etmiyoruz. Biz Orta Asyalı değil Gürcüyüz.
Esasen Türkiye ile Gürcistan’ın ilişkileri Sovyetler Birliği 1991’de dağılıp Gürcistan bağımsızlığını geri kazandığından beri iyidir ama bu iyilik daha çok Gürcistan’ın “edilgen” tavrı nedeniyle gelişmiştir. Detaylara bakarsanız konuşulacak çok konu ve dengesizlik var.
Türkiye Gürcistan’la ilişkilerini bugünkünden daha ileriye taşımalı, bunu yaparken de karşı tarafı ve halkının sevgisini daha çok önemsemelidir. Bunu hem Gürcistan hem de kendisi için yapmalıdır. Başlıkta belirttiğimiz gibi Gürcistan sayesinde Türkiye Rusya’yla komşu değildir ve bu çok kıymetlidir. Hiçbir zaman hicbir enlem ve boylamdan Türkiye Rusya’yla sınır komşusu olmamalıdır. Başına terör ve başka sorunlar açan diğer komşu ülkeler yüzünden Türkiye milyarlarca dolar harcıyor güvenlik için. Terör tehdidi almadığı Gürcistan’a bunun karşılığını vermelidir.
Rusya’yla komşu olmanın ne belâlı bir şey olduğunu en iyi sınır komşuları bilir. Onun için, hazır sınır komşusu değilken, Türkiye başta Gürcistan olmak üzere Rusya’yla sınır komşusu olan komşularını gerçek manada desteklemelidir. Gürcistan özelinde söylersek; Gürcistan’ın tüm meselelerinde yanında olmalı, tarihsel konular başta olmak üzere günümüz Gürcistan’ında sorunlu bölgeler (Tskhinvali, Apkhazeti) ve buralarda yerlerinden edilmiş halkın geri dönüşünün sağlanması ve toprak bütünlüğünün tesisi için uygun bir politika üretip desteklemelidir. Bunun için çalışmaya başlarsa, ancak ondan sonra başka hassas konuları konuşmayı prensip edinmeli, Ahıskalılar meselesi ve başka konularda Gürcistan’a ve toprak bütünlüğüne saygı duymayanların (Ahıskalı olsun veya olmasın) durumunu dikkate almalı, Gürcistan halkının bu konudaki hassasiyetini göz ardı etmemelidir.
Gürcistan’ın zaafiyeti Türkiye için zararlıdır. Sadece bu bile bu tarihi çok eskilere giden ülkeye daha fazla saygı duyulması, her daim desteklenmesi için yeterlidir. Bunun yeterince anlaşıldığını sanmıyorum. Bu yeterince anlaşılsaydı, Gürcü halkının sinir uçlarına temas eden konularda konuşurken daha dikkatli olunur, çeşitli zamanlarda dile getirilen söylemlerle Türkiye’ye karşı antipati oluşmasına sebep olunmazdı. Gürcüce biliyor, Gürcü halkını takip ediyor, Türkiye’den oraya zaman zaman ulaşan ve olumsuz algılanan bazı sinyallere nasıl tepki verildiğini okuyorum. Bunu gören başkaları da var, onlar söylemeyebilir, ben dile getirmekte yarar görüyorum.
Ayrıca şunu da hatırlatmakta fayda var; Gürcistan bugün yeterince güçlü değilse, bunun nedenlerinden biri de geçmişteki Türk devletlerinin sürekli saldırıları ve işgâlleridir. Bugünkü Türkiye topraklarının bir kısmının Gürcü halkının üzerinde mühürleri bulunan tarihi toprakları olduğunu bilirsek, bunu daha iyi anlarız.
Şimdi başka bir dönemdeyiz. Türkiye elbette kendi selefi ve diğer eski devletler gibi davranmayacaktır. Eski yaraları kapatmaya kimsenin gücü yetmez, ama değerlere saygıyla, sevgiyle iyi komşulukla ve her türlü destekle ilerlemesine yardımcı olunursa Türkiye hem doğru olanı yapmış ve hem de kendini Rusya’yla sınırdaş olmaktan da korumuş olur.





























