Ziya Eroğlu
” Bir İskele Parçası Parçası Düşene Kadar mi? “
Sinop’ta birkaç gün önce bir inşaatın önünden geçerken dikkatimi çeken bir durum vardı:
Yayalar için hiçbir güvenlik önlemi alınmamıştı. Ne koruyucu bir tünel, ne uyarı levhası, ne de güvenli bir geçiş alanı…
Durumu ciddiye alarak belediyenin zabıta birimini aradım. Ancak karşılaştığım tablo düşündürücüydü. Sorunun kendisine odaklanmak yerine; isim, soyisim, T.C. kimlik numarası gibi bilgiler soruldu. Oysa mesele basitti:
İnsan hayatı tehlikedeydi.
Aradan günler geçti. Gördüğüm kadarıyla o inşaatla ilgili herhangi bir önlem alınmadı.
Ama asıl çarpıcı olan şu:
23 Nisan günü, itfaiye arkasındaki bir inşaatta çalışan işçilerin bulunduğu alandan büyük bir iskele parçası yola düştü. Şans eseri kimse yaralanmadı.
Altını çizmek gerekiyor: Şans eseri.
Peki ya o an oradan geçen bir çocuk olsaydı?
Ya bir yaşlı, ya da şehri ziyaret eden bir turist?
Bu olay bir “kaza” değil, geliyorum diyen bir ihmaldir.
Eskiden Daha mı İlerideydik?
Bundan yaklaşık 40 yıl önce İstanbul’da inşaatların önünde yayalar için ahşap koridorlar yapılırdı.
Adeta küçük bir tünel gibi…
İnsanlar kaldırımı güvenle kullanmaya devam eder, inşaat çalışmaları bu güvenliği ihlal etmeden sürdürülürdü.
Bugün ise birçok yerde kaldırımlar işgal ediliyor, yayalar korumasız bırakılıyor, “bir şey olmaz” anlayışı hâkim kılınıyor.
Bu, ilerleme değil; açık bir gerilemedir.
Sorumluluk Kimde? (Açık ve Net)
Bu tür ihmallerde sorumluluk dağıtılarak görünmez hale getirilemez.
Sorumlular bellidir:
Belediye: Kaldırımların ve kamusal alanın sahibidir. İşgale izin veremez, denetlemek zorundadır.
Zabıta: Sahadaki uygulayıcıdır. İhlali tespit eder, durdurur, yaptırım uygular.
Yapı denetim ve ilgili teknik birimler: Projeye ve iş güvenliği kurallarına uygunluğu kontrol eder.
Müteahhit / inşaat firması: Çalışmayı güvenli yapmakla yükümlüdür.
Hiç kimse “benim alanım değil” diyemez.
Denetim yoksa ihmal vardır.
Kaldırım Kapatılamaz
Bunun altını özellikle çizmek gerekiyor:
Hiçbir inşaat firmasının kaldırımı kapatma gibi bir lüksü yoktur.
Kaldırım:
Yayaya aittir
Kamusal bir haktır
Keyfi şekilde işgal edilemez
Eğer inşaat yapılacaksa çözüm bellidir:

Kaldırım korunur, üstü kapatılır, güvenli geçiş sağlanır.
Bir Felaket Olmadan Önce
Bugün kimse yaralanmadı.
Ama bu, yarın da yaralanmayacağı anlamına gelmez.
Her düşen parça, her alınmayan önlem bize şunu hatırlatıyor:
Bu şehirde yayaların can güvenliği garanti değil.
Yapılması gerekenler açık:
İnşaat önlerinde yayalar için koruma tünelleri yapılmalı
Kaldırımlar işgal edilmemeli
Denetimler göstermelik değil, gerçek olmalı
Şikayet eden vatandaş değil, ihmalkar olan sorgulanmalı
Son Söz
Bir şehri güzelleştiren sadece binalar değildir.
O binaların arasında güvenle yürüyebilen insanlardır.
Sinop’ta artık “şans eseri kurtulduk” demek istemiyorsak,
önlem almak için birinin zarar görmesini beklememeliyiz.
Çünkü o gün geldiğinde bunun adı kader değil,
açık bir ihmal olacaktır.

24.nisan. 2026 Sinop
Not. Paylştığım resimler sadece bir örnek, böyle olmalı dercesine. Yoksa Sinop’ta hiç bir zaman böyle olmadı.





























