Özgür Gürbüz
Özgür Gürbüz: FOLKLOR & KÜLTÜR…
Toplum olarak en büyük alışkanlıklarımızdan biri, ne yazık ki kendimize tanınan imkânları suistimal etmek. Belediye olanak sağlamış, çadırlar kurulmuş, en başından kolon boyundan ses desibeline kadar tüm derneklerin ortak mutabakatıyla kurallar belirlenmiş. Peki neden bu kurallara uymakta zorlanıyoruz? Neden görevini yapan insanları, aslında hiç gerek yokken kendimizle karşı karşıya bırakıyoruz? Anlamak gerçekten güç.
Elbette folklor ve halk oyunları kültürlerin en görünür, en renkli ve en etkileyici parçalarından biridir. Sahnede sergilenmesi, gelecek kuşaklara aktarılması son derece değerlidir. Ancak sormak gerekir: Bu kadim coğrafyanın kültürel mirası sadece folklordan mı ibaret?
Neden çadırlarda kendi kültüründen bir yazar okurlarıyla buluşup kitabını tanıtmasın, imza günü düzenlemesin? Neden o kültüre ait şairlerin dizeleri yankılanmasın? Neden yaşlılarımız çocuklara kendi dillerinde masallar anlatmasın? Neden geleneksel el sanatları ustaları hünerlerini canlı olarak sergilemesin? Neden o kültürün mutfağı yalnızca ikram edilen yemeklerden ibaret kalmasın; hikâyesiyle, geçmişiyle anlatılsın? Neden gençler atalarının göçlerini, yaşadıkları acıları, sevinçleri ve mücadelelerini dinleme fırsatı bulmasın?
Kültür; yalnızca oynanan oyun, giyilen kıyafet ya da yükselen müzik değildir. Kültür; edebiyattır, tarihtir, dildir, mutfaktır, zanaattır, düşüncedir, hafızadır. Eğer bunları yaşatamıyorsak, gelecek nesillere sadece güzel bir gösteri bırakırız; köklerini değil.
Festivallerin amacı en yüksek sesi çıkarmak ya da en kalabalık çadır olmak değildir. Asıl amaç, birbirimizi daha iyi tanımak, farklı kültürleri anlamak ve ortak mirasımızı gelecek kuşaklara doğru şekilde aktarabilmektir. Kurallara uymak da bu kültürün bir parçasıdır. Çünkü gerçek kültür, sadece sahnede değil; birbirimize gösterdiğimiz saygıda da kendini gösterir.
Benden söylemesi…



























