“bu coğrafyada sınırdan önce insan, siyasetten önce akrabalık vardı”
CAMİLİ AKRABALAR KAPISI’NIN HİKÂYESİ
1918 REFERANDUMUNDA BÖLÜNEN MACAHEL’E
Macahel’in hikâyesi yalnızca bir sınır kapısının hikâyesi değildir. Bu hikâye; aynı vadide yaşayan, aynı dili konuşan, aynı kültürü paylaşan ve birbirleriyle akraba olan insanların siyasi sınırlarla birbirinden ayrılmasının hikâyesidir.
1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Batum, Artvin, Ardahan ve Kars yaklaşık kırk yıl Rus yönetiminde kaldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında imzalanan 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması’yla Rusya; Kars, Ardahan ve Batum’dan çekilmeyi kabul etti.
Bu gelişmelerin ardından Osmanlı 3. Ordu Komutanı Mehmet Vehip Paşa’ya Batum, Kars ve Ardahan bölgelerinin geri alınması emri verildi. Vehip Paşa, yaklaşık 25 bin kişilik kuvvetiyle eski sınırları aşarak Batum yönünde ilerledi. Türk birlikleri Hopa’nın ardından Batum’a ulaştı ve bölge yeniden Osmanlı yönetimine geçti.
Dolayısıyla Vehip Paşa, yalnızca uzaktan emir veren bir komutan değildi. Batum, Artvin ve çevresinde yaşanan askerî ve siyasi gelişmelerin doğrudan içinde bulunan, bölgenin Osmanlı yönetimine dönüşüne tanıklık eden dönemin en önemli komutanlarından biriydi.
1918 yılında Elviye-i Selâse olarak adlandırılan Kars, Ardahan ve Batum bölgelerinde halkın geleceğini belirlemek amacıyla bir halkoylaması yapıldı. Bu referandum yalnızca siyasi bir tercih değildi; halkın kimliğini, aidiyetini, kültürünü ve yaşamak istediği ülkeyi ortaya koyduğu tarihî bir karardı.
Sami İlter tarafından daha sonraki yıllarda aktarılan oy dökümüne göre referanduma toplam 4.321 kişi katıldı:
— Türkiye’ye bağlanma yönünde oy kullanan: 2.669 kişi
— Karşı oy kullanan: 169 kişi
— Çekimser kalan: 1.483 kişi
Buna göre oy kullananların yaklaşık yüzde 61,8’i Türkiye yönünde tercihte bulunurken, karşı oyların oranı yüzde 3,9’da kaldı. Yaklaşık yüzde 34,3’lük bir kesim ise çekimser kaldı.
Bu sonuç, Türkiye’ye bağlanma yönündeki tercihin açık ara önde olduğunu gösteriyordu. Çekimser oyların fazlalığı ise dönemin savaş, güvenlik, siyasi belirsizlik ve bilgi eksikliği şartları içinde değerlendirilmelidir.
Macahel halkı da bu tarihî süreçte geleceğine ilişkin iradesini ortaya koydu. Ancak referandumdan sonra bölgedeki siyasi dengeler yeniden değişti. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilmesi, Mondros Mütarekesi, İngiliz işgali, Gürcūstan yönetimi ve Sovyet ilerleyişi, halk oylamasıyla ortaya konulan iradenin kalıcı biçimde uygulanmasını engelledi.
1918 referandumu ile 1921’de çizilen sınır birbirine karıştırılmamalıdır.
1918’de halk kendi iradesini ortaya koydu.
1921’de ise devletler arasında yapılan Moskova ve Kars antlaşmalarıyla bugünkü sınır kesinleşti.
1921’deki askerî ve diplomatik sürecin en önemli isimlerinden biri Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ydı. Kâzım Karabekir Paşa, aynı zamanda Kars Antlaşması görüşmelerinde Türk heyetinin başkanlığını yaptı.
Bu antlaşmalar sonucunda tarihî Macahel Vadisi ikiye bölündü.
Türkiye tarafında altı köy kaldı:
Camili, Düzenli, Efeler, Maral, Kayalar ve Uğur.
Vadinin diğer köyleri ise Gürcüstan sınırları içerisinde kaldı.
Burada söz konusu olan “Altı köy” değil, Türkiye’ye bağlanan “altı köy”dür. Bu altı köy aynı tarihî vadinin, aynı kültürün ve aynı akrabalık düzeninin bir parçasıydı.
Fakat sınır çizilirken yalnızca topraklar ayrılmadı.
Aileler ayrıldı.
Akrabalar ayrıldı.
Köyler, yaylalar ve otlaklar birbirinden ayrıldı.
Ticaret yolları kesildi.
Macahel’in Batum’la yüzyıllardır devam eden ekonomik ve kültürel bağları zayıfladı.
Türkiye’yi tercih eden bölge halkının; sınırın belirli bir derinliğine kadar serbest geçiş, Gürcüstan tarafındaki otlaklardan yararlanma, Batum Limanı’na ulaşma, ticaret yapma ve akrabalarını ziyaret etme gibi hak ve beklentilerinin bulunduğu kuşaktan kuşağa aktarıldı.
1921’den sonra da bir süre sınırın iki tarafı arasında belirli bir hareketlilik devam etti. İnsanlar Batum’a gidip geliyor, alışveriş ve ticaret yapıyor, karşı tarafta kalan akrabalarını ziyaret edebiliyordu.
Ancak 1936’ya gelindiğinde Sovyetler Birliği yönetimi sınırları tamamen kapattı. Askerî kontrol artırıldı ve sınır, aynı vadinin insanlarının arasına aşılması mümkün olmayan bir duvar gibi girdi.
Macahel halkı yalnızca akrabalarından ve Batum’dan koparılmadı. Türkiye tarafında kalan altı köy, ağır kış şartları nedeniyle yılın uzun bir bölümünde kapanan yollarla baş başa bırakıldı. Kar ve çığ tehlikesi yüzünden ulaşımın kesildiği dönemlerde sağlık, eğitim, ticaret ve sosyal hayat bakımından büyük mağduriyetler yaşandı.
Bu nedenle Camili Akrabalar Kapısı’nın açılması, sıradan bir sınır kapısı talebi değildir.
Bu kapı, 1918’de ortaya konulan halk iradesinin hatırlanmasıdır.
Bu kapı, bölünmüş ailelerin yeniden birbirine kavuşmasıdır.
Bu kapı, yüzyıllık tarihî bir mağduriyetin hafifletilmesidir.
Bu kapı, Macahel’in ekonomik ve sosyal hayata yeniden katılmasıdır.
Bu kapı, eko-turizmin, sınır ticaretinin ve bölgesel kalkınmanın önünün açılmasıdır.
Biz sınırların kaldırılmasını istemiyoruz. Devletimizin güvenlik tedbirleri altında, kimlik ve pasaport kontrolüyle çalışacak, insani ve kontrollü bir sınır kapısının açılmasını istiyoruz.
Türkiye ile Gürcüstan arasındaki dostluğa zarar vermeyen; aksine iki ülke arasındaki kültürel, ekonomik ve insani ilişkileri güçlendiren bir geçiş modeli kurulabilir. Akraba ziyaretleri kolaylaştırılabilir; sağlık, ticaret, turizm ve kültürel ilişkiler için özel geçiş düzenlemeleri yapılabilir.
1918’de halk sandığa giderek iradesini ortaya koydu.
1921’de sınırlar çizildi ve Macahel ikiye bölündü.
1936’da geçişler tamamen kapatıldı.
Aradan yaklaşık bir asır geçti; fakat Macahel halkının hasreti sona ermedi.
Bugün akademisyenlerin, tarihçilerin, hukukçuların, bilim insanlarının, muhtarların ve yerel yöneticilerin bir araya gelerek kapsamlı bir çalışma yürütmesi gerekmektedir.
1918 referandumunun kayıtları, Vehip Paşa’nın bölgedeki faaliyetleri, Kâzım Karabekir Paşa’nın 1921 sürecindeki rolü, Moskova ve Kars antlaşmaları, altı köyün Türkiye tarafında kalması, geçiş hakları ve 1936’da sınırın kapatılması bütün belgeleriyle ortaya konulmalıdır.
Bu mücadele yalnızca bir protesto değildir. Bu mücadele; halkın iradesinin, adaletin, aile bağlarının, eşitliğin ve insanlık onurunun mücadelesidir.
Geçmişi değiştiremeyiz; fakat geçmişten kalan bu hasreti bugünün hukukuyla, devlet aklıyla ve iki ülkenin dostluğuyla sona erdirebiliriz.
CAMİLİ–AKRABALAR KAPISI YENİDEN AÇILSIN !!!
MAÇAHEL VE GÜRCÜSTAN ARASINDAKİ AKRABALIK BAĞLARI GÜÇLENSİN !!!
AİLELER KAVUŞSUN, MAÇAHEL’İN GELECEĞİ GÜÇLENSİN !!!
Çünkü bu coğrafyada sınırdan önce insan, siyasetten önce akrabalık vardı.
































