Toplumlar büyük çoğunlukla ne yazık ki tecavüzcülerine aşıktır
Ben Müslümanım!
Batı dünyası, öyle muhteşem bir algı yaratıyor ki, kendi aklı olmayan yığınların kafatasına bu algılar anında ve sorgusuz yükleniyor, yığınlar birdenbire Ukrayna yanlısı ve Rusya düşmanı olabiliyor.
Servis edilen birkaç resim ve görüntüyle anında İran düşmanı olabiliyor.
İstenildiği an bütün müslümanlar ve İslam dünyası terörize edilebiliyor. Bunu bırakalım müslümanı müslümana kırdırmayı başarıyorlar. Örnek çok.
Son yüzyılın en büyük katliamları Batı kaynaklıdır. İki dünya savaşı, atom bombaları, Yahudi soykırımı, Vietnam, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Yugoslavya gibi sayılabilecek tonla örnek verilebilir.
Ama aynı terör, savaş ve katliam üreticileri nasıl oluyorda, bütün bunlara rağmen el üstünde tutulabiliyorlar?
Makyajlarını nasıl düzeltebiliyorlar? Nasıl kendilerine duyulan sempatiyi artırabiliyorlar? Nasıl her taşın altından çıktıkları halde hep başarılılar ve saygı görüyorlar ve imreniliyorlar?
Verilebilecek çokça örnek vardır. Çoğunu siz zaten biliyorsunuz.
Toplumlar büyük çoğunlukla ne yazık ki tecavüzcülerine aşıktır.
Ayrıca özellikle 2.Dünya Savaşı sonrası Batıda topluma sunulan refah ve bunun yarattığı konformist alan güvencesi, insanları hızla apolitikleştirmiş, kör, sağır ve dilsiz yapmıştır.
Kimse alanının daraltılmasını istememektedir.
Konform alanını terk etmek istemeyen yığınlar, haliyle güçlünün yanındadır. Ezilen, mağdur olan, kaybedenden nefret eder. Propagandaya direkt maruz kalmak için bütün antenlerini hazır tutarlar.
Ne mutlu bana ki, Türkiye dışından da müslümanlarla tanıştım. Akşam sabah hakaret etmeye doyamadığımız Araplarla da tanıştım.
Öğrenim dönemimde çok sayıda Filistinli arkadaşım oldu. Şimdilerde ise çoğu doktor olan filistinli öğrencilerim var ve hepside bir şekilde Gaza’daki ablukayı delerek buraya gelmişler. Aileleri orada.
Birisine derste Almanya’da en çok hoşuna gidenin ne olduğunu sorduğumda, istediği yere gidebilmesi duygusunu yaşamaktan çok mutlu olduğunu söylemişti.
Şimdi bu öğrencilerim burada kıvranıyorlar. Aileleri, evli olanlarınsa çoluk çocukları orada.
Türk ordusu Afrin’e girdiğinde de Afrinli bir iki kadın öğrencim vardı. Hepsi perişandı. Ailelerinden haber alamıyorlardı.
Pırıl pırıl müslüman ve Arap öğrencilerim oldu. Hepsi aklı başında, saygılı, sevgi dolu zeki, okumuş, birkaç dil bilen, barış özlemi içerisinde yaşayan öğrencilerim oldu.
Sırf bu öğrencilerim için bile “ben müslümanım!” demeyi hem bir gereklilik hem de biraz olsun onlara olan sevgimin bir parçası olarak, onların yanında olduğumu gösterebilmek için gururla söyleyebilirim.
Uzatmayalım;
Bizim ülkemizde bile müslümandan tiksinen, iğrenen, onu her türlü pisliğin başı olarak gören, avanak, aptal, gerizekalı, taşralı gören üstenci, kendilerine göreyse modern, avrupai ve sayısal olarak hiç de azımsanmayacak sayıdaki insanların paylaşımlarında, yorumlarında Batı’nın müslüman algısının ne kadar da cisimleştiğini görmek beni çok rahatsız ediyor.
Biraz da bu rahatsızlığın itmesiyle bir ateist olarak bir kez daha “ben müslümanım!” diyorum.































