Akşam…
Sıcak ve nem haddini aştı. Trabzonun bu mevsim nemi futbolu kadar meşhurdur. Direniyoruz. İlerleyen saatlerde biraz düzelir.
Her zamanki gibi annem odasında tv izliyor, trt müzik Metin Şentürk proğramı, geçen dedi ki bana ” ha bu uşak kör ama çok şarkı biliy”…ne düşünmüşse artık.
Silah bırakma işi zaten kafası karışık olanların kafasını iyice karıştırdı, ne diyeceklerini şaşırmış durumdalar. Allah akıl fikir versin. Kıblesini şaşıran insana bir şey anlatamazsın. Ben polemik yapmayacağımı duyurmuştum zaten.

Mahalleden, çocukluktan birbirimizi bildiğimiz bir kadın arkadaşım aramıştı, bu gün buluşalım, laflayalım diye. Öğlenden sonra buluştuk. Yıllar yılı görüşememiştik, ben Trabzonda değildim. Çok iyi oldu, sabah biraz kurabiye yapmış, yeriz diye… eline sağlık arkadaşım. Üç dört saat oturduk, güzel sohbet ettik. Geçmişten, çocukluk, okul yılları, çoluk çocuk derken laf aldı yürüdü. Yine buluşalım diyerek ayrıldık. Silah bırakma işi bana göre iyi oldu,dedi. Seni de okuyorum, öyle yazmışsın dedi. Bir de bana ” kendini fazla üzme” dedi…olur,dedim.
Köpeğim şilayı bir akşam gezdirirken yoğun bir havai fişek atışı oldu, güzel kızım çok ürktü. Adeta beni sürükleyerek eve doğru koştu, sonraki günler gezmeye çıksakta, hemen eve dönmek istedi, iki gündür de tasmayı görünce gizleniyor, çıkmak istemiyor. Nasıl düzelteceğim bilmiyorum. Eskiden hatırlıyorum köylerde köpek daha yavruyken silah sesine alıştırılıyordu, hasmın gelirse silah sesinden ürküp kaçmasın diye… şilayı da böyle mi alıştırsaydım yavruyken…bu havai fişek işi kaldırılmalı.

Hava aynı ağırlığıyla sürüyor.
Birazdan bahçeye ineceğim. Viski artık buz istiyor. Biraz içeceğim. Sessizliği dinleyeceğim, içimi dinlemekten yoruldum, bitap düştüm. Aklıma ve ruhuma mukayyet olmam lazım. Hayat sürüyor. Ama…































