DİN İMAN
FALAN FİLAN
Seksen öncesi sosyalizm cephesinde,karınca kararınca veriyorduk mücadelemizi.Babam mütedeyyin bir müslümandı.Çevrede sayılan,sevilen bir kişiydi.
Çevreden,hakkımda “Ula çecuklarun
içinda babasina en çok benzeyan Hasandur.Birda namaz gilsa oni mebus bila yaparduk..” söylemleri geliyordu kulağıma.
Bense “Mademki devrim yapmaya soyunduk,eh mutlaka halkın sempatisini,sevgisini kazanmak gerekir” diye düşünür;ne yapmam gerektiği konusunda kafa yorardım.
Köyümüz,kasabaya onaltı km.uzaklıkta bir dağ
köyü idi(Tüm Gürcü köyleri böyle idi ki!!) O zamanlar KÖYKOOP ve ORKÖY gibi kuruluşlar vardı ki Bulgaristan ve Romanya gibi sosyalist ülkeler,devlete kredi vermez;KÖYKOOP ve ORKÖY’e gübre,traktör vs.gibi tarımın olmazsa olmaz gereksinimlerini verirdi.
Bir kooperatif kurmaya karar verdiğimde,yine çevremde:
“Ula u gomonist,dinsuz,Allahsuzdur.Yemeği yenmaz,cemaatlerinda bulunulmaz.” söylemleri kulağıma geliyordu.
TEPEKÖY VE ÇEVRESİ ORMAN KÖYLERİNİ KALKINDIRMA KOOPERATİFİ’ni kurduğumda,kurucu yedi üyeyi zor bulmuş;dördünün katılım payını ben karşılamıştım.Bir çok projemiz vardı.Ne ki bir Allah’ın sekizinci kulu koopertifimize ortak olmuyordu.Derken korkunç bir gübre darlığı başgösterdi.İlaçlık desen bir kilo bile gübre bulunamıyordu.
Fındık desen,gyavurlarca alıştırımıştı gübreye.Kasabanın Zirai Donatım Kurumu Müdürü öğrencimdi.Dedim “Evlat bana gübre” Dedi “Hocam
gübre gelince ilk senin haberin olacak.”Derken bir gece vakti çalındı kapım.”Hocam,gübre geldi.Bir kamyon al ve yarın Trabzon limanına
gel.” Dünyalar benim olmuştu.Gece mece demeden bir kamyon ayarladım.Ve gece yarısı düştüm Trabzon yollarına öğrecimle beraber.Yirmi ton gübre sardım kamyona.Ertesi gün(ne güzel ras-
lantı) günlerden cuma.Namaz sonrası ulaştım köye.Millet camiden yeni çıkmaya başlamıştı.Davut Dayı.Köyün muhtarı.Mekanı cennetir ke-
sinlikle.Biz ona Davtemyay(Davut Emmi) derdik.Son derece dürüst,espriektüel bir kişiydi.
Anı içinde anı:
Sarp kapısı açıldığında Gürcüler gelip gitmeye başlamıştı.Bir Gürcü ailesini konuk etmişti.. Davtemyaya Ertesi gün sordum:
“Davtemyav,nasil anlaşabildun mi?”
“Ara çoo..Çvenebura ar itsian(Hayır bizim dilimizi bilmiyorlar)”
Camiden ilk çıkanlardandı Davtemyay.Eli götünün üstünde kamyonun çevresinde bir tur attı.
Merakla
-E rai çoo?(Bu nedir ula..!)
-Dzeğeneri emyav dzğeneri(Bok emmi bok)”
-Ver ula
-Yookk.. Önce kooperatife ortak olacaksınız.Bir yıllık ödentiyi peşin vereceksiniz.Sonra hane başı ikiyiz kilo gübre.Para peşin.
Çıkardım ortak kayıt defterini.Bir yandan ortak kaydediyor;bir yandan da gübre dağıtıyordum.Ortak sayısı yüzü geçmişti.
Zafer kazanmış bir komutan edasıyla;biraz da şımarıkça:
-Eee..! Noldi şimdi?Hani ben gomonist idum!Hani
ekmeğum yenmaz idi! Hani cemaatumda bulunulmaz idi.
Ula ikiyuz kilo poxa dininuzi sattunuz daa!!”
Köylülerin yüzünde acı bir gülümseme..
-Şakaydı ula şaka..Ula oni oyle diyanun anasini avradini…
Ortaklık ve gübre dağıtım sırasının en başında hakkımdaki o söylentiyi çıkardığını çok iyi bildiğim hoca vardı.
Nerden aklıma geldiyse.. paylaşmak istedim.
Sevgilerimle.
*🙏🫂
SONRA
12Eylül1980 faşist darbesi oldu.Tutuklandım.
Benim gariban köylülerim(!) birilerinin kışkırtmasıyla,sıkıyönetim mahkemesinde aleyhimde kooperatif kongresinde enternasyonal marşını söylettiğim doğrultusunda tanıklık yaptılar.
Yargıca:
-Syn.Yargıc,enternasyonal sözcüğünü doğru dürüst söyleyebilirlerse.. suçlamayı kabul ediyorum.
Dedim. :))))
Dili dönüp söyleyemedi.





























