Tea Tetradze
Yolsuzluk…
Yolsuzluk dünyanın hemen her yerinde varlığını sürdüren, adeta geri döndürülemez bir süreç haline gelmiş durumda. Ancak emekli maaşının 380 lari olduğu, ücretlerin insanların temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaya yetmediği böylesine bizim gibi küçük bir ülkede yaşananlar artık sınırları aşmış durumda.
Üstelik mesele Gürcistan’da yalnızca İrakli Garibaşvili ile başlayıp onunla bitmiyor. Gerçek anlamda bağımsız ve düzgün işleyen bir yolsuzlukla mücadele komisyonu kurulacak olsa, muhtemelen hükümetin, üst düzey kamu görevlilerinin ve iş dünyasının önemli bir bölümünün hesap vermesi gerekecek.
Fakat kimse bunun için ciddi bir mücadele yürütmüyor. Çünkü halk ya yoksulluğa ve çaresizliğe alışmış durumda ya da çareyi ülkeyi terk edip göç etmekte buluyor.
Bugüne kadar ne bankaların fahiş faiz oranlarına, ne insanca yaşamaya yetmeyen emekli maaşlarına, ne de gülünç düzeydeki ücretlere karşı kitlesel ve sürekli bir protesto ortaya koyabildik.
Sonuçta, “Başına ne gelirse gelsin Davit, hepsi kendi başının işidir” anlayışıyla yaşadıklarımızda bizim de payımız var. Bizi bu noktaya getiren şey; toplumun bireylere bölünmesi, “birilerinin adamı olma” anlayışı ve tiksindirici düzeydeki siyasi-partizan radikalizm oldu.
Şevardnadze döneminin siyasi ve ekonomik çevreleri yaptıklarının hesabını vermeden kurtuldu. Mişa ve çevresindekiler de bugün hâlâ elde ettikleri ve ülkenin kaynaklarından götürdükleriyle yaşamlarını sürdürüyor.
Şimdi ise aynı düzen başka isimlerle devam ediyor. Garibaşvili’nin kayınpederi Tamaz Tamazaşvili’nin yıllar boyunca Kaheti’nin önemli bir bölümünde kurduğu nüfuz ve ekonomik yapıdan söz ediliyor. Tamazaşvili soyadını daha çocukluğumdan beri duyuyorum.
Biz ise bütün bunları sorgulamadan, koyun sürüsü gibi akıntının peşinden gidiyoruz.
Bu arada hayatımız geçip gidiyor. Ne gençliğimizi yaşayabildik ne de yaşlılığımızı huzur içinde geçirebildik. Yıllarımız, geçim sıkıntısı ve bir lokma ekmek kazanma mücadelesi içinde tükenip gitti.






























