Churchill’in “Mutfaktaki Mozart” Dediği Egemenlerin Sofrasındaki Racha’lı Aşçı: Alexander Rtveladze
İnsan kaderinin ne kadar beklenmedik ve dramatik olabileceği bazen en görkemli romanlara taş çıkarır. Gürcistan’ın Oni bölgesindeki Şeubani köyünde büyüyen sıradan bir Racha’lı çocuk olan Alexander Rtveladze, yıllar sonra mutfak sanatıyla dünyanın kaderini belirleyen üç dev ismin; Franklin Roosevelt, Winston Churchill ve Joseph Stalin’in hayranlığını kazanacağını muhtemelen hayal bile edemezdi.
Bu virtüöz hakkındaki bilgiler, Amerika’da yaşayan Gürcü Manana Goşadze’nin mektubuyla gün yüzüne çıktı. Goşadze’nin babası, Stalin ve Beria’nın Racha’lı aşçısı hakkındaki hikayeleri bizzat hatırlıyordu. Ancak Gürcistan’ın emektar gazetecisi Levan Dolidze olmasaydı, bu paha biçilemez anıların yeniden canlandırılması neredeyse imkansız olurdu. Zira o karanlık dönemde, Sovyet liderlerine yakın olan kişiler hayatta kalabilmek adına kendilerine dair her türlü belgeyi bizzat yok ediyorlardı.
”Görünmez” Bir Kahramanın Keşfi
Levan Dolidze, Alexander Rtveladze ile 1975 yılında Tiflis’teki Merkez Komite yemekhanesinde tesadüfen karşılaştı. Orada, muhtemelen KGB Generali Çiburdandidze’nin referansıyla çalışan çevik ve yaşlı bir aşçı, harikalar yaratıyordu. Bir gün Dolidze yaşlı adama evine kadar eşlik etmeyi teklif ettiğinde, yolda Alexander’ın oğluyla karşılaştılar. Gazeteci ile aşçının oğlu Sololaki’de birlikte büyümüşlerdi ancak arkadaşı babasından hiç bahsetmemişti; o, çocukları için bile tamamen “görünmez” bir figürdü. Bu sıcak karşılaşma yaşlı aşçıda bir güven duygusu yarattı ve büyük sırrını Dolidze’ye açtı: O, önce Lavrenti Beria’nın, ardından bizzat Joseph Stalin’in özel aşçılığını yapmıştı.
Milyarderlik Teklifini Reddeden Yetenek
Rtveladze’nin büyük mutfak yolculuğu, 20. yüzyılın başında Tiflis’te başladı. Gürcistan’ın bağımsızlık döneminde hükümet yemekhanesinde çalışarak General Giorgi Mazniaşvili ve Giorgi Kvinitadze gibi isimleri ağırladı. Bolşeviklerin gelişinden sonra ise yolu Chiatura’ya düştü. Burada, Amerikalı iş insanı Averell Harriman’ın manganez tesislerinde çalışmaya başladı. Daha sonra Amerika’nın ilk Sovyetler Birliği Büyükelçisi olacak olan Harriman, Racha’lı aşçının dehasına öylesine hayran kaldı ki onu Amerika’ya götürüp milyarder yapma sözü verdi. Ancak Alexander, vatanında kalmayı tercih ederek Transkafkasya Bolşevik Partisi yemekhanesinde çalışmaya devam etti. Beria ile yolları burada kesişti; Beria, yemeği tadar tatmaz aşçıyla bizzat tanışmak istedi.
Moskova Yılları ve Savaşın Gölgesinde Bir Dostluk
1938 yılında Stalin Beria’yı Moskova’ya çağırdığında, Beria sadık aşçısını da yanında götürdü. Üst düzey çevrelerde aşçının sadakati bir ölüm kalım meselesiydi. Stalin, Beria’nın evinde yediği yemeklerden sonra Rtveladze’nin yeteneğine hayran kalarak onu Kremlin’e aldırdı. Güven o kadar büyüktü ki Stalin çocuklarını bile ona emanet ederdi.
Rtveladze; 1943 Tahran ve 1945 Yalta konferansları gibi tarihi dönüm noktalarında Stalin’in yanından hiç ayrılmadı. İkinci Dünya Savaşı’nın en ağır günlerinde, Almanlar Moskova kapılarına dayandığında Stalin aşçısına insani bir merakla sormuştu: “Alexander, korkuyor musun?”. Aşçı korktuğunu itiraf edince Stalin gözlerinin içine bakarak onu teselli etmişti: “Korkma, biz her halükarda kazanacağız!”.
Mutfaktaki Mozart ve Paganini
Rtveladze’nin kulinari dehası, Tahran Konferansı sırasında Winston Churchill’in doğum gününde zirveye ulaştı. İngiltere Başbakanı’nın mersin balığına (sturgeon) olan düşkünlüğünü bilen Rtveladze, imkansızı başardı: Hazar Denizi’nden sadece üç saat içinde devasa bir mersin balığı getirtti. Kremlin mutfağında buna uygun kap bulunamayınca, balık paslanmaz çelikten dev bir leğende pişirildi.
Balık, Leningrad Müzesi’nden özel olarak getirilen Büyük Petro’ya ait devasa bir tepside, Gürcü baharatlarıyla harmanlanmış şekilde sunuldu. Etki muazzamdı. Ziyafetin sonunda hayran kalan Churchill, Rtveladze’yi yanına çağırarak ayağa kalktı ve şu tarihi sözü söyledi:
”Bugün sizin şahsınızda bizzat mutfak sanatının Mozart’ını gördüm.”
ABD Başkanı Roosevelt ise bu yoruma bir ekleme yaparak şunu ekledi:
”Bense sizin mutfağın Paganini’si olduğunuzu düşünüyorum.”
Stalin ve Beria döneminin ardından pek çok kişi baskılara kurban gitse de, Alexander Rtveladze sadece mutfak sanatıyla ilgilendiği ve siyasetten uzak durduğu için hayatta kalmayı başardı. Devirlerin değiştiği, liderlerin gelip geçtiği o fırtınalı yıllardan geriye, Racha’lı bir aşçının dünya liderlerini aynı sofrada büyüleyen o eşsiz lezzetleri ve sır gibi saklanan hikayeleri kaldı.
Yazar: K. Kvernadze
Çeviri: www.gurcuhaber.com























